Tepebaşı ilçesi Londra Sokak'taki ikametinde yaşayan 64 yaşındaki Suna Sakarya'yı telefonla arayan şahıslar, ellerinde üzerinde başka bir fotoğraf bulunan T.C. kimlik kartının olduğunu ve adının kuyumcu dolandırıcılığına karıştığını iddia etti. Telefondaki şahısların 'operasyon yapıyoruz' yalanına inanan Sakarya, saatlerce telefon hattı açık tutularak baskı altında bırakıldı. Sabaha karşı saat 04.30 sıralarında eve gelen 20 yaşlarındaki şüpheliye 35 adet cumhuriyet altını, 72 gram altın ve çeşitli ziynet eşyalarını teslim eden yaşlı kadın, dolandırıcıların bu kez de 3 milyon lira değerindeki evini 2,5 milyon liraya sattırmaya çalışması üzerine durumdan şüphelendi.
Oğlunun ve kendisinin tutuklanacağı tehditleri üzerine dolandırıldığını anlayarak karakola başvuran Sakarya'nın birikimleri yok olurken, polis ekipleri kaçan şüphelileri yakalamak için geniş çaplı çalışma başlattı.

"Hasta yakınımdan haber beklerken tuzağa düştüm"
Normal şartlarda tanımadığı numaraları asla açmadığını belirten Suna Sakarya, olayın yaşandığı gün ailesiyle birlikte ağır hasta olan yeğeninden haber beklediklerini söyledi. Sakarya, "O gün teyzemin oğlu çok ağır hastaydı, ölüm döşeyindeydi. Oğlumun yanında telefon olmadığı için arayanın akrabalardan biri olabileceğini düşünerek telefonu açtım. Arayan kişi kendisini Tepebaşı'ndan polis olarak tanıttı ve WhatsApp mesajlarıma bakmamı istedi. WhatsApp'a girdiğimde, üzerinde başka birinin fotoğrafı bulunan kendi nüfus cüzdanımı gördüm. Telefondaki şahıs, bu sahte kimlikle internet üzerinden ve kuyumcudan yüksek meblağlı işlemler yapıldığını, tüm suçun benim üzerime kalacağını söyledi" dedi.

"Sabaha kadar uyutmadılar, cenazeme bile gitmemi engellediler"
Dolandırıcıların kendisini saatlerce yoğun bir psikolojik baskı altında tuttuğunu vurgulayan Sakarya, "Kapılarımı kilitlememi, kimseyle konuşmamamı ve telefonu kesinlikle kapatmamamı söylediler. Evdeki altınların suça konu olacağını ve incelemeye alınacağını belirttiler. Altınları bir tepsiye koyup fotoğrafını çektirip attırdılar. Beni sabaha kadar hiç uyutmadılar. Lavaboya gitmem bile onların iznine bağlıydı. O esnada teyzemin oğlunun vefat ettiği haberi geldi. Kızı aradığında beni sıkıştırıp konuşmayı hemen sonlandırmamı, cenazeye gidemeyeceğimi söylememi istediler. Ben de çaresiz kalıp rahatsız olduğumu bahane ederek gelemeyeceğimi söyledim. Sabah saat 04.30 civarında kapıya 20-22 yaşlarında bir genç geldi. Telefondaki talimat üzerine 35 adet cumhuriyet altını, 72 gram altın, iki yarım, dördü gram altın ve ziynet eşyalarımı o gence teslim ettim" ifadelerini kullandı.

"Evimi sattırmaya çalıştıklarında dolandırıldığımı anladım"
Altınları aldıktan sonra dolandırıcıların bu kez gözünü evine diktiğini ifade eden Sakarya, yaşadığı son anları şöyle aktardı:
"Altınları aldıktan sonra bu kez 3 milyon lira değerindeki evimi 2,5 milyon liraya sattırmaya çalıştılar. Belirledikleri emlakçıları arattırıp baskı kurdular. Satışın formalite olacağını öne sürdüler ama kabul etmedim. Satışa yanaşmayınca bana bağırmaya, savcıya ve polise karşı gelmekle tehdit etmeye başladılar. Rahatlamam için yürüyüşe çıkabileceğimi ancak telefonun açık kalması gerektiğini söylediler. Yürüyüşe çıktığım sırada oğlumu ve beni hapse attırmakla tehdit ettiklerinde artık dolandırıldığımı anladım ve doğrudan karakola gittim. Bir ev alabilmek için biriktirdiğim 2,5 milyon lira değerindeki tüm birikimim yok oldu. Profil resimlerinde polis amblemi vardı, o amblemi ve kimlik bilgilerini görünce gerçekten emniyetle muhatap olduğumu düşündüm. Gerçeği ancak iş işten geçtikten sonra fark edebildim."

Muhabir: İhlas Haber Ajansı