banner2

banner1

banner22

Kaşıkçılık mesleğini 60 yıldır icra ediyor

Taraklı ilçesinde yaşayan 74 yaşındaki Sabri Özşahin, küçük yaşlarda babasından ve dedesinden öğrendiği kaşıkçılık mesleğini 60 yıldır icra ediyor. Yemek yeme kaşığı yapan 60 yıllık kaşık ustası Özşahin, geçimini bu meslekten sağlarken, mesleğin sürdürülebilmesi için ise üniversitelerin ve bakanlıkların bu mesleğe el uzatması gerektiğini belirtti.

Taraklı 02.03.2021, 09:24 Editör: Aysima Kortak
banner48

Taraklı İlçesi Alballar Mahallesinde yaşayan 74 yaşındaki Sabri Özşahin küçük yaşta babası ve dedesinin yanına giderek kaşık ustalığını öğrendi. Tarihi çok eskiye dayanan bu mesleği 60 yıldır sürdüren Özşahin, kaşık odası olarak adlandırılan atölyede yaptığı yemek yeme kaşıklarını satarak geçimini sürdürüyor. Köylerdeki nüfusun azalması ve çocukların uzun süren eğitim hayatından dolayı çırak yetişmediğini söyleyen Özşahin, üniversitelerin, bakanlıkların ve müdürlüklerin bu mesleğin ucundan tutmadığı takdirde mesleğin yok olacağını söyledi.

60 SENEDİR DE KAŞIKÇILIK İLE UĞRAŞIYORUM

Kaşık odası olarak adlandırılan atölyeye giderek babası ve dedesiyle birlikte çalışan ve kaşıkçılık mesleğini bu şekilde öğrenen Kaşık Ustası Sabri Özşahin, “74 yaşındayım ve 60 senedir de kaşıkçılık ile uğraşıyorum. Kaşıkçılığın tarihi Hoca Ahmet Yesevi’ye dayanır. Onun çıraklarının köyümüze yakın yerde türbeleri var. O tarihlerden bu yana kaşıkçılık devam ediyor. Dedelerimiz, babalarımız ve ben yemek yemek üzerine kaşık yapmayı öğrendik” dedi.

BU MESLEĞİN SON TEMSİLCİLERİNDEN

Makineleşmeyle birlikte kaşıkçılık mesleğine olan ilginin azaldığını ve kendi kuşağının bu mesleğin son temsilcileri olduğunu söyleyen Özşahin, “Bu meslekte biz son kuşağız. Neden diye sorarsanız, çocukları çalıştıramıyoruz. Çocuk 6 yaşında okula başlıyor. Ondan sonra 25, 30 yaşına kadar okul okuyor. Biz bu işe alışırken okul falan yoktu. Biz dedelerimizin ve babalarımızın yanında en hafif işlerden başlayarak öğrendik. 2 sene çalıştıktan sonra gereken noksanlarını ustalar söylerler ama ben şuanda torunlarıma bu işi öğretemiyorum. Kaşığın yüzde 99’u kayın ağacından olur. Şimşir ağacından olan kaşık ise yemek yemek üzerine olur. Şimşirin özelliği bakteri almaz ve üretmez. Bizim memleketimizde benim babamdan ve dedemden aldığım tecrübeye göre yemek yeme kaşığı zeytin ve şimşir ağacından yapılır. Daha sonra kayın ağacından da yapılmaya başlandı. O zaman kaşıkları cilalardık ve o cila da doğaldı. Kızılçam sakızı ve bezir yağı karışımıyla şuandaki vernik gibi yağ üretilirdi” ifadelerini kullandı.

PARMAKLARIM ARTIK TUTMUYOR

Önce tahta kaşık yapımı için taslak oluşturduğunu ve sonrasında da aşama aşama oyma işlemi yaparak kaşık elde ettiğini anlatan Özşahin, “Ben gençliğimde bir günde 200 ile 250 tane arasında kaşık yapıyordum ama kayın ağacından. Şimşir ağacı sert ve pürüzlü ağaç olduğu için bu kadar fazla kaşık yapılamaz. Şimşirden en fazla 15 tane kaşık olur. Kayın ağacı çok elverişli bir ağaç olduğu için hem de genç olduğumuz için rahat rahat yapıyorduk. Şuanda sadece yapıyor görünüyoruz. Parmaklarım artık tutmuyor. Benim çocukluğumda geçimimizi bu işten sağlıyorduk. Biz ham olarak kaşığı yapardı, Taraklı’ya gönderirdik. Taraklı bunu cilalayarak piyasaya sürerdi” şeklinde konuştu.

MESLEK İÇİN DESTEK GEREKLİ

Kaşıkçılık mesleğinin sürdürülebilmesi için destek gerektiğini ifade eden Özşahin, “Bu mesleği ancak üniversiteler, Milli Eğitim Müdürlüğü ve bakanlıkların bu işin elinden tutması gerekiyor. Yoksa bu meslek artık bitiyor. Geriden çırak gelmiyor çünkü köylerden nüfus çok azaldı. Saatlerce ayağını büzerek oturmak da büyük bir mesele. Ben bu işte başarılı olmamın sebebi çok severek yapıyor olmamdı. Mesleğimi hala daha seviyorum. Bu işi severek yapmazsan başarılı olamazsın” dedi.

Yorumlar (0)