• Reklam
Reklam
Reklam
Güzin Balçık

Güzin Balçık

Nasıl Nefes Alıyorsak Öyle Yaşıyoruz

31 Temmuz 2017 - 14:46

Farklı farklı insanlarda yaptığımız nefes analizlerinden farklı yaşamları izliyoruz. Nefes analizleri bize insanların artık nerdeyse kişilikleri hakkında bilgi veriyor, çünkü geçmiş, yaşanmış deneyimlerimiz bedenimizde yansıyor. Olumsuzluğu yaşadığımız an tuttuğumuz nefes ilgili duygunun bedende etkileşimde olan kasın kasılmasına neden oluyor. Aynı duygunun tekrarı ve tekrarıyla artık bahsedilen kasılma aynı zamanda bir çapa halini alıyor. Her neyse yaşanılan olumsuzluk, daha önce de bahsettiğim gibi bir de hikâyesi ile buluşturulduğu takdirde bu olguyla alakalı bir inanç oluşuyor. Bütün bu sürecin farkında olmadığımız hal’in   tekrarıyla artık inanç kalıplarımız, kendi doğru ve yanlışlarımız ortaya çıkıyor. 

Ayrıca;  korku, kaygı, endişe, öfke, değersizlik gibi duyguların hoşgörüsüzlük, kıskançlık, agresiflik, çekingenlik, içine kapanıklık, huysuzluk gibi daha nice sayabileceğimiz birçok huy yada kişilik olarak adlandırdığımız yansımalarla yerimizi alıyoruz yaşamda.  Olumsuz duygularımızı canlı tuttuğumuz süre onları güçlendiriyor ve karakter olarak ne yazınki açığa çıkarıyoruz. Oysa hiçbiri bize ait değil. Hepsi yüklediğimiz anlamlarla yapılandırdığımız inançlarımızla alakalı.

Nefes analizlerinde veya çalışmalarımızda nefes alıp verme şekli ve bedendeki görüntüsüyle bize verilen bazı ipuçlarından söz etmek istiyorum. Örneğin, ağız ve çene kaslarının sertleşmesi ağzın kendini kilitleme çabası kişinin öfkesini ve kontrolcü halini göstermektedir. Bu kaslar artık öfkeye ya da kontrol etme gücümüzün harekete geçirilmesine çapa olmuştur.  Nefes alır ve verirken genelde nefesi tutmanın çeşitli yolunu denediğinde kişi, olumsuz deneyimlerine tutunmuşluğunun yansıtmaktadır. Bırakmak istemez… Genelde o olumsuz gibi görünen olgudan beslenmesi söz konusudur.

Boyun, boğaz kaslarındaki gerilme sertleşme, duygularını ifadedeki baskılanmışlık veya sindirilmişlik ile alakalıdır.

Nefes almada göğüs bölgesi hareketliliği sevgi, merhamete yönelik baskılanmış duyguların varlığı veya keder varlığını yansıtır.

Karın bölgesi üst kısmı, göğüs altı korku kemeridir ve karın bölgesi kaslarının nefes alıp vermedeki tutumu büyük çoğunlukla bilinçaltı kayıtlarımızın yansıması olduğundan ve de özümüze ait programların (kalıpların) oturduğu alan olduğundan oldukça hassas bir bölgedir. Çoğunuz bilmektesiniz muhtemelen fakat belirtmek istiyorum bağırsaklarımız bu alanda yer alır ve bağırsaklarımızın nerdeyse artık beyinden bile daha güçlü bir hafıza merkezi olduğunu dünyadaki bilimsel çalışmalar dahi kanıtlamış ve kabul edilmiştir. Beyinden kat kat daha fazla hücre sayısıyla güçlü bir hücre hafızasına sahip olan bağırsaklarımız duygularımızın da hafıza merkezidir. Bu yüzden öz irademiz, yargılarımız gibi duygu anlarında nefes alıp vermelerimizde karın bölgesi kaslarımızın hareketi belirginleşir. Nefes tutmalarında genelde karnımızı içeri çekişlerimiz gibi.

Kısacası nefes alıp vermede adale kasılmalarımız bize nasıl yaşadığımızı açıklarlar. Panik ataklarda artık bu adaleler güçlü çapalar halinde iş görür.  Artık diyafram kasıyla alınan derin rahat nefes yerini sınırlı, sığ hızlı nefese bırakmıştır. Yani bize yaradanın bağış ettiği saf nefes halinden uzaklaşmışızdır.

Temelde sistemin genelinin işleyişi söz konusudur. Beyin kimyası, hormonal salgılar, enerji dönüşümü gibi birçok parametre fakat nefes ile dışarıda kendini gösteren ve gözlemlenebilen şekli bedendeki yansımalarıdır. 

Bir kısırdöngü içinde;  tetikleyiciler varoldukça olumsuzluk girdabında döner dururuz, olumsuzluk girdabında kaldıkça çapalarımızı güçlendirmeye devam ederiz.  Sonunda artık Modern Tıp imdat çağrımıza el atmak durumunda kalır hastalık olarak ortaya çıkan olguda tedavi edici olur, şikâyetlerimizi giderir, ağrımızı dindirir…

Sonrası…

Sebebi oluşturan kaynak ortadan kalkmadığından tekrarıyla karşılaşır hatta hasta olma halinin kişide yarattığı ilave korku, endişe veya başkaca ilave olumsuzluklar ile hastalıklara da ilaveler yaparız.

Nasıl?... 

Bütün bunlar size ne hissettiriyor bilmem fakat Muhteşem bir yaratık olan insan’a,

Kendimize en büyük haksızlığı yine kendimiz yaparız.

Boşuna onu , bunu suçlarız.

Bir sonraki yazımızda inanç kalıplarımız ve seçimlerimiz hakkında paylaşımda sizinle olacağım inşallah.

 

Sevgi ve Huzur olun.

YORUMLAR

  • 0 Yorum