• Reklam
Reklam
Reklam
Betül SARAY

Betül SARAY

Dinlemek dinlendirir.

19 Aralık 2017 - 14:33

Bütün gün çok yorulduk, yoğun işler yüzünden kafamız patlayacak seviyeye geldi. Güç bela eve vardık ve bir müzik açtık. En sevdiğimiz şarkı çalarken biraz olsun nefes aldığımızı hissettik.

            Bir bahar sabahı uyandık, içeri hava dolsun diye camı açtık. Odaya havayla birlikte kuş cıvıltıları, çocuk sesleri doldu. Güzel bir sabah.

            Televizyonda bir tarih profesörü tarihin yanlış anlaşılan yönleriyle ilgili ayrıntılı ve doyurucu bir konuşma yapıyor. Kahvemizi aldık kurulduk ekran başına. Bugün de bir şeyler öğreneceğiz.

            Anlatacak çok şeyimiz olsa da, ancak anlattığımız zaman    rahatlayacağımıza inansak da, etkin dinlemenin ne kadar rahatlatıcı olabileceğini de gözden kaçırmamamız gerek. “Etkin” kelimesi burada mühim olan nokta, çünkü çoğu zaman dinlediğimizi söyleriz ama cümleler asla zihnimizde yer edecek kadar uzun kalmaz, öylece havaya savrulup gider.

            Peki nedir etkin dinleme? Kendi cümlelerimiz yerine karşıdakinin anlattıklarına, yüz ifadesine, duygusuna dikkat ederek ve algılarımızı bu yönde açarak dinlemeye etkin dinleme diyoruz. Yukarıda dinlemenin rahatlatıcı olabileceğinden bahsettim. Bu tür bir aktivite dikkat ve yoğunlaşma gerektirdiği için rahatlamaya değil de yorulmaya yol açıyor gibi görülebilir. Ama hayır, bir şey sonucu rahatlamak için onun çabasız olması gerekmiyor. Yapılan işin amacına ulaşmasının getireceği rahatlama, diğerinin yanında çok daha önemli bir konumda bulunuyor.

            Etkin dinleme sonucunda karşıdakinin iletmek istediği mesajı daha net bir şekilde alabilir, konuşma sonunda akıllarda belirecek soru işaretlerini, kafa karışıklıklarını, en önemlisi de yanlış anlaşılmaları en aza indirebiliriz. Etkin dinleme sadece cümleleri anlamanın ötesinde vücut dilini takip etmeyi de içerdiği için mesaj daha net anlaşılır, cümlelerin oluşturduğu boşluk bu şekilde dolmuş olur. Sözgelimi “Çok mutsuzum,” diyen biri mutsuzluğu mimikleriyle, omuzlarının düşmesiyle desteklediğinde karşıdakinin empati kurması kolaylaşabilir.

            İletişimde karşılaştığımız sorunların neredeyse tümünü iyi dinlememek oluşturur. Gerekli ortam sağlandığı takdirde aslında herkes problemi ana hatlarıyla anlatabilir, anlamaya istekli biri sayesinde de problemin ayrıntılarına rahatlıkla inilebilir. Ancak biz, biri konuşmaya başladığında onu anlamaya çalışmaktan ziyade vereceğimiz cevaba odaklandığımız için aslında önemli olan mesajları sık sık kaçırıyoruz. Bunun sonucunda da eksik noktalar yüzünden tartışmalar, kırgınlıklar oluşuyor. Aslında böylelikle karşıdakine “Benim anlatacaklarım seninkilerden daha önemli,” mesajı vererek bir nevi saygısızlık yapmış oluyoruz.

            Gerçekten dinlesek, çözmeye çalışsak karşılaşılacak birçok sorunun önüne geçeceğiz ve sonradan başımız ağrımayacak. Ama hayır. Her zaman en mantıklı, en doğru cevabı veren kişi biz olmalıyız, yoksa sohbetteki ağırlığımızı kaybedip önemsiz konuma düşeriz (!)

 

            Dinliyor muyuz?

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum