• Reklam
Reklam
Reklam
İlksen Artan

İlksen Artan

Özgecan Arslan

11 Şubat 2019 - 18:35

 
11 Şubat 2015.
Hayatının en güzel çağında ki bir genç kızı, hayallerini gerçekleştirmek için başladığı okulundan, ailesinden, arkadaşlarından, umutlarından koparıp aldıkları, katlettikleri, hiç tanımadığımız birinin acısını ciğerimizde hissettiğimiz gün. Özgecan’ın yazık ki gözü dönmüş kişilerce hunharca öldürüldüğü, yakıldığı, ellerinin kesildiği, dövüldüğü ve tecavüze uğradığı gün. O kara, berbat, o çok kötü gün.
 
Bir babaya “Birinin beni bu kabustan uyandırmasını istedim” dedirten gün.
 
Geçmişten günümüze, bu dünya üzerinde o kadar zulüm, o kadar vahşet oldu ki. Aklımın asla almadığı, asla da alamayacağı...
Ama bu dünyada en fazla acıyı hep anneler yaşadı. Hep kadınlar yaşadı. Çocuklar yaşadı. Hayvanlar yaşadı.
 
Hayat mücadelesi zordur. Hiç kimse bir başkasının yaşadığı mücadeleyi ya da zorlukları bilemez. Herkesin zor hayatı da kendisinedir. Ama öyle bir şey var ki; işte onu her şeye rağmen insan kalabilmeyi başarabilenler hisseder ancak.
 
Özgecan’ın acısı da onlardan biri.
Mücadele varsa yaşıyorsundur.
Özgecan katledildi. Bundan tam 4 sene önce.
 
Üstelik ne ilk katledilen masumdu, ne de son oldu.
 
Küçücük bebeklerin, çocukların tecavüze uğradığı, istismar edildiği bir çağa denk geldik. Evet tarih öncesinden beri çok vahşet oldu ama insanlık günümüzde ilerleyeceğine geriledi. Beyinler çalışacağına tembelleşti. Ahlaksızlık normal bir hal aldı.
 
Peki ahlakı ne bozdu?
 
Aslında tek bir şey değil. Dirhem dirhem bozuldu.
Televizyonlarda bir sürü basit ve bayağı diyaloglarla ahlaksızlık meşrulaştırıldı. Toplumun canı yana yana hali kalmadı.
Şarlatanlık prim yapar oldu.
Şarkılar kalitesiz, televizyon programları, diziler kalitesiz, diyaloglar rezil...
 
Sürekli birbirleriyle seviyesiz konuşmalar yapan dizi karakterleri ve her bölümde fütursuzca gözümüzün önüne getirilen silahlar ve kadına şiddet.
Sürekli aile içi karmaşası, ağır abiler!
Ve zamanla sokaklar dizilerden fırlamış karakterlerle doldu. Yeni neslin içi de dışı da bomboş hale getirildi.
 
Oysa biz, Kemal Sunal ile büyüdük. Adile Naşit’le, naif ve tonton Nubar Terziyan’la büyüdük.
Nezaketi, komikliği, terbiyeyi, ahlakı elbette sadece televizyonlardan almaz kişi, ama örnek olurlar. Onlar bizim için en güzel örneklerdi. En mükemmel insanlardı. Eski zaman insanları şuanda da nazik ve genel toplum kurallarına hemen hemen bağlı kalmayı başarabilirken, çoğu gençte saygı, sevgi yok denecek kadar az.
 
Lütfen…
 Artık başta büyükler, önemli kişiler olmak üzere herkes, lütfen ama lütfen herkes gençlere güzel şeyler öğretmek için mücadele etsin, insan olduğumuzun farkına varabilsin. Dünya üzerinde sadece bir kum tanesi olduğumuzu, başkalarının da yaşam hakkının olduğunu artık öğrenelim. Ben dedim diye tabi ki düzelmeyecek hiçbir şey ama elimde ki imkanlarla yapabildiğim kadarıyla…
 
Özgecan’ı unuttuysak hatırlamakla başlayabiliriz. Özgecan’ı, Münevver’i ve onlar gibi katledilen pırıl pırıl gençleri unutmayarak, onlara bu kötülükleri yapanları ve bu durumu normalleştirmeye çalışanları reddederek başlayabiliriz.
 
Çünkü Albert Camus’un dediği gibi ben de “Çocuklara işkence yapılan bu dünyayı ölünceye kadar reddeceğim.”

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum