Hasretinden Prangalar Eskittim
Reklam
Reklam
Reklam
İlksen Artan

İlksen Artan

Hasretinden Prangalar Eskittim

23 Nisan 2018 - 14:51

Ahmed Arif.

Doğum gününün 21 Nisan olduğu yazar bazı biyografilerde. Aslında 23 Nisan 1927 Diyarbakır doğumludur Ahmed Arif. Ki asıl ismi Ahmed Önal’dır.

Bu bilgiyi Nebil Özgentürk’ün sosyal medya hesabından da teyid ettim aslında bugün. 21 Nisan’da bir çok platformda kutlandı Ahmed Arif’in doğum günü ancak Nebil Özgentürk hesabından “İşin aslı Oğlu Filinta bu sabah arayarak söyledi. Babası Ahmed Arif’in doğum günü 23 Nisan’mış meğer!! Ve çocuklar gibi sevinirmiş Ahmed Arif Usta; “23 Nisan’da doğdum, harika bir şey..” diye. “ diyerek açıklamış, düzeltme yapmış bizlere.

Bir başka kaynak da “Onedio.com” aslında. Ahmed Arif ile ilgili detaylı biyografiye “Onedio.com” yer vermiş. Gerçi birçok yazarın ve tarihte yer etmiş isimlerin biyografilerine ve aforizmalarına da kolay ulaşabiliyoruz sayelerinde. Yazımın içeriğinde de siteden alıntılar mevcuttur.

Bebekken annesi Sare’yi kaybetti Ahmed Arif. Ve hayatını babasının yanında geçirdi.

Sekiz kardeşin en küçüğüydü.

Çocukluğundan beri hep adaletin peşindeydi. Zerre haksızlığa tahammül edemiyordu. Öyle ki haksızlığa uğrayanın kendisinin olup olmaması bile fark etmiyordu. Haksızlığın tümüne tahammül edemiyordu ve kimseye yapılmasın istiyordu. Hele sevdikleri söz konusuysa bu tahammülsüzlük daha da şiddetli olabiliyordu.

Birçok şaire hayrandı. Faruk Nafiz, Nazım Hikmet, Orhan Veli, Cemal Süreya…

Ancak önceliği Cemal Süreya ve Nazım Hikmet’ti.

“Ben işte o yıllarda bu tarz şiirler yazdım. Biraz Nazım Hikmet, biraz Ahmet Hamdi Tanpınar, biraz Ahmet Muhip, biraz Cahit Külebi, biraz Behçet Necatigil, bunlarla beslene beslene, bunları sindire sindire, hep böyle yalpalaya yalpalaya, ama hiçbir zaman iyinin altında, yani ortaya yakın yazmayarak, kaliteli şiirler yazdım.”

Lisede Seçme Şiirler Dergisi’ne şiirlerini yollayıp, telif elde ediyordu. Asıl önemli olanı ise Ahmed Arif’in şiirlerinin büyük şair ve ney üstadı Neyzen Tevfik ile birlikte yayımlanıyor olmasıydı.

Gençlik döneminde yazdığı birçok şiirinin çoğu elinden uçup gitti. Bunu şöyle açıklıyordu Ahmed Arif;

“Defterler dolusu şiir vardı. Gecede 8-10 sayfa yazardım. Elbet kaliteli olanı vardı, olmayanı… Her biri bir kızda kaldı. Birçoğu da poliste… Geri alamadım, vermiyorlar…”

Şiirleri çok beklettiğini söylerdi. Yirmi yıldır hiç dokunmadığı şiirleri vardı. Öyle kalmasını, damıtılmasını uygun görürdü.

Körsem, senden gayrısına yoksam, Bozuksam, Can benim, düş benim.                  

Ellere nesi”

1943’de Van’da yaşanan Muğlalı Katliamı ile ilgili yazdığı “Otuziki Kurşun” şiiri sebebiyle defalarca sorgulandı, dövüldü ve sonunda bir çöplükte ölüme terkedildi.

Ve şöyle diyor o zamanlar için yine kendisi;

“Bu “Otuzüç Kurşun” şiiri yüzünden geldiler götürdüler beni… Gece sabaha kadar dövdüler. “Oku” dediler, okumadım. … Dövdükten sonra o tellerden aşağı attılar beni. Orada öylece kalmışım. Sabah çöpçüler gelip buluyorlar. Sokak köpekleri gelip gelip kokladılar beni. Ödüm koptu, ölü sanıp yiyecekler diye…”

Günde dört paket sigara içiyordu. Sigara kokusundan nefret ediyordu halbuki, sigara içilen ortamlardan uzaklaşıyordu hatta. İlerleyen dönemlerde de bıraktı sigarayı zaten.

Özellikle geceleri şiir yazardı. Gecenin de ötesinde, şaire rüyasında mısralar geliyor, gece kalkıp kağıda döküyordu. Şöyle diyor hatta kendisi;

 “Ben çocukluğumdan beri gece rüyamda şiir okurum, mısra söylerim.” 

Ahmed Arif çok sevilen ve ilgi duyulan bir şairdir. Öyle ki bir öğretmen nikahında nikah şekeri yerine 500 adet Ahmed Arif kitabı hediye etmiştir.

Bütün bir ömrünü kavgası ve sevdasına adamıştır Ahmed Arif.

“Ben büyük değilim. Halkımın sıradan ve gariban bir ozanıyım. Lütfen bunu belirt. Buna inanıyorum ve onur duyuyorum. Bazı adamlar “Son elli yılın en iyi kitabını ben yazdım.” diyorlar. O, kendi iddiası muhteremin… Nazım Hikmet’in memleketinde böyle laflar edilir mi?” diyerek de aslında ne kadar mütevazi bir insan olduğunu ortaya koyuyor. Ömrü boyunca sevdi, dayak yedi, savaştı, işkencelerden, hapishanelerden geçti. Yaşadığı ve sevdiği memleketine büyük bir sevda ve benzersiz şiirler bıraktı. 2 Haziran 1991’de kalp krizi geçirdi ve aramızdan ayrıldı. Bize, özenle hayata geçirdiği dizeleri miras bıraktı.

“Karanfil kokuyor cigaram

Dağlarına bahar gelmiş memleketimin…”

İyi ki doğmuşsun Ahmed Arif.  “Ben garip, sen güzel, dünya umutlu”

 

23 Nisan Çocukların Bayramı

 

Dünyada tek. Çocuklara armağan edilen bir gün.

Çünkü çocuklar umut, çocuklar bahar, çocuklar bayram.

Dünyanın hala ayakta durmasına, dönmesine yegane sebep olan gülüşler.

Masumiyet…

 

Tek emelin çocuklara özgür bir ülke bırakmaktı. Huzurla yaşayabileceğimiz, bizim olan bir ülke. Şimdi çocukların yaşadığı karanlık günler bir gün bitecek, çocuklar kazanacak Ata’m. Ve herkes bir gün vicdanına hesap verecek. Rahat uyu…

İyi ki “Sen” varsın…

                                                                                                                                                                       

YORUMLAR

  • 0 Yorum