• Reklam
Reklam
Reklam
Emre Baş

Emre Baş

Okumak…

21 Ocak 2019 - 14:33

Bir özgeçmiş hazırlamaya başladığımızda ilgi alanları ya da hobi kısımlarına geldiğimizde o bölüme ilk yazdığımız şey; kitap okumak oluyor. Bu durumun gerçekçiliğini herkesin kendi içinde değerlendirmesine bırakıyorum. Kitap okumanın bize bir şeyler katacağına inandığımız için yazıyoruz; ama inandığımız durumu uygulamada zorlanıyoruz.
Aslında ne kadar kitap okuduğumuzun hatta ne kadar okumadığımızın verileri ortada ayrı bir gündem olarak duruyor.  Ancak ben duruma okuma verileri üzerinden bakmayacağım. Okuduğumuzu ne kadar anlıyoruz ve okumadığımızda nelerde zorlanıyoruz, duruma bu pencereden bakmak istiyorum.
Evet, kabul ediyorum; Televizyon, bilgisayar, tablet, sosyal medya, playstation gibi çeldiricilerin olduğu bir ortamda kitap okumak hem çocuklar için hem de yetişkinler için daha zor bir hal aldı. 43 milyon facebook, 37milyon ınstagram kullanıcısının olduğu ülkemizde günde ortalama 2 saat 48 dakika sadece sosyal medyada zaman harcıyoruz.  Sanırım çoğu kişi kitap okumak yerine internette vakit geçirmeyi tercih ediyor.
Çok fazla zaman ayırmadığımız okumaya; bir de ayırdığımız zamanı kaliteli kullanamama durumu ekleniyor.
Okuyoruz okumasına ama ne okuduğumuzu anlamıyoruz; OECD verilerine göre ülkelerinde ana dilde okuduğunu anlamada 70 ülke arasında 50. Sıradayız.
Bu sayısal örneklere lise giriş sınavı ve üniversite giriş sınavlarındaki Türkçe ve Edebiyat dersi ortalamalarını eklemeyeceğim. Bunun nedeni okuduğunu anlamak sadece Türkçe dersi ile ilintili bir durum değildir. Okuduğunu anlayamayanın hangi alan olursa olsun başarısını beklemek biraz hayal olacaktır.
Okuduğu matematik problemini, fen problemini ya da bir tarih metnini anlayamayan öğrencilerin o soruları doğru cevaplaması da tatbikî beklenemez. Bunun için okuduğunu anlayamamanın ders başarısına etkisi sadece Türkçe dersi ile sınırlı değildir.
Kitap okuyan bireyler hayatta her zaman öndedir.
Okumadan, yazılmaz. Öğrencilere iki paragraf bir şey yazdırmaya kalktığımızda ortaya anlam kopukluğu olan kısa kısa paragraflar çıkıyor. Ezberlenmiş durumdan ibret olan üç paragraf; giriş, gelişme ve sonuç paragrafları. Öğrencilere kendilerini daha sağlıklı ifade edebilmek için sürekli yazmalarını istemeliyiz. Kitap okuyan çocukların yazılarındaki farklılıkları çok daha iyi gözlemleyebiliriz.
Okumayan, kendini doğru ifade edemez. Sınırlı kelime hazinesi olan, kendini de sınırlı anlatabilecektir. Güçlü iletişimi olan ve kendimizi doğru ifade edebilmenin yolu da çok okumaktan geçiyor.
Okumanın bize katacaklarını daha da sayabiliriz ancak, okumanın hazzına ulaşabilmek için doğru kitap seçimi önemlidir. Çok satanlardan kitap almak zorunluluğumuz yok. Kitap almaya gidenlerin ilk uğradığı kitap rafı, çok satanlar rafları oluyor. Bir kitabın çok satmış olması bizimde ilgimizi çekeceği anlamına gelmemeli. Popüler kültürün peşine en azından kitap seçiminde gitmeyelim. Okuyacağımız kitabı seçerken tek ve en önemli ölçüt kitabın kendi ilgi alanımıza göre olması olmasıdır.
 
Okuma alışkanlığı küçük yaşlarda kazanılırsa daha kalıcı hale geliyor. Çocuklarımızla kitapçıya gitmenin kazanımı bizler için çok değerli olacaktır.
Okuma alışkanlığı sadece okullarda kazandırılmaz; asıl okumanın başladığı yer evlerimizdir. Çocuklarımız bizleri ellerinde kitaplarda gördükçe, onlarda kitaplara yakınlaşacaklardır.
Malcom X; en güzel nasihat örnek olmaktır, diyor; elimizde bir kitapla çocuklarımız bizi gördükçe kitaplara daha fazla yakınlaşacaklardır.
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum