banner2

banner1

14.07.2021, 08:42

YANLIŞ YOL!!!

90'lı yıllar...

Orta okuldayım.

Tarih derslerimize gelen öğretmenimiz başörtülüydü.

Her sabah okul kapısına kadar başörtüsü ile gelir,

Okula girerken başörtüsünü çıkarır,

Okul sonrası,

Okul çıkışında başörtüsünü tekrar takar ve dönerdi evine.

Sanki başındaki örtüsünü değil de,

Özgürlüğünü koşullara bağlı olarak takıp çıkarmak zorunda kalıyor gibi gelirdi bana her seferinde.

O zaman,

O çocuk aklımla bile,

Bunu haksızlık görür ve üzülürdüm içten içe.

Kendisini,

Kimliğini,

İnandığı değerleri yaşayamıyor olması içimi burkardı hep.

....

Çok severdim tarih öğretmenimi.

Su gibi anlatırdı bize geçmişimizi.

Dersi demiyorum bakın,

"Geçmişimizi"!!!

Tarihi, bir okul dersi gibi sunsaydı eğer bize,

O kadar etkili olamayacağını,

Bir süre sonra unutulacağını bilecek kadar da deneyimliydi çünkü.

Öte yandan,

Tek bir defa bile duymadım derste sesinin birine yükseldiğini,

Görmedim hiç birini incittiğini.

Şimdi bakıyorum da şöyle,

Dersini de,

O güzel kimliğini de öyle güzel işlemiş ki demek ki içimize içimize,

Yıllar geçmiş ve ben hâlâ anıyorum onu derinden gelen saygım ve başka türlü bir sevgiyle.

Ve tıpkı o gün,

O çocuk halimde olduğu gibi,

Bugün,

Bugünün yetişkin bir bireyi olarak da,

"Haksızlıktı" diyebiliyorum o günün şartlarına.

....

1999-2003 yılları arası üniversitedeydim.

Okula kadar başörtüsü ile gelip,

Kendine ücra bir köşe belirleyerek,

Orada iki büklüm halde başörtüsünü çıkarıp peruk takan arkadaşlarım vardı.

Onlar o köşeye her sindiğinde,

İçimde fırtınalar kopardı benim;

Kendilerini yaşayabilme özgürlüklerine getirilen bu tatsız kısıtlamadan dolayı.

Sırf tercih ettikleri yaşam biçiminden dolayı,

Eğitim hakları ellerinden alınmasın diye kendileri gibi olamayan başörtülü arkadaşlarım...

Ne acı,

Ne üzücü bakıldığında.

....

Yıllarca başörtüsü problem oldu bu memlekette.

Çözülmeli miydi?

Evet,

Kesinlikle çözülmeliydi bence.

Katılan da olabilir bu düşünceme,

Katılmayan da elbette.

Saygım var her iki düşünceye de.

Bir başka görüşe ve görünüşe saygı duyduğu,

Sınırlarını,

Neyi niçin yaptığını bildiği sürece,

Kendi için,

İnancı gereği örtünen ve bunu layık ile yapan insanların hakkıdır inandığı şeyi yaşamak sonuna kadar.

Ve bu hakkı onlara veren de insan olmamalı zaten.

Verdiği akıl,

Mantık,

Düşünebilme gücü ve iradeyle,

İnsana seçme,

Seçebilme şansı vermiş zaten Yaradan.

Bir insanın hakkı olanı,

Başka bir insanın alması,

Seçimlerinden dolayı insanın insanı yargılaması,

Bana göre bu konuda çirkinliğin başlangıç noktası.

....

Yıllar içerisinde gördük ki;

Bir memlekette var olan bir sorunu çözmek,

Diğer taraftan,

Başka sorunlar yaratma hakkını da vermemeli kimseye.

Birilerine hak tanınırken,

Başka birilerinin hakkına girilmemeli,

Saygı devam etmeli aynı özenle ve aynı ölçüde.

İşte kıymetli olan da aslında bunu sağlayabilmek mertçe.

Farklı fikirlere,

Farklı inançlara,

Her hakka saygı duymak,

Yaşam biçimlerindeki farklılıklara eşit mesafede durmak...

....

Dün yaşanan başörtüsü sorunu,

Bugün yaşanmıyor belki evet.

Ve böyle olması da gayet sevindirici bence.

Ama bu memleketin,

Bu sorununu çözmekle bitti mi iş!!!

Hayır!..

Başka sorunlar doğuruldu hatta zoraki zoraki.

Bugün yaşadığımız mevcut sorunlara sebep olanlar,

Bir muhasebe yapabilmeliler kendi içlerinde.

Ha yapamıyorlar mı!!!

O halde biz,

Millet olarak tutabilmeliyiz hesap defterlerini ellerimizde.

Hesap sorabilmeliyiz;

"Nedendir bu sürekli ayrıştırma eğilimi!!!" diye.

Sağı,

Solu hiç fark etmez;

Ayrışmalardan beslenenlerin ortaya koyduğu oyunlara gelmemeli,

Kendi içimizde,

Kardeşçe kendi oyunlarımızı kurabilmeli,

Bu toprakların ortak yaşam alanımız olduğunu unutmadan,

Verebilmeliyiz gönül gönüle.

Zaten bir bıraksalar bizi bize,

Bizim hiç de sorunumuz yok birbirimizle.

Asıl sorun,

Her gelenin kendi oyununu zorla millete oynatma gayretinde.

....

Yani bu kadar zor mu herkese kucak açmak!

Bu kadar zor mu insana,

İnsanların seçimlerine,

Yaşama biçimlerine saygı duymak!

Bu kadar zor mu?

birlik-beraberlik sağlamak!!!

Ben söyleyim;

"Hiç de değil aslında ".

Sadece,

Aşağıda yaşanan her kaos,

Yukarıya kazanç olarak geri dönüyor.

Aşağıdaki yangın büyüdükçe,

O yangının ateşi yukarıda bir yerlerde kalkan oluyor birilerine.

Aşağıdaki sular coştukça,

O sular sel olup taştıkça,

Sel sularından beslenenler var bu memlekette.

....

Dünya değişiyor artık.

Bir yere saplanıp kalmak değil marifet.

Marifet saplantılardan kurtulmak.

Herkesi aynı kalıba sokmaya çalışmak değil değişimin adı.

Değişimin adı,

Farklılıklara sahip çıkabilmek,

Farklılıklara kucak açabilmek.

Başında başörtüsü olan da,

Altında mini eteği,

Şortu olan da bizim evladımız,

Bizim kadınımız.

Bedenleri değil,

Kafaları,

Zihniyetleri değiştirmeye çabalamalı.

....

Siyasi partiler de bırakmalı artık bu yanlış yolları.

Bu memleketin sorunu ne başörtüsü,

Ne de mini etek olmalı.

Bu memlekete yön verenler,

Yön verecekler,

Ekonomik programlarını,

İşsizlik için,

Mevcut ve gelecekte bizleri bekleyen çevre sorunları için yeni ve sürdürülebilir projelerini,

Kadına şiddetin,

Çocuk istismarının önüne geçebilmek için neler ortaya koyabileceklerini,

Kalkınma adına atacakları yeni adımları,

Gelişmek için hamlelerini,

Bu ülkenin çocukları,

Bu ülkenin gençleri için neler yapabileceklerini,

Neleri değiştirebileceklerini  anlatmalılar artık çıkıp da hepimize.

....

Memleketin her yanı ayrı yamalı.

Koca koca deliklerden su alıyor dört bir yanından memleket ve bu çok acı.

Ve hiç vakit kaybetmeden,

Artık zaman,

Uzun ve kısa vadede nasıl önlemler alınması,

Neler yapılması gerektiğini düşünme zamanı.

....

'Her dönem, o dönemin farklı oyunlarına piyon olan milletimin, artık oyunlara gelmemesi ve gözlerini açabilip de oyunu yöneten olabilmesi dileğiyle...'

Yorumlar (0)