• Reklam
Reklam
Reklam
Betül SARAY

Betül SARAY

Güzellik ve Zeka

11 Eylül 2017 - 16:22

Fikirlerimiz ne kadar değişirse değişsin, bakış açımız ne derece tersine dönerse dönsün güzellik ve zekayı birbirinden apayrı düşünmekten vazgeçmeyiz. Güzellik sadece insanları kendine çekme aracıdır; 2005’te değişen eğitim felsefemize rağmen zeka da ezber becerisiyle ve hızlı matematik problemi çözmeyle ölçülür. Bu iki unsurun zihnimizde köklenme şekli genellikle böyledir.

            Buna bağlı olarak da belli bir kesim dış görünüşüne önem verirken diğer kesim de her zaman zekanın önemini vurgular. Etrafımız dış görünüşünden ziyade sadece zeka gelişimine önem verenlerle doludur çünkü istedikleri şey akademik veya mesleki alanda işe yarar olana odaklanmaktır. Bu düşünceye göre güzellik zekanın yanında son derece önemsiz kalır. Zeki olan çocuk abartılacak derecede göklere çıkarılır. Zekasını belli edecek bir şey söylediğinde yetişkinler ona son derece saygı duyar. Aynı durum çok güzel olan bir çocuk için de geçerlidir. Sanki başka bir özelliği önemli değilmiş gibi sadece güzelliğine vurgu yapılır.

            Zeka ve güzellik birbirine aslında çok benzer. İkisi de kişinin kontrolünde değildir. Herkesin belli bir dış görünüşle dünyaya gelmesi gibi kişinin kapasitesinin üst sınırı doğduğunda bellidir. İkisinin de doğuştan kişiye verilmiş oluşu, çok güzel veya çok zeki birinin hayatlarını da birbirine benzer kılar. Çocuk bu hediyeye çabasız ulaşmıştır ve görünüşe göre bunlara sahip oluşu son derece önemlidir. Böylece bir bedel ödemeden ulaştığı konum karşısında ulaşılmaz olduğu hissi belirginleşmeye başlar. Diğer kişilik özelliklerini geliştirmek için uğraşmaz, zaten insanların ilgisini kazanmış haldedir.

            Son zamanlarda da zeka ön planda. İnsanlar, kafanın içindekini ön plana çıkarıp güzelliği önemsemeyerek son derece değerli bir şeye ulaştıklarını düşünüyorlar. Oysa olan şey zekayı yanlış anlamaktan öteye gitmiyor. Zeka, matematik veya ezberden ibaret değildir. Eğitim sistemimiz de sekiz çeşit zekayı baz alarak ilerlerken biz sadece birine odaklanamayız. Bu sekiz türden biri de son derece değerli olan “sosyal zeka”. Buna dikkat çekmemin sebebi, zeka ve güzelliğin birbiriyle aslında iç içe olabileceğini göstermek.

            Fiziksel çekicilik sadece insanların beğenisini kazanmanın ötesinde bir işleve sahip olabilir. Doğuştan güzel olan kişilere baktığımızda genellikle sosyal çevreleri geniş, hitap ve topluluk önünde konuşma konusunda problem yaşamayan bireyler olduğunu görebiliriz. Çünkü yaşamları boyunca etrafında olmak isteyen kişiler hep vardır ve bu, sosyal zekalarının gelişimi için büyük önem taşır. İletişimi başlatma konusunda endişe duymazlar çünkü insanlar onları dinlemeye zaten hazırdır.

            Fiziksel olarak çekici olan bireyin iyi bir insan olduğuna dair bir algı vardır ve diğer insanlar da onları örnek alma eğilimindedir. Karizmatik görünüşü doğrultusunda giyimi ve kuşamının, tercihlerinin, fikirlerinin de ideal olduğu düşünülür. Hatta çoğu zaman lider olarak tercih edilirler. Bu durum doğru amaçlar için kullanıldığında kitleleri peşinden sürüklemek için büyük bir avantajdır. Güzel olanı taklit etme eğilimi sonucunda herhangi bir kişi, yapılan iyiliği de takip etmek isteyecektir. Ünlü kişilerin kurduğu vakıfların, yardım kampanyalarının bu kadar ilgi görmesinin de sebebi budur. Her şeyi başlatan şey aslında ünlü kişinin karizmasından başka bir şey değildir. Gündeme güzelliğiyle, karizmasıyla veya oyunculuğuyla gelip bu konumunu diğer insanlara yardım için kullanmak aslında son derece mantıklı bir stratejidir. Tek bir kişi sayesinde kitleler iyi bir davranışı takip ederken güzelliği arka plana atmak ne derece doğrudur?

            Hem güzellik, hem de zeka bizim için değerli bir kaynak niteliğindedir. Birini diğerinden üstün tutamayız. Burada asıl önemli olan nokta kaynaklarımızı ne derece verimli kullandığımızdır.

YORUMLAR

  • 0 Yorum