banner2

banner1

24.07.2020, 08:22

TÜRKİYE’Yİ AYAĞA KALDIRAN!

"KAYIP!"

...

"BULUNAMADI!"
...
"SON DAKİKA!"
...
"FLAŞ GELİŞME!"
...
"VAHŞİ CİNAYET!"
...
"ACI HABER!"
...
"SON GÖRÜNTÜLERİ!"
...
"BU GÜLÜŞ SOLDU!"
...
"CESEDİ BULUNDU!"
...
"KAN DONDURAN İFADE!"
...
"HER SATIRI DEHŞET VERİCİ!"
...
"GÖZYAŞLARI İÇİNDE TOPRAĞA VERİLDİ!"
...
"TÜRKİYE' Yİ AYAĞA KALDIRAN CİNAYET!!!"
...
"İzmir' de dehşet,
Samsun' da vahşet,
Mersin' de korkunç cinayet,
Ağrı' da eski eş,
Bartın' da koca,
İstanbul' da sevgili,
Denizli' de yan komşu,
Ankara' da ağabey,
Ereğli' de oğul,
Urfa' da hiç tanımadığı adam,
Sivas' ta baba,
Gaziantep' de dayı,
Bursa' da amca..."
Sürekli bu tip başlıkların gündeme düştüğü durumda,
Zaten Türkiye hep ayakta.
Şöyle yüreğimiz yerinde,
Yüzümüzde gülümseme,
Gözlerimizde mutluluk öfke yerine,
İçimizde umut,
Gönlümüz rahat bir şekilde derin derin nefesler alamayalı o kadar çok zaman oldu ki. 
Acı acı haberlerle boğulmuş durumda memleketimin dört tarafı.
...
Ne mi yapılmalı!!
Artık ciddi ciddi kararlar alınmalı bugünler için,
Yetkisini kullanması gereken ilgili tüm alanlardaki,
Bütün yetkililerce.
Burası çok önemli ve burası net.
Yarınlar içinse iş çok daha büyük bence.
Yarınların temeli, 
Bugünün çocukları neticede.
Ve biz,
Yani hepimiz,
O temelleri sağlam atabilmek adına seferber olabilmeliyiz önce.
Ki burası daha da önemli, Daha da net.
İlgili bakanlıklar,
Merkezler,
Psikologlar,
Psikiyatristler,
Eğitimciler,
Çocuk gelişim uzmanları,
Konunun diğer uzmanları bir araya gelip bolca kafa yormalı.
"Neden"ler,
"Niçin"ler,
"Neler yapılmalı"lar,
"Nereden başlanmalı"lar,
"Nasıl bir yol izlenmeli"ler vs. vs. gibi sorular havalarda uçuşup ilgili tüm insanların gündemini ciddi ciddi bu sorular oluşturmalı.
Okullarda,
Yöneticiler, 
Öğretmenler ve uzmanların iş birliği ile ailelere yönelik,
Çocuk gelişimi,

Çocuk yetiştirme vb. konularda,
Belirli aralıklarla bilinçlendirme programları düzenlenmeli.
Hatta okullardaki programlara ek olarak, 
Halk eğitim merkezlerince,
Belediyelerce açılan bir çok kursa ilave olarak, 
Ebeveynlere yönelik,

Konu ile ilgili daha da kapsamlı eğitimler verilmeli.
Çünkü anne babalar da,
Yarınların temeli dediğimiz çocuklarımızın kişiliklerinin temelini ilk atanlar.
Bu durumda temeli atanların da sağlam olması gerekmez mi!
...
Çocuklar,
Hepimizin de bildiği gibi taklit eder,
Çocuklar içselleştirir,
Çocuklar, 
Hayatı onlara sunulanlar ile tanır ve bilir.
Onlar için mevcut durumu örneklendiren,
Normalleştiren ikincil bir durak da çizgi filmler aslında.
Çocukların büyük ölçüde zaman ayırdıkları çocuk TV kanalları,
Çocukları sürekli olarak şiddete özendirme eğiliminden vazgeçmeli artık.
Sevginin,
Saygının,
Hoşgörünün,
Yardımlaşmanın,
Dayanışmanın,
Duyarlılığın,
Bir cana kıymet vermenin,
Bir canı korumanın,
Barışın işlendiği ve normalleştirildiği senaryolara yer verilmeli çocukların dünyalarında.
Şiddeti,
Hiddeti,
Argoyu,
Küfrü,
Kaba kuvveti,
Yalanı,
Riyayı,
Bencilliği allayıp pullayıp da çocukların önlerine koyan,
Değer yargılarımızı hiçe sayan,
Oyun içinde oyunların bir parçası olmuş olanlar,
Bireysel çıkarları uğruna parçası oldukları bu kirli oyunları reddedebilmeli en başta.
Unuttukları şu ki;
Her bir çocuk kendi çocuklarımızın da geleceği.
Şimdi, 
Tam da bugün,
Bir çocuğun dünyasında normalleştirdiğimiz şiddet,
Yarınlarda kendi gencecik evlatlarımızın başına dayanmış bir silah olacak belki.
Ve bizler anne baba olarak,
Bir yere kadar koruyup kollayabiliyoruz etrafın,
Başkalarının acımasız etkilerinden yavrularımızı maalesef ki.
Öyle bir senaryoda, 

Kendi evladımızı düşünmek bile kan akışımızın yönünü değiştirip kanı beynimize çıkarmaya yetiyor öyle değil mi!
Ya onca yiten evlat,
Ya onca giden kadının ardında kalanlar!!!
...
Sadece çocuklara yönelik programlar mı alt üst eden kimlikleri!
Peki ya TV' nin, 
Hayata atılmaya hazırlanan gençlerimiz üzerine etkileri!..
Ekranlarda bolca boy gösterip gençlerin hayat algılarını allak bullak eden tipleme gibi tiplere yer verenler, 
Bugün, 
Bu zihniyetlere maruz kalıp onlarla yetişen gençlere,
Yarınlarını emanet edecek olduklarını unutuyorlar mı acaba?
Sürekli birbirine hakaret edenleri baş tacı yapan,
Saç baş yoldurma yoluyla kanallarını reklamlara boğduran,
Kesesini doldurmak uğruna memleketin ahlãkını satan programlar daha ne kadar kalmalı ekranlarda!
Ekranlara çıkıp da, 
Türlü türlü hallerle insanların aklını başından alanlar,
Kendine verilen içi bomboş senaryoları oynayıp oynayıp kafalarımızın içlerini boşaltanlar yerine,
Bilimin,
İlimin ışığında aydınlanmış,
Diğer gençlere ışık tutacak gençler olmalı ekranların aranan yüzleri.
Gerçek anlamda aydın zihniyetler,
Bakış açıları,
Yaşanmışlıkları,
Tercihleri,
Deneyimleriyle genç nesiller önüne örnek olarak çıkarılmalı.
Sürekli önümüze çıkan, 

Park,
Bahçe,
AVM projeleri, 
Artık yerini başka başka projelere bırakmalı.
Sokak sokak,
Cadde cadde,
Mahalle mahalle,
Semt semt,
Köy köy,
Kasaba kasaba,
İl il,
Ülkece okuma,
Bilgi edinme,
Bilgiye ulaşabilmeyi isteme hevesi yaratacak projeler için kafalar patlatılmalı.
Yani artık, 
Bi uyanmalı bi zahmet insanlık.
Bi UYANMALI...
...
Biz ne zaman, 
Önce kendimizi düşünmeyi bırakıp toplum olarak, Memleketi,
Çocukları,
Çocuklarımızı,
Gençliği,
Yarınları düşünmeyi başarırız,
İşte ancak o vakit köklü değişimlerden de söz etmeye başlayabiliriz.
Gerçi birilerinin, 

Cehaletten,
Bilgisizliğin karanlığından,
Bilmemenin getirdiği kör kütük körlükten beslendiği durumda,
Kim ya da kimler çıkıp da aydınlık için savaşmayı göze alır değil mi ama!!!
Benim ki de işte öyle, 
Boş boş konuşma!!!
...

'Çok geç olmadan, daha da geç kalmadan, aydınlığı karanlığa tercih edenlerin,  mumlarını bir bir yakabilmesi dileğiyle...

Yorumlar (0)