• Reklam
Reklam
Reklam
Betül SARAY

Betül SARAY

Normal ve Anormal

25 Ocak 2018 - 17:08

Her zaman, toplumun genelince kabul görmüş kuralların/fikirlerin bir de diğer tarafından bakma alışkanlığı edinmemiz gerektiğine inanmışımdır. Kabul ettiğimiz fikirleri savunmak en doğal hakkımızdır, ancak karşıt görüşü de anlamaya çalışmak, onların tezlerini de dikkate almak çok yönlü düşünmemizi sağlar ve aslında kendi düşüncemizi sağlama almamıza da yardımcı olabilir.

Bu doğrultuda bu yazımda “anormallik” kavramını zıt bir bakış açısıyla incelemeyi düşünüyorum. Cümlelerin gidişatı çok ciddi bir araştırma sonucu elde ettiğim bilgileri açıklayacağıma işaret edebilir ama hayır, her zaman olduğu gibi günlük yaşam deneyimlerim ve gözlemlerim üzerinden gideceğim.

Normal nedir, anormal nedir? Bu iki kavram üzerinde sayısız makale ve kitap bulabiliriz. Kısaca normal olana toplumun genel geçer fikirlerini yansıtan, anormale de toplumun dışında, aykırı olan diyebiliriz. Çünkü bu tarz kavramlar bir toplumun yokluğunda anlamsızdırlar.

Öncelikle, anormal ve normal olana karşı “son zamanlarda” takındığımız genel tavırdan bahsetmek istiyorum. Yani tarihin derinliklerinde anormalliğin herkes tarafından dışlandığı zamanı değil de günümüzü dikkate alacağım. Çünkü günümüzde toplumun bilinçlenmesi sonucunda anormallik biraz daha ön planda. İnsanlar okuyup anlamaya çalışıyor, belirtileri tanıyor, neler yapabileceklerini tartışıyor.

Bu “bilinçlenme” ile birlikte anormalliğin üzerine biraz fazla düşmeye başladık. Uykusuzluk, aşırı ve sağlıksız beslenme, tamamen içedönük bir yaşam tarzı, iletişim problemleri, insanlardan nefret etme, toplumdan kaçma… Bu gibi anormal durumlar toplumda rağbet görmeye, popülerleşmeye, normalleşmeye başladı. Kişi, “Aslında böyle hisseden sadece ben değilim, başkaları da böyleymiş, öyleyse sorun yok,” diyerek kendinde uyumsuzluk oluşturan durumun üstesinden gelmeye çalışacağına onu daha da abartarak istenilen bir durum haline getirme yoluna gidiyor.

Bu anormalliğin popülerleşmesi durumu, toplumdaki aykırı kişilerin her daim büyük işler başaracağı fikrinden besleniyor diyebiliriz. Kişi, uyumsuzluğunu toplumda sıklıkla dile getirerek aykırı fikirlerinin, davranışlarının ona büyük kapılar açacağına, o nefret ettiği toplumun önde gelen isimlerinden biri olacağına inanıyor.

Böyle bir tutumun gerçekten de anormalliklerle uğraşan, bundan dolayı acı çeken insanlara karşı bir saygısızlık olduğunu düşünüyorum. Bir yanda popüler diye kendindeki anormalliğe tutunan ve onu yücelten bir güruh; diğer yanda da çektiği anormallikler, sıkıntılar yüzünden belki de intiharın eşiğine kadar sürüklenen ve sosyal destekten de mahrum bir azınlık. Hal böyle olunca sapla saman birbirine karışıyor ve neye inanacağımızı şaşırıyoruz.

Geç saatlere kadar uyanık kalmak, abur cubur yemeden duramamak, bütün gün odaya kapanıp yalnızlıkta boğulmak, kendinize uymayan herkesten köşe bucak kaçmak, sosyal etkileşimlerde birkaç cümle kurmaktan ölesiye korkmak ve kekelemeye başlamak; bunlar övünmeniz gereken durumlar değil. Bunlar sizi sıra dışı fikirler üreten sanatçılar, bilim adamları, liderler haline getirmez. Yalnızlığa, aykırılığa suni bir çabayla tutunacağınıza etrafınızdakileri sevmenin yeni yollarını aramaya bakın. Belki de sizin yaşamdaki rolünüz budur.

YORUMLAR

  • 0 Yorum