• Reklam
Reklam
Reklam
İlksen Artan

İlksen Artan

Dünya Kedi Günü

17 Şubat 2019 - 16:01

Bir akşam evimde sakince otururken kapının dışından tık tık sesler duymaya başladım. “Yani kim acaba” diye düşünüyoruz evin diğer bireyleriyle. Biri gelmiş olsa zile basar. “Kim o” diyoruz ses yok. Gözetleme deliğinden bakıyoruz apartmanda ışık yok.
Açtım kapıyı. Sapsarı, beyaz kırçılları olan minik bir kedi bakıyor yüzüme masum masum. Sevmeye yeltendim hemen sırnaştı. Sevdim, kucağıma aldım. Yasladı başını koluma. “Mırmırmır”
Oldum olası hayvanları çok severim. Zaten kedi ve köpeğin bol olduğu bir bahçede büyüdüm. Küçüklükten beri kedilerim de köpeklerim de bitmezdi etrafımda. Bahçemizde bir kez horozun elinden zor alınmışlığım bile vardır.
Ama kediler bir başkaydı. Keza köpekler de öyle. İstisnasız her canlının yaşam hakkına sonsuz saygı duyarım. En miniğinden en büyüğüne kadar tüm hayvan ve canlıları mümkün olduğunca koruyup kollamaya, bakmaya, beslemeye özen gösteririm.
Sonra o minnoş sarı kedi apartmana alıştı. Apartman ahali sağolsun, her kapıda bir kap oldu zaman geçtikçe. Kimi su koydu kabın içine, kimi süt. Kimi yemeğini paylaştı. Mahalle olarak aslında insanlar böyle yaşadığım yerde. Her kapının önünde mutlaka bir kap var. Sabahları görürüm özellikle kedilere ve köpeklere yemek veren insanları. Çocuklar özellikle yazın kapı önlerinde oynarlar köpeklerle.
Sonra gel zaman git zaman bizim sarı miniğin iki tane nur topu gibi yavrusu oldu. Biri kendi gibi sarı, diğeri siyah.
Onlar büyüdü, kendi başlarının çaresine bakabilir hale geldi. Anne kedi ikinci kez doğum yaptı. Bu sefer beş yavru.
Tabi havalar ısındı. Arkada ufacık bahçede mis gibi yer yaptık onlara apartmanca. Orada yaşamaya başladılar. Bazı akşamlar yemek vermek için odalarına gittiğimde çoktan birileri yemek vermiş oluyordu.
E kedi tabi bunlar. Dağıldılar. Hayata karıştılar.
Önce ilk yavrulardan sarı olan gitti, sonra diğer yavrular. Sonra anne kayıplara karıştı. Tek ilk doğan siyah yavru kaldı bizimle. O da şimdi hamile.
Her sabah ve her akşam yemek saatini iyi bilir. Birkaç dakika önceden heyecanlanıp miyavlamaya başlar. Yemeğini verince biraz kendini sevdirir, teşekkür minvalinde. Sonra yemeğini yer. Ara sıra sanırım canı sıkılınca kapıyı tıklatır. Bildiğiniz tıklatır. Açarım kapıyı biraz sevdirir kendini, oynarız. Sonra yerine geçer uyur. Doğumu yakın, yavrularımız yolda.
Bazen yolda karşılaşırım kedilerle, ilk defa görmüş olsam da pek sevdirirler kendilerini. Bazen köpekler. Yanıma sokulurlar, bakarlar yüzüme masumca.
Diyeceğim o ki, sevin. Önce hayvanları sevin…  Onların yaptığınız minicik bir iyiliğe nasıl tepkiler gösterdiklerini görün. Size sevgiyle nasıl baktıklarına şahit olun.
Kedilerin hafızası yoktur. İlk giden sarı yavrunun geri döndükten sonra kimseyi hatırlamayıp benim yanıma nasıl koşa koşa geldiğini ve nasıl öpüp kokladığına ben şahit oldum. Sevilmenin iliklerime kadar işlediğini hissettim.
Diyeceğim o ki, gerçekten çok masum ve zararsızlar. Tek yapmanızı bekledikleri şey; yaşam haklarına saygı duymanız. Lütfen, zarar vermeyin.
Bugün dünya kediler günü. Hayatınız boyunca size asla zararı dokunmayacak minicik hayvanların yaşam hakkı için emek eden herkese saygıyla teşekkür ediyorum.
Ve diyorum ki; “Dünya’yı iyilik kurtaracak, güzellik kurtaracak, sevgi ve saygı kurtaracak”
Son dönemde duyduğum kötü haberlerin başrollerine, bugüne kadar içi kötülükle dolu, canlılara zarar veren veya zarar vermeyi düşünen herkese de Turgut Uyar’dan alıntı yaparak sesleniyorum.
“Keşke bir şiir okumuş, bir kedi sevmiş olsaydınız. Bu kadar kirletmezdiniz birbirinizi.”
Minik canlarım. Dünya kedi gününüz kutlu olsun. Tüm canlılara saygıyla…
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum