• Reklam
Reklam
Reklam
İlksen Artan

İlksen Artan

ASLINDA YAZMAK

31 Ekim 2017 - 17:20

Aslında yazmak, şu gezegende keyif alarak yaptığım eylemlerden en biriciği ve benim için en mükemmeliydi. Satırlarca yazılar yazmayı, durup düşünmeyi sonra yeniden yazmayı, durup durup yazdıklarımı okumayı kelimelerle ifade edemeyecek kadar çok seviyordum.

Bilgisayar tuşlarına basmaktan bahsetmiyorum. Kalemi ele alıp, özenle seçtiğim bir deftere veya bomboş bir sayfaya duygularımı hatta aklımdan geçenleri aktarmaktan bahsediyorum. Sanki beynimden geçenler dudaklarımdan değil parmaklarımdan, kol kaslarımdan dökülür gibi.

Teknolojiye ayak uydurmanın ne kadar önemli ve gerekli olduğunu bilsem de analog her zaman daha fazla dikkatimi çekmiştir. Mesela her zaman söylerim; keşke günün birkaç saati bize kalsa da merak ettiğimiz ya da öğrenmek istediğimiz şeyleri internetten değil de kütüphanelerin kitap kokan raflarından araştırabilsem.

Hal böyle olunca tabi analog tarafı ağır basan beyin kalemi kağıdı eline al ve yaz komutlarını yıllarca çok verdi. Yazdım.

Sonra birden bir şey oldu.

Yazma kabiliyetimi daha da ilerletmem, daha da fazla yazmam gerekirken ve bunu çok severken aslında kalbimi dolduran duyguların kalbimde kalmasını tercih ettim sanırım.*

Öyle olduğunu düşünmüştüm bir süre. Yazmaktan uzaklaşmayı mantığa yatırmaya çalışmanın en çirkin yöntemiydi kendimi kandırmaya çalışmak.

Durdum düşündüm. Ney dedim bunun nedeni? Neden artık yazmıyorum, yazmak istemiyorum? Gezegende en çok yazmaktan keyif alırdım oysa ki. Ne oldu da uzaklaştım her şeyden.

Bir yazı okudum geçenlerde.  Etkilendim son cümleden epey.

“Daha yazacağım, anlatacağım çok şey vardı halbuki. Ama kalemim öldü” yazmıştı Merve Özdolap.

“Sulamayı unutmuşum”

Kırgınlıklar, üzüntüler, sevinçler, heyecanlar esaretinde geçen zaman da aslında neyin eksik olduğunu buldum böylece.

“Sulamayı unutmuştum”

İşte sulamanın vakti geldi diye düşünüyorum. Sulamanın en iyi ve en etkili yolunu tercih ediyorum. Yeniden yazmayı.

Okumayı.

Çünkü o yazı bana çok önemli bir şeyi hatırlattı.

Yeşil.

Umutlar da sulandıkça yeşeriyor işte.

Ve o yeşili sulamanın tam vakti.

*Behçet Necatigil - Sevgilerle

YORUMLAR

  • 0 Yorum