banner2

banner1

30.09.2019, 16:09

SIR

İnsanlar ve olaylar artık ilgilendirmiyor beni. Fikirler, idealler, hayaller ve hatıralar üzerinde yoğunlaşıyorum.
Anlatmak değil anlamaya çalışıyorum. Bunun için suskunluğun ortasındaki yalnızlıklara sığınıyorum. Şiirler, denemeler ve notlar yazıyorum. Kimse için değil ama. Kendim için.
Bencillik değil bu. Kendini arama, anlama, anlamlandırma çabası. Yâda ihtiyarlığın getirdiği gönül yorgunluğu da diyebilirsiniz. Önemli değil. Veya sonbaharda özüne çekilen ve dalından kopan tohum gibi düşünün.
Bu akşam çok eski zaman diliminden bir ayrıntıyı hatırladım mesela. İhtilal günleri ve tutukluyum Çimenlik Kalesi'nde. Ranzaya uzanmış kitap okuyorum. Küçük bir pencere var sağımda. O pencere çerçevesinde bir küçük balkon. Balkonda çiçekler. Ve her akşamüstü genç bir kız çiçekleri sulamak için balkona çıkıyor. Ama gözü hep aşağıdaki yolda. Birini bekliyor ama beklediği gelmiyor. İçeriye gittiğinde üzülüyorum. O bilmiyor benim de onu beklediğimi. Ve üstelik yıllar sonra bile hatırladığımı.
İçimde korku yok, huzura doğru bir yöneliş var. Çok önemli bu. Varlığınla değil, var ettiklerinle yaşamak müthiş bir duygu. Faniliğin sırrı bu olmalı diye düşünüyorum. Yaşamak ve yaşatmak için sonuna kadar direnmek, gayret etmek ve her sonucun süreç tamamlandığında evrildiğini kabullenmek. Tanrılaşma özentisini bırakıp insanileşmeyi denemek.
İlk kızıma acılarımın adını koydum; Eylül...İçimdeki cehennemi unutmamak için. Ve ilk torunum Demir Ali eylülün sonunda doğdu. Hayatın mesajını doğru okumaya o zaman başladım.
Yine anlamayacaksınız biliyorum. Umurumda da değil. Birazdan bir şiir gönderirim geceye. Sonra başımı yastığa koyar ve bir hayal kurarım. Sabaha gözlerimi açarsam dudaklarımda yaşama sevinci yeniden başlarım.
Bütün sır bu.
 
Yorumlar (0)