Sakarya’da son dönemde yaşanan intihar vakalarındaki artış dikkat çekiyor. Haberlisin TV YouTube kanalında yayınlanan Bir Konuk Bir Hayat programında Deniz Keleşoğlu'nun sorularını yanıtlayan Uzman Psikolog Serra Hoşcan Gülseren, vakaların bireysel bir karar olarak değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

“GERİDE KALANLARA VERİLEN BİR MESAJ VAR”

Bir insanın kendi hayatına son vermesinin kendisinde derin duygular uyandırdığını belirten Gülseren, şu ifadeleri kullandı:
“Bir insanın kendi kararıyla kendi hayatına son verdiğinde ne hissediyorum? Çok düz, derin bir üzüntü hissediyorum. Korkuyorum. Düşünce olarak da aslında ‘Ne yapabilirdik, tüh keşke bir şey yapılsaydı’ gibi bir düşünceye götürüyor beni. Çünkü aslında her kendi canına kıyan insan, kalanlara, geride kalanlara bir mesaj verir. Bu mesajın ne olduğunu iyi okumak lazım. O mesaj da aslında bize, bu kendi canına kendi kararıyla son veren insanın bize verdiği mesaj; bu konunun sosyal boyutunun olduğunu gösteriyor.”

“EKONOMİK ZORLUKLAR HAYATA TUTUNMAYI ZORLAŞTIRIYOR”

İntihar vakalarındaki artışta ekonomik koşulların etkisine dikkat çeken Gülseren, şunları söyledi:
“Son dönemdeki faktör tabii ki de ekonomik faktörler. Ekonomik zorluklar, bizim hayatımızın temel ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çektiğimizi gösterir. Yiyemiyoruz, içemiyoruz ve ikinci temel ihtiyaç da barınma ihtiyacıdır; barınmakla ilgili ciddi sorunlarımız oluyor. Ve bu, hayata karşı tutunabilmemizi zorlaştıran bir durum. Bu ‘az para, çok para’ meselesi değil; gerçekten ekonomik durum o kadar kötü ki hayatımızı idame ettirmekle ilgili ciddi şüpheye düşüren bir konumdayız. Vücut ‘savaş-kaç’ moduna geçer. Kiminin savaşacak gücü vardır ve savaşır, kiminin de kaçar. Aslında bu karar, onun bizden kaçtığını, savaşacak gücünün olmadığını gösteriyor”

“KARARLI OLAN KİŞİLER ÇOĞU ZAMAN SİNYAL VERMEZ”

Hayatına son verme eğilimi olan kişilerin her zaman açık sinyaller vermediğini ifade eden Gülseren, şu değerlendirmede bulundu:
“Gerçekten kararlı olan kişiler daha tehlikelidir aslında. Çünkü çok bunu dillendirmezler, çok da bize sinyal vermezler. Derin bir yalnızlık, derin bir içe çekilmeden bahsedebiliriz. Bu durumun nedenlerinden yüzde yirmi ya da otuzu zaten ciddi bir psikiyatrik ya da nörolojik bir rahatsızlığa bağlanıyor. Madde bağımlılığı da bunlardan biri olabiliyor.”

“TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI YALNIZLIĞI GÖRÜNMEZ KILABİLİYOR”

Özellikle çocuklarda teknoloji bağımlılığına dikkat çeken Gülseren, şu ifadeleri kullandı:
“Teknoloji bağımlılığı, bu derin yalnızlığı fark etmemize engel olan bir durum. Çünkü çocuk saatlerce içeride oyun oynuyordur ve bunun bir bağımlılık olduğunu biz bilmezsek, bunu bir sorun olarak görmüyoruzdur. Onun ne kadar derin bir yalnızlık içinde olduğunu görmüyoruz demek oluyor.”

“UZMANDAN DESTEK ALMAKTAN ÇEKİNİLMEMELİ”

Kendini çaresiz ve yalnız hisseden bireylere de çağrıda bulunan Gülseren, “Yalnız değilsin. Her insan hayatının bir evresinde bir takım zorluklar yaşayabilir. Hiç çaresiz değilsiniz aslında. İlla bir çare vardır. Bunun için bir uzmana danışmaktan çekinmeyin" ifadelerine yer verdi.

Muhabir: Cüneyt Emre Topal