Reklam
  • Reklam
Reklam
Betül SARAY

Betül SARAY

Duyarlılık yanılgısı

07 Haziran 2018 - 22:07

​Bir kişide sevdiğimiz/olmasını tercih ettiğimiz özellikleri sıralarken listede mutlaka duyarlı olmak da bulunur. Kişinin çevresindeki olaylara gösterdiği hassasiyetin derecesi arttıkça o kişi daha tercih edilir hale gelir. Ne var ki bu önemli özellikten birçoğumuz yoksunuz. Bunu çok büyük bir eksiklik olarak görmesem de kendimiz gibi davranmak zorunda olmadığımız mecraların sayısı arttıkça –yine sosyal medyadan bahsediyorum- duyarsız olma açığını çok kolay kapatabilir olduk. 

​Sosyal medya güzel yer elbet. Gora’daki Arif gibi kendimize istediğimiz özellikleri yükletebildiğimiz GaravelUsta’mız. Mizah, yükle. Çekicilik, yükle. Sosyallik, yükle. Duyarlılık, yükle. Sonra da yükleme bitince I know Kung Fu. 

​Duyarlılık da sosyal medya da öyle bir noktaya geldi ki doğrusuyla gerçeği ayıramıyoruz artık. Herkes her şey hakkında en hassas görüşlere sahip. Tek bir cümle hiç alakası olmayan birini incitebiliyor. Buna bir örnek vermek gerekirse; geçenlerde gördüğüm, başında tülbent ile bulaşık yıkamaya girişmiş 3 yaşlarındaki bir çocuğun kameraya gülümsediği acayip sevimli bir fotoğraf. Belli ki yaptığı ya da yapmaya çalıştığı şeyde eğleniyor, son derece pozitif. 

​Ta ki yorumları okuyana kadar… Çocuk toplumun cinsiyetçi baskısına mı maruz kalmamış, el kadar çocuk çalıştırılır mıymış, anne babalar bu kötülüğü çocuğa nasıl yaparmış, iğrenç bir fotoğraf olduğu için kaldırılmalıymış, ve daha neler…! Bakın, üzerinde çok da düşünülmesi gerekmeyen ve çocuğun gayet de oyun oynar gibi göründüğü basit bir fotoğraf karesi bu. Hepsi bu kadar yani. Yorumların en altına insem muhtemelen ebeveynlerinin vatan haini ilan edildiğini de görürdüm –ki bilindiği üzere bundan kolay bir şey yok.

​Aynı durumu 23 Nisan’da Cumhurbaşkanı koltuğuna oturan 12 yaşlarındaki örtülü kız çocuğunda da görmüştüm. Sadece kızın kapalı olmasına bakarak onun kapanmasında etkisi olan herkesi pedofili, çocuk tacizcisi, sapık yaratıklar ilan etmişlerdi. Kızın ve ailesinin hakkında hiçbir şey bilmeden örtünmenin sadece sapık bakışlardan korunmak olduğunu iddia eden kesim bende inanılmaz bir tiksinti uyandırdı. Bu çok aydın kesimin çocukların çevresindekileri taklit etme eğilimlerini, sosyal öğrenmeyi görmezden geliyor oluşu da ayrı bir ironi. Çocuk kopyalar. Babasının yanına seccadeyi serip namaz da kılar, örtünür de, bulaşık da yıkar. (Bulaşık yıkayan çocuk erkekti, buna ne demeli?) Sonra da kopyalama dönemi bitince kendi tercihleri üzerinde yoğunlaşıp kararlarını verir. 

​Çok benzer bir örnek de yurtdışından vermek istiyorum, ancak buna verilen tepkiler tamamen farklı. Yabancı bir ailede 4 yaşlarındaki çocuğun bakıcısı Müslüman. Bakıcı gidince ebeveynler çocukta tuhaf bir davranış fark ediyorlar: Çocuk, yere örtü atıp başını yere götürüyor, ara sıra da oturuyor. Namazı böyle taklit edilişi hem aile hem de çevresi tarafından çok tatlı bir davranış olarak nitelendiriliyor. Çünkü onların gördüğü –kendi bakış açılarına göre- beyni yıkanmış bir çocuk değil. Gördüğünü taklit edişini anlayıp bunu hoş görüyorlar. Ama bizde bir anda durum gereksiz bir abartıyla karşılanıyor. Tuhaf.

​Birçoğumuz kendimizi tanıttığımız gibi duyarlı değiliz. Zaten herkesin her şeye karşı duyarlı oluşu mümkün de değildir. Böyle bir durum akıl sağlığının zarar görmesiyle sonuçlanacaktır. Yani her şey her zaman olduğu gibi çiğ gösterilerden, sahte tavırlardan ve had bilmemekten ibaret…

​Bizi ilgilendirmeyen meselelere karışmamayı öğrensek mi artık?

YORUMLAR

  • 0 Yorum
Henüz Yorum Eklenmemiştir.İlk yorum yapan siz olun..

Son Yazılar