Haber: Nazile Akarsu / Kamera: Kerem Enes Erdağ
SARAYBOSNA’DAN GEYVE’YE GETİRİLMİŞLER
Osmanlı’nın Balkanlardan çekilmesiyle Saraybosna’da yaşayan ailelerin geldiği şehirlerden biri de Sakarya oldu. Doğaç ailesi ise Geyve’ye yerleşti. Çanakkale Savaşı sırasında ailenin erkekleri şehit ve gazi oldu. Gazi Osman Doğaç’ın kızı 98 yaşındaki Fatma Fazlıoğlu ailesinin yaşadığı acıları Haberlisin’e anlattı.
Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı’nın Balkanlardan çekilmesi ile anne ve babasının ailesinin Geyve’ye yerleştirildiğini belirten Fatma Fazlıoğlu, “Annemin ve babamın ailesi Osmanlı’nın, Balkanları kaybetmesinden sonra Bosna Hersek’ten gönderilmiş. Devlet onları Geyve’ye yerleştirmiş. Babamlar o zamanlar Bosna’nın zengin ailelerindenmiş, Geyve’ye gelirken teneke içinde altınla gelmişler. Babam ve annemin ailesi geldiğinde Çanakkale’de savaş devam ediyormuş ve babamı ve üç tane kardeşimi hemen cepheye göndermişler. Annem ile babam o zaman farklı kişilerle evlilermiş annemin eşi de cepheye savaşa gitmiş. Annemin savaşa giden eşi savaşta şehit olmuş” dedi.

“ÜÇ KARDEŞİ ŞEHİT OLMUŞ”
Amcalarının Çanakkale’de şehit olduğunu söyleyen Fatma Fazlıoğlu, “Babamın üç tane kardeşi Çanakkale’de şehit olmuşlar, onların künyesi Geyve’ye gelmiş ama babamın künyesi gelmemiş. Babam o zaman kolundan yaralanmış ve esir düşmüş. Gemi ile birlikte Mısır’a götürmüşler. Gemi ile giderken babamın yaralı kolunu kesmişler. Babam Mısır’da 5 yıl boyunca esir kampında kalmış. Babam Mısır’da esirken Geyve’de bir kolera salgını olmuş ve hem babamın hem annemin ailesi çocukları salgında ölmüş. Ailelerden bir tek annem ile babam kalmış. 5 yıl sonra esir takası olmuş ve İstanbul’a gelmiş. Babamın adı Osman Doğaç. Geyve’den esir takası olanların İstanbul’a geldiğini duyan bir tanıdık İstanbul’a gitmiş, “Osman’ın künyesi gelmedi, belki onu bulurum” demiş ve İstanbul’a gitmiş. Babamı savaş esirlerinin toplandığı yerde bulmuş” diye konuştu.

“AİLEDEN KİMSE KALMAMIŞ”
Fatma Fazlıoğlu savaştan sonra babasının annesiyle evlendiğini ifade ederek, “Babam sonra Geyve’ye geliyor bakıyor ki ailesinden kimse kalmamış ve evine mühür vurulmuş kimse kalmadığı için. Tabi annemin de kimsesi kalmamış o zamanlar köyün muhtarı babama, “Osman senin de kimsen kalmadı, bu kadının da kimsesi kalmadı. Bu kadın çok namuslu, ben yaşlıyım bana yakışmaz ama sen bu kadınla evlen” demiş. Daha sonra babam ve annem evlenmiş. Annem ve babamın 12 tane çocuğu olmuş ama 10 tanesi yokluktan hastalıktan ölmüş sadece ben ve erkek kardeşim kalmış. Daha sonra Geyve’den, Akyazı’ya göçmüşler” şeklinde konuştu.

“HİÇBİR ZAMAN İSYAN ETMEDİ”
O dönem kimse çocuğunu okutmazken babasının onu beşinci sınıfa kadar okuttuğunu söyleyen Fazlıoğlu, şöyle konuştu:
“Benim babam çok ileri görüşlü bir adamdı kimse çocuğunu okutmazken beni 5’inci sınıfa kadar okuttu. Orta okul olsaydı orta okulu da okutacaktı. Babamın okuma yazması yoktu beni okuttu ve her gün gazete alırdı ve her gün bana sabahtan okuturdu. Babamı çok severdim, o da beni çok severdi ve değer verirdi. Hem Saraybosna’da hem Türkiye’de çok acılar çekmişler. O kadar çektiği acıya ve yaşadığı kayıplara rağmen hiçbir zaman isyan etmedi ve hiçbir zaman ne anneme, ne bana, ne de kardeşime kötü söz söylemedi. Allah rahmet etsin”





