• Reklam
Reklam
Reklam
Özge Günal

Özge Günal

BİR İNSAN, BEŞ ENSTRÜMAN!..

14 Şubat 2019 - 22:27

Siz hiç, 

Konuşan enstrümanlar gördünüz mü hayatınızda?

Birbirleri ile sohbete tutuşmuş,

Bazan birine dert yanıp,

Derdini birileri ile paylaşarak hafiflik bulmuş,

Bazan içinde tutamadığı heyecanına yanındakini de ortak ederek onunla birlikte coşmuş,

Keyiften çıldırmışlığını gerdan kıra kıra,

Oynak oynak bastığı notalarla,

Hüzünden kahrolmuşluğunu ise döktüğü sicim gibi melodilerle ortaya koymuş enstrümanlar!..

...

Müsadenizle o halde insanlık, 

Bir yere,

Birine götürmek istiyorum şimdi ben sizi.

O yerde tüm enstrümanlar sanki konuşur gibi.

İşin bir diğer enteresan yanı,

Asıl onları dile getiren insanın,

Onları resmen iliklerine kadar yaşayıp,

Onlarla basbayağı konuşuyor olması.

Bir enstrümanı eline alıp da,

Onunla o anı doyasıya yaşamaya başladığı anda,

Başlıyor adeta ikilinin gizli sohbeti.

Çok da zor değil hani;

Tahmin edebilmek onların o derin,

O akıcı sohbetlerinin içeriklerini.

Çünkü Vedat Yar, 

Gerek mimikleriyle,

Gerekse beden diliyle öyle güzel,

Öyle yürekten geçiriyor ki insana o tatlı tatlı,

O naifçe edilen sohbetleri.

Sazıyla dertleşiyor,

Kemanıyla ağlaşıyor,

Uduyla yanıp,

Gitarı ile coşup,

Pianosu ile türlü duyguların etrafında dans ediyor adeta.

Sazının gönlü ataşlara yanıp giderken,

Kemanı Aysel Gürel' in Firuze' sine ağlarken,

Udunun yüreği "Ah bu şakıların gözü kör olsun" diye isyandayken,

Gitarı "Aşk tuttu elinden benim" deyip çılgınlar gibi oynarken,

Pianosu sadık yarinin kara toprak olduğunu düşünüyorken,

Her birinin anlattığına,

Her birinin duygusuna,

Her birinin yaşanmışlığına,

Nasıl bir saygı ve titizlik ile ayrı ayrı ortak olduğunu görüp,

Bu anlamlı birlikteliğe,

Yürekten ortaklık ediyor insan onları dinlediğinde.

Ve onun, 

Enstrümanlarına elleriyle,

Parmaklarıyla değil,

Yüreği ile,

Ruhu ile dokunduğunu hissedebiliyor dinleyen her seferinde.

...

Kendisine ulaşıp,

'Ne demek isterdiniz sizi dinleyen,

İzleyen,

Takip eden insanlara?' diye sorduğumda Vedat Yar' a;

"Hayatlarında iyilik olsun öncelikle,

Ve mutlaka müzik olsun hayatlarında bir şekilde" diyebildi sadece.

Daha da ne desin ki hakikaten!

Bu iki unsurun yer edinip de,

Besleyemediği tek bir ruh söz konusu olabilir mi sizce!

Vedat Yar gibi usta insanların dili bir başka oluyor zaten.

Usta insanın dili de,

Sözü de yaptığı sanatı oluyor zaman içerisinde.

İşini iyi yapan insanların,

Hayat karşısındaki o esaslı duruşlarının göstergesi de bu değil mi işte;

Susmak ve sadece yaptığı iş ile konuşmak,

Konuşulmak. 

Onun da her hecesi,

Her kelimesi,

Her bir cümlesi sanatı olmuş gerçekten.

Vedat Yar, 

Dillendirdiği beş farklı enstrümanı ile tüm duygularını en etkili biçimde,

En doğal,

En olduğu haliyle ortaya koyuyor kendi dilince.

Bugün çok daha fazla kazanabileceği,

Hayatını bir başka boyuta taşıyabileceği ortamlarda,

Üstelik çok da rahat kendisine yer bulabilecekken,

O,

Yetmiş metre karelik müzik bahçesinde,

Kendince yarattığı mütevazi bir ortamda,

Yarattığı mütevazi hayatıyla, 

Kendisini sadece ve sadece sanatına,

Öğrencilerine,

Öğrenmeye ve öğretmeye adamış durumda.

Ne şanslı ki o öğrenciler,

Bir enstrümanı böylesine usta bir gönülden tanıyıp öğrenirken,

Diğer taraftan böyle bir ustanın hayat karşısında sergilediği, 

O her anlamda hissedilebilen sağlam duruşundan,

Değerli tecrübelerinden de çok şey öğreniyorlar aynı zamanda.

Yine ne şanslılar ki;

"Ben de hala,

Her geçen gün yeni yeni şeyler öğreniyorum.

Müzik yolunda öğretmeye ve öğrenmeye devam" diyebilecek kadar kibirsiz,

Ve kendisini bir adım ileri taşıyabileceğini düşündüğü her türlü yeniliğin peşinden tereddütsüz koşabilecek kadar enerjik,

Müzik adına yaşadığı her türlü bilgi,

Birikim ve deneyime rağmen,

Amatör ruhunu hiç kaybetmemiş olmanın heyecanında bir kılavuzları var yanıbaşlarında.

Ve yine ne şanslılar ki;

Her konuşmasının,

Her yazışmasının sonuna,

Hem de her defasında,

"Sevgiler, Saygılar" diyerek,

"Teşekkürler" ekleyerek,

Hayata ve karşısındaki insana verdiği kıymeti,

Kendisine has bir özenle gösterebilen kıymetli bir insan var karşılarında.

...

Gerçek anlamda kendisini sanata adamış sanat insanları,

Sanatını yalnızca insanlık adına yapar.

Etrafına,

Sevdiklerine,

Sevenlerine,

Halkına fayda sağlayabilmek uğruna icra eder sanatını.

Tıpkı,

Tıpkı şöyle dönüp de geçmişe baktığımızda,

Geçmişimizde bıraktığımız,

Ama izleri bugüne kadar taşınabilmiş olan o değer yüklü gerçek sanatçılar gibi.

Günümüze gelindiğinde ise,

Yapılan işin adı sanat olmaktan çıkmış durumda.

Gerçek sanat insanı,

Yaptığı anlamlı işlerle halkını,

Halkının ruhunu doyurmayı hedeflerken,

Ve bu his bile tek başına onu beslemeye yetebiliyorken,

Bugünün yalandan sanat yapanları, 

Daha çok ceplerini doldurmanın peşinde sanki.

O zaman yine Vedat Yar ve onun gibi gerçek sanat insanlarını, 

Gerçek sanatçıları aramaya,

Aradıkça bulmaya,

Buldukça yaşamaya,

Yaşadıkça da, 

Yine yeniden tekrar tekrar onları yaşatmaya.

...

 

"Tıpkı dünde olduğu gibi, yine bugün de, sanatını insanlık için icra etmeye çalışan değerleri bulup bu değerleri başımızın tacı yapabilmek dileği ile..."

YORUMLAR

  • 4 Yorum
  • Sinan çiçek
    3 ay önce
    Bütün yazdıklarınıza aynen katılıyorum çok güzel yazmışsınız Vedat hocamızı
  • Özge GÜNAL AKGÜL
    3 ay önce
    Çok teşekkür ederim Sinan Bey. Sizin de ortaklık eden yüreğinize sağlık.
  • Gülsüm Kayasan
    3 ay önce
    Okadar güzel anlatmışsınızki sanata ve sanatçıya olan saygınlığı.kaleminize ellerinize yüreğinize sağlık .Size ve değerli hocamız Vedat Yar Beye Şükran’larımızı sunuyoruz
  • Özge GÜNAL AKGÜL
    2 ay önce
    Çok teşekkür ederim Gülsüm Hanım. Sizin de tüm samimiyeti ile okuyup, ortaklık eden ruhunuza sağlık. SAYGILARIMLA...