Reklam
  • Reklam
Reklam
Günay Yazıcıoğlu

Günay Yazıcıoğlu

Bu utanç hepimizin!

04 Mart 2018 - 18:01

Sakarya Barosu son aylarda neredeyse her gün yeni bir iğrenç boyutunu gördüğümüz çocuk istismarına dikkat çekmek adına yürüyüş ve imza kampanyası düzenledi.

Bunun duyurusu da günlerce yazılı basının yanında, sosyal medya aracılığı ile yapıldı. Ancak bugün insanların buna ne kadar duyarsız olduğunu acı bir şekilde bir kez daha gördüm.

Binlerce kişinin sokağa dökülmesi gerekirken, yürüyüşe destek verme adına bir avuç insan geldi. 300 kişi dahi yoktu alanda.

Bu çocuklar bizim… Tacize maruz kalan, tecavüze uğrayan çocuklar bizim…

Organizasyonu yapanın kim olduğuna, kimlerin katılacağına bakmaksızın hepimiz bir oluruz diye düşünmüştüm sabah evden çıkarken…

A Partisi, B Partisi veya tek bir fikri savunan bir duruşun organize ettiği yürüyüş değildi diye düşünüyordum. İçerisinde her siyasi görüşten insanın barındığını düşündüğüm Sakarya Barosu ile Kadınlar Platformu’nun duyurusunu yaptığı bir tepki eylemiydi….

Çocukların istismar edilmesine tepki göstermek için bile birlik olamıyorsak…

Toplumun reaksiyon göstermesi gereken bir eylemde bile kafalar başka çalışıyormuş. Bunu bir kez daha gördük. Yazık hem de çok yazık…

Toplumun duyarsızlığının sonucunda yaşamıyormuyuz bir dünya sorunu. Bizler bu kadar duyarsız olursak, bizim çocuklarımızın tacize, tecavüze uğraması da…

Tövbe tövbe ne diyorum ben…

Siz hiç rahatınızı bozmayın hanımlar, beyler…

Soğukta, yağmur altında sıcacık evlerinizde Pazar keyfi yapmak varken, “çocuklara dokunmayın” demekte neyin nesi diyerek eylem yapanlara tepki gösterin… Pervasızca…

Bu sadece sessizlik değil. Kafalarınızda bölüştürdüğünüz toplumun vurdumduymazlığı bu… Bunun adı esasında aymazlık ya….

O çocukların sessiz çığlığına, neden ses olunamıyor?

Sapıklık aldı başını gidiyor.

Bu memlekette 3 yaşındaki çocuğa tecavüz ediliyor.

Baba, amca, dayı kan bağı artık sapıklıkta sınır tanımıyor.

İlkokul öğrencileri öğretmenlerinin tacizine maruz kalıyor, yatılı yurtlardaki çocuklar, onları koruması kollaması gerekenlerin tacizine uğruyor, tecavüzüyle dünyaları yıkılıyor.. Ama olsun siz Pazar keyfinizi bozmayın… Sıcacık evinizde çocuklarınızla vakit geçirin…

 Tecavüzün, tacizin cinsiyeti kalmadı nasıl olsa. Bu memleket nereye gidiyor? Diye bile sorgulamayın…

Memleketin ahlakı nasıl, ne zaman, hangi ara bu kadar kirlendi, çöktü? Diye de sorgulamayın olur mu?

Duyduğumuz, gördüğümüz, okuduğumuz olaylar karşısında kanımız donuyor? Yok artık buda olur mu? Nasıl yani demediğimiz bir gün bile yok.

Neden?

Çünkü çürümüşlüğe, kokuşmuşluğa ses çıkarmıyoruz. Bin türlü pisliği görüp ‘Bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ felsefesi toplumca benimsenmiş…

Toplum bu kadar sessizken, buna dur diyecek bir yargı sistemi de maalesef işlemiyor…

Tacizde, tecavüzde hala iyi niyet falan aranıyor duydunuz mu?

Biz sessiz kaldıkça unutmayın herkes sessiz kalacak.

Sen susarsan, ben susarsam, onlar susarsa geleceğimize, çocuklarımıza kim sahip çıkacak?

Küçücük bedenlerin üzerinden o pis elleri kim çekecek?

Örneğin benim biri 3, diğeri 5 yaşında yeğenlerim var. Ülke gündemini sarsan 3 yaşındaki çocuğa tecavüz edilip öldü haberini okurken, aklıma ilk yeğenlerim geldi? Siz, sessiz kalanlar bu haberden haberdar olduğunuzda empati yapabildiniz mi?

Hepinizin çocukları, yeğenleri, torunları var. Sizin gözünüzün önüne onlar gelmiyor mu?

Ya o davalara bakan hakimler…

Sizinde çocuklarınız, yeğenleriniz, torunlarınız yok mu? Bu davalar karşınıza geldiğinde, bu hayvanlar karşınıza dikildiğinde vereceğiniz tek ceza ağırlaştırılmış müebbet olmalı.

İstismar toplumsal utançtır.

Bu utançla yaşamak ağır geliyor bana...

Ya size..

 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar