• Reklam
Reklam
Reklam
Özge Günal

Özge Günal

Cin gibi milletiz...

07 Şubat 2019 - 23:30

Ne zaman bir markete girsem,

Raflardaki süt veya süt ürünleri ile buluşacak olsa elim,

Bir şeyler dürtüyor işte beni niye ise!

"Geç şu en öndeki ürünleri aman deyim,

Uzan iyice arkaya doğru dizilmiş ürünlere" diye.

Önce,

"Yok canım,

Yapmaz insanlar bu kadar da ince hesaplar,

Bu kadarının peşinde de koşmazlar,

Düşmezler asla, sadece o kısacık günü,

O anı kurtaracak,

Ama uzun soluklu güven kaybettirecek bu denli ucuz saçmalıkların peşine" diyorum!

Ama sonra yenik düşüyorum işte o içimdeki sese.

Evet,

Yenik düşüyorum gerçekten iyi ki de.

Öndeki ürünlerin son kullanma tarihi,

Genellikle yarın öbür gün bitiyor görünürken (aynı gün bitenlere,

Hatta ve hatta günü geçmişlere bile rastladım bu arada),

Bir miktar geride,

Daha ileriki günleri gösteren son kullanma tarihine sahip ürünler duruyor arka arkaya.

Belli ki bu sıralama, 

Çok ileri düzey zekalarca konulmuş ortaya.

Nasıl?

Cin gibi millet değil miyiz ama!

...

Pazarda durum farklı mı sanki!

Tezgahın en güzel yerinde,

Tezgah önünde,

"Al beni abiii", 

"Al beni ablaaa" diye diye bağıran, 

Işıl ışıl göz süzen,

Taze mi taze sebzeler,

Meyveler...

Eve gittiğimizde,

Torbalardan çıkan ürünler,

Pazarda gördüğümüz ürünlerin ninesi,

Dedesi,

Büyük büyük babaannesi görüntüsünde ne hikmetse!

Pazarcının da bir suçu yok tabi!

Biz eve gelene dek,

O koskoca mesafede, 

Epey bir yaşlanıyor ürünler de haliyle.

...

Farklı değil ki mağaza vitrinlerindeki durum da.

Camekanlı kısımlar pırıl pırıl her daim;

"İçeri gel, 

İçeri gel" diye çıldırmakta.

Ayrıca her zaman en davetkar haliyle,

En samimi şekliyle buyur eder modda.

Peki ya içerisi!

İçeride, 

O gözümüze gözümüze sokulan,

Kocaman kocaman fiyat etiketlerine ne demeli!

Hani şu pahalı olmaya sadece bir kuruş kalacak şekilde tasarlanmış olan.

Şu sadece başı değişip de sonları hep aynı kalan etiketler hani,

...,99 ' lu etiketler var ya...

İşte onlar da ayrı bir dünya hali.

Millet, o bir kuruş eksiğe aldanıp,

Doluşuyor ya bir de o sancılı kuyruklara;

Ne mutlu işte o vakit,

O mağazanın, 

O keskin,

O kıvrak zekasına.

Ya üzeri kocaman çizilen eski fiyatlar ve neredeyse yüzde 75' lere,

Yüzde 80' lere varan indirimler!..

Her şey bir tarafa da,

Hiç kar gütmeksizin,

Sadece ve sadece sevap uğruna yapılan satışların en insancıl,

En samimi,

En çarpıcı örneği işte onlar.

...

Her işimiz böyle değil mi ki bizim!

En basitinden,

Evde,

İş yerlerinde,

Nerede olursa olsun, 

Ustasına işin ehli diye iş verdiğimizde,

Sonuç olarak yapılan işin görünen kısımları kusursuz,

Göremediğimiz o saklı kalmış kısımları ise  kusurlu olur büyük ölçüde.

Diğer taraftan, 

Bakın şöyle bir etraflıca etrafınıza,

Binaların dışında her türlü süs,

Her türlü şaşa,

İçlerine gelince, 

Ucuz insanların,

Ucuz düşünceleri ile dolup taşmış durumda.

Ha şunu söylemeden de geçemeyeceğim ama;

Üst yapıda dehşet iyiyiz. 

Alt yapıya gelince;

İşte o,

O her an patlamaya hazır bomba.

Ne zaman, 

Kimin,

Hangimizin başına bir şey geleceği muamma.

Eee şimdi böyle bakınca da,

Bizim bu hinlik,

Cinlik olayları,

Millet bazında genetik olabilir mi ki acaba!!!

...

 

"İşi öğrenmeden hilelerini öğrenmeye, cin olmadan adam çarpmaya meyilli şu genetik yatkın hallerimizden acilen kurtulabilmek dileği ile..."

YORUMLAR

  • 0 Yorum