Reklam
Reklam
Reklam

'Türkiye'yi eşit ortak olarak kabullenmek'

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü tarafından düzenlenen "Ortadoğu'da Siyaset ve Toplum" kongresi, SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde başladı.

'Türkiye'yi eşit ortak olarak kabullenmek'

Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü tarafından düzenlenen "Ortadoğu'da Siyaset ve Toplum" kongresi, SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi'nde başladı.

'Türkiye'yi eşit ortak olarak kabullenmek'
10 Ekim 2018 - 17:42 - Güncelleme: 10 Ekim 2018 - 19:52
Reklam

"Türkiye Dış Politikası ve Ortadoğu" başlıklı panelde konuşan Prof. Dr. Burhanettin Duran, Türkiye'nin, "klasik Arap dünyasından uzak durma durumu"nu Arap Baharı ile değiştirdiğini söyledi.

Duran, isyanların başladığı dönemde Ortadoğu'ya yeni bir düzenin gelmesinin beklendiğini hatırlatarak, bu düzenin demokrasiye, halkların tercihlerine doğru arzu edildiğini fakat durumun beklendiği gibi olmadığını dile getirdi.

“Türbülanstan tümüyle çıkmış değiliz”
Ortadoğu'daki olaylar ve yaşanan gelişmeler hakkında bilgi veren Duran, "Arap isyanlarının açtığı çatlaklar, fay hatları çok derin. Bu fay hatları öyle pek kolay toparlanacak gibi değil. Yeni gelişmeler, bölgesel güçler arasındaki rekabetler, bu fay hatlarını gittikçe derinleştiriyor. Bu itibarla bölgemizin yeni düzensizliklere hazır olması gerektiği bir dünyaya gidiyoruz. Türkiye türbülans meselesine son 5 yıldır hazırlanıyor. Gezi olaylarıyla başlayan, 17-25 Aralık ile devam eden fakat altını kazıdığınızda Suriye meselesine çıkan bir türbülans dönemine girmiştik. Bu türbülans döneminden de tümüyle çıktığımızı da söyleyemeyiz. Etrafındaki Suriye ve Irak'ın yaşamış olduğu iç savaş, terörle mücadele konuları ağırlıklı bir gündem teşkil ediyor." 

“Kolay bir süreç değil”
Duran, Türkiye'nin yeni bir güvenlik konseptine geçmek zorunda kaldığını anlatarak, "Sınırlarınızda iki istikrarsız ülke varsa kendi iç güvenliğinizi korumak için sınır ötesi operasyonları yapmakla yetinemezsiniz, orada daha da bir varlık oluşturmak gerekir. Türkiye kendini ve kapasitesini buna hazırladı. Bu kolay bir süreç değil. Türkiye olarak biz de Arap isyanlarının dalgalarından, onun oluşturduğu istikrarsızlıktan çok etkilendik fakat Türkiye bunu ayakta kalarak karşıladı." ifadelerini kullandı.

“Karalama kampanyası”
SAÜ Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kemal İnat da Avrupa medyasında yaklaşık 4-5 yıldır başta Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere birçok siyasetçiye karşı karalama kampanyası olduğunu gördüklerini söyledi. 

Yeni Türkiye
Türkiye'nin bunun son bulmasını istediğini aktaran İnat, "Türkiye, egemenliğine, dış politikasını kendi şekillendirme hakkına saygı gösterilmesini istiyor. Batı ile yaşadığımız sorunlar bunlardan kaynaklanıyor. Amerika Birleşik Devletleri ile henüz bu konuda çok adım atamadık. Din adamı Andrew Craig Brunson ve PKK/PYD meselesinde bunu görüyoruz. Avrupalılar da adım atmaya başladık. Avrupa'yla son dönemde söz konusu olan yakınlaşmanın artık Avrupalıların bu yeni Türkiye'yi kabullenmeye başladıklarının bir işareti olarak görmek istiyorum." diye konuştu. 

“Eşit egemen ülke Türkiye”
İnat, Türkiye'nin eski müttefikleriyle sağlıklı ilişki kurmasının temelinin, Türkiye'yi eşit, egemen bir ülke olarak kabul etmekten geçtiğine işaret ederek, "Türkiye'yi eşit ortak olarak kim kabullenirse Türkiye yoluna onunla devam edecek. Bu, çok net gözüküyor." dedi.

Organize edilen kongre programında Cemal Kaşıkçı yalnızca afişlerdeki fotoğrafı görüldü. Sakaryalı öğretim üyeleri ve öğrenciler Kaşıkçı'nın kaybolması sebebiyle büyük üzüntü yaşadı.

PROGRAMINI İPTAL ETTİ
Kaşıkçı'nın katılımını organize eden Sakarya Üniversitesi Ortadoğu Enstitüsü'nde görevli Dr. Cemal Nassar, Suudi gazetecinin son konuşmalarında kendisine programının yoğun olduğunu ilettiğini belirterek, "Sakarya'da olacak kongre büyük olduğu için bir konuşmacı listesi hazırladım. 30 isim arasından onu seçtim. Ortadoğuyla ilgili genel bir konuşma olacağı için böyle bir tercih yaptım. Katar'dan, Kuveyt'ten, Suudi Arabistan'dan da çok kişiyi çağırdım ama o bu konuda uzmandı. Sadece panellerde bir sıkıntı, anlaşmazlık oldu. Afişte ismi TV Müdürü olarak yazdığı için sorun yaşadık. Ben sadece şu anda gazeteciyim demişti bana. Sonra o anlaşmazlık tamamlandı, unvanı düzeltildi. Kabul etti ama ondan sonra iptal etti. İlk önce daveti kabul etti, gelecekti daha sonra burayla irtibata geçti iptal etti. Çünkü çok yoğun bir programı vardı" diye konuştu.

KESİN BİLGİ YOK
Programı organize eden SAÜ Ortadoğu Enstitüsü Müdürü Tuncay Kardaş, Kaşıkçı'dan Ortadoğu'daki ekonomik sorunları dinlemeyi beklerken bu olayın yaşandığını belirterek, "Kendisi konuşmacılardan biriydi. Ortadoğu'nun son dönemde yaşanılan ekonomik siyasi gelişmelerden bahsedecekti. Arkadaşlarımız kendisiyle irtibata geçti, kendisinden haber alınamayınca bu durum olunca biz de diğer konuklarımızla devam ettik. Konuşmacıların merak ettiği bütün dünyanın merak ettiği bir konu. Bu konuda kesin bir bilgi yok. Hala olayın teyit edilmediğini biliyorsunuz. Bir konuktu, fikirlerini Ortadoğu'daki son gelişmeleri bir gazeteci gözüyle anlatmayı düşünüyordu. Maalesef bu hadise meydana geldi" dedi.

SİLECEK VAKTİMİZ OLMADI
SAÜ Ortadoğu Enstitüsü Müdür Yardımcısı Yıldırım Turan, bugün başlayan kongrede kaybolan gazetecinin konuşulduğunu belirterek, "Bu olay sebebiyle Kaşıkçı'nın ismi daha ön plana çıkmaya başladı. Konuğumuzdu gelmeden neden gelmediğini iptal ettiğini söylemişti. Bunun hakkında çok detaylı bilgimiz yok. Posterlerimizde ismi yazıyordu onu silecek vaktimiz olmadı. Son dakikada böyle bir gelişme oldu. Şu anda birçok medya kuruluşu bilgi almak için bize danışıyorlar. Biraz aslında talihsiz bir olay keşke bugün gelseydi, kendisini konuştursaydık, konuşsaydı öğrencilerimiz konuklarımız kendisinden faydalansaydı" diye konuştu.

Yerli ve yabancı akademisyenlerin katıldığı kongre, 12 Ekim'de sona erecek.

YORUMLAR

  • 0 Yorum