EYVAAAH! BÜYÜYORUM ANNE...
Reklam
Reklam
Reklam
Özge Günal

Özge Günal

EYVAAAH! BÜYÜYORUM ANNE...

12 Mayıs 2018 - 23:49



Büyüyorum ben anne.
Hiç mi hiç istemesem de,
Büyüyorum galiba.
Yaş alıyorum her giden yıldan,
Yaşlanıyor bir bir hatıralarım.
Geçen her yıl,
Zamanımdan çalıyor gizliden gizliye.
Beni, özlediğim o geçmişe götürsen ya anne.
Bir anlatsan ya bana tekrar tekrar beni,
Bizi.
En başa gitsen ya anne.
Olur mu?
En başa...
...
Evet lütfen!..
İşte, tam da oradan başla anlatmaya.
İlk doğduğum günü,
Nasıl bir bebek olduğumu,
Neye benzediğimi,
En çok neye ağladığımı anlat bana.
Senin sütünden sonra,
İlk tanıştığım yiyeceğe verdiğim o komik surat ifadesini yapsana bana.
Hay Allah, 
Ne de şapşalmışım o suratla.
...
Beni çocukluğuma götürsen ya anne.
Çocukluğuma...
Yarım yamalak kurduğum o ilk cümlem neydi mesela?
Ben en çok neyi severdim,
Neye en çok gülerdim kahkahayla?
Anne, 
Bugün tıpkı kuzularımın yaptığı gibi,
Kollarımı kocaman kocaman açıp da,
Koşar mıydım ben de sana?
Onların sıcacık nefeslerinin ısıttığı gibi,
Nefesim ısıtır mıydı senin boynunu da?
...
Anne,
Şimdi de beni, az biraz hatırlayabildiğim zamanlara götürsen!
Olur mu?
Doğuda yaşadığımız anılara gitsek mesela.
Hani televizyonun olmadığı, o tozlu yıllarımıza.
Bir göz odanın içinde,
Gaz lambası ile geçirdiğimiz o telaşsız akşamlara.
Bir odaydı di mi evimiz anne?
O bir oda ne çok işe yarardı aslında;
Oturmaya,
Yatmaya,
Ha bir de banyo yapmaya.
Ne de güzeldi her şey.
Şimdi düşündüm de;
O bir göz köy evi odalarında,
Bin oluyormuşuz meğer biz birbirimizle,
Eşle ve dostla.
...
Doğu hayatı ne başkaydı di mi anne!
Suyu olsa çeşmesi olmaz,
Çesmesi varsa da suyu akmaz.
Haftanın bilmem kaç günü o ellerle buluşan yığılı çamaşırlar,
Dışarıda odun ateşi üstünde kaynatılan beyazlar,
Tabi bir de,
Her öğün sonrası buz soğunda yıkanan kap kacaklar,
"Eş yapımı" tereklere itina ile dizilen bardaklar.
Hepsi şuan en güzel anılar be anne.
Anne,
Hani tuvaletler evlerin dışında,
Bahçenin bir köşesinde olurdu ya.
Akşam çişi gelen,
Korkudan diğerini beklerdi birlikte gitmek için.
Tuvalete bile birlikte gidermişiz be anne.
Şimdi düşündüm de!..
Nasıl da birleştiriyor,
Nasıl da bizi bir yapıyormuş o hayatlar.
Bir sininin etrafında,
Bir kap içerisinde birlikte yenen yemekler,
Bir göz odanın içinde,
Bir sedirin üstünde,
Hep birlikte edilen uzun sohbetler...
...
Anne,
Çocukluğumuzun o en güzel zamanlarının geçtiği,
Anadolu'daki köy anılarımızdan da bahsetsen ya biraz bana.
Hani kardan kapanan yollarda,
Birimiz kucakta,
Diğerimiz omuzlarda,
"Son model bir babayla" düşerdik ya okul yoluna.
Hem öğretmen,
Hem baba Haşim,
Kucakladığı gibi,
Nasılda hiç "offf" bile demeden götürürdü bizi dakikalarca omuzlu-kucaklı toplu taşımayla!
Hani hiçbir şeyimiz yokken bile,
Çok şey olabiliyorduk ya birbirimize.
Hadi,
Şimdi o yılları anlat bana.
...
Anne,
Biliyorum artık ben de!
Anne olmak zor işmiş,
Meşakatliymiş,
Çoook uzun bir yolmuş meğer.
Hiç bir zaman bitmiyormuş telaşı da.
İçinde her tatdan duygu varmış;
Endişesi,
Neşesi,
Kalp ağrısı,
Huzuru,
Gururu...
Her türden duygu varmış anneliğin özünde.
Ama çok da güzelmiş be anne annelik.
Her şeyden değerliymiş,
Hiç tereddütsüz her şeye değermiş ölesiye.
...
Her şey bir tarafa da,
Beni dünyaya getirerek annelik duygusunu,
Dünyada hiç bir şeye değişemeyeceğim bu tadı yaşamama vesile olduğun için ödeyemem hakkını.
Anne,
Biliyorum artık ben de;
Anne olmak zormuş.
Hele de bizim bebekliğimizin,
Bizim çocukluğumuzun,
O yokluğun annesi olmak daha da zormuş.
...

"Yokluğun, çaresizliğin, hastalığın anneleri başta olmak üzere, tüm annelerin her gününü yürekten kutluyor, tüm annelere yavrularının nefesleri ile anlamlanan nice nice günler diliyorum."

Özge GÜNAL AKGÜL
MAYIS/2018

YORUMLAR

  • 0 Yorum