• Reklam
Reklam
Reklam
Betül SARAY

Betül SARAY

Size tavsiyem

03 Eylül 2017 - 13:02

Tavsiye istemek de, almak da asla vazgeçemediğimiz, sosyal yaşamın önemli bir parçasını oluşturan davranışlarımızdan biridir. Bir işi ilk kez yapacaksak son derece gerilir, başarısızlık korkusuna düşeriz ancak o işi daha önce yapmış birinden alacağımız tavsiyeler gerginliğimizi azaltmamızda yardımcı olur. Ki, işin daha sağlıklı yürümesi için önceden konu hakkında bilgi sahibi olmak ve deneyimlerden faydalanmak son derece faydalıdır.

Sosyal etkileşimlerde en kolay gerçekleşen diyalogların konusu tavsiyelerden oluşur. Çok iyi anlaşamadığımız birinden herhangi bir konuda tavsiye istesek o kişi bir anda sizi çok önemsiyormuş gibi saatlerce tavsiye verebilir. Karşımızdakinin bizimle olan benzerliği veya konunun önemi doğrultusunda biz de saatlerce dinleyebiliriz.

Tavsiye istemek son derece faydalı bir davranış olmakla birlikte, bir de bunun tavsiye verme boyutu var. Öncelikle şundan eminim ki, birine tavsiye vermeyi sevmeyen kişilerin sayısı bir elin parmağını geçmez. Herhangi bir konuda fikrimiz sorulduğunda karşımızdaki de fikirlerimizi uygulamaya hevesliyse tüm işi gücü bırakıp deneyimlerimizi anlatmaya başlarız. “Sakın şunu şunu yapma, şunları da şöyle yap. Bak faydasınız göreceksin,” deriz. Sohbetin sonunda da son derece pohpohlanmış hissederiz.

Böyle bir trafikte gözlemlememiz gereken yalın bir gerçek var: İstediğimiz veya verdiğimiz tavsiyelerin çok az bir miktarı ihtiyaç duyulan şeyler. Tamam deneyim gayet güzel bir şekilde paylaşılıyor da, tavsiye verenin yaşı, yaşam şartları, hayat görüşü, deneyiminin benzerliği tavsiye alanla benzer nitelikte mi? Bu iki kişi birbirini ne derece tanıyor? Bu konuda gerçekten tavsiye almak gerekli mi yoksa daha spontan davranılması mı gerek?

Basit bir örnek vermek gerekirse bir bayram günü beni çocukluğumdan bilen, ama karakter olarak çok az tanıyan yaşlı bir aile dostumuzla yüzeysel bir sohbet içerisindeydim. Okul bitti mi, ne zaman evleneceksin, çalışıyor musun…Okulumu bitirdiğimi söyleyince de hemen şu cümleyi kurdu: “Aman kızım, paranızı kazanıp ayaklarınız üzerinde durun. Hemen öyle koca peşinde koşmayın. Her zaman evlenirsiniz.”

            Bana böyle bir tavsiye vermek, bir İngilizce öğretmenine Çok çok altyazılı film izle, müzik dinle. Dilin öyle gelişir demekle eşdeğerdi. Zaten okulu bitirmişim ve işe girmeyi bekliyorum, ortada evlilik durumu da yok. Bu şekilde kişiyi tanımadan verilen ve içi doldurulmayan tavsiyeler öylece havaya savrulup gidiyor.

            Kişi rotasını kendi başına belirleyecek öz düzenlemeye sahip olmadığında da temelde doğru olabilecek tavsiyeleri kendisine uymayacak şekilde uyguladığı için sıkıntıya düşebilir. Bilginin çok olduğu bir çevrede bize düşen sadece bilgiyi seçip almak olduğu için yanlış bilgiyi seçip hayatımıza uygulamaya çalıştığımızda kendimizi hiç de istemediğimiz bir durumda bulmak kaçınılmazdır. Aynı zamanda son derece öznel deneyimlerimizi de sanki insan yaşamının genel geçer bir kuralıymış gibi aktarmaya çalışmak da yanlış algılamalara sebep olabilir.

            Bu işin bilirkişisi olmamakla birlikte birçok vakadan yola çıkarak gözlemlediğim kadarıyla çok fazla tavsiye almamaya bakın. Herkesin yaşamı sizinkine uymayabilir, alacağınız tavsiye de ihtiyaç duyduğunuz noktada olmayabilir. İşin nasıl yapılacağına dair başka insanların bilgileriyle dolmaktansa hata yapma riskini göze alıp kendi deneyiminizi oluşturmanız daha önemlidir. Bu şekilde hem vakit kazanır, hem de kendi hikayenizi oluşturma şansı elde etmiş olursunuz.

            Bu da benim tavsiyem olsun…

YORUMLAR

  • 0 Yorum