banner2

banner1

02.04.2021, 09:09

Öğrencilerin Korkulu Rüyası: SINAV KAYGISI

Önce beynimiz stresi nasıl yönetir?

Normal şartlarda beynimizin iki yarı küresi olan sağ ve sol beynimiz farklı işlevlere sahiptir fakat birbiri ile uyum içerisinde çalışır. Duyguları yöneten sağ beyin bu anlamda bilgi yüklemesi yapar. Sol beyin bu bilgileri işler. Sağlıklı olan bir kaygı burada bahsedilen uyum sonucunda ortaya çıkan ve hayatımızda olası tehlikelere karşı kendimizi koruyabilmemizi sağlayan bir savunma aracıdır

Aşırı stres yaşanan durumda, kişinin çaresiz ve kontrolden çıkmış hissettiği anlarda bu iki yarı küre arasındaki uyum bozularak duygu ve davranış arasındaki denge kaybolur. Tetikte bekler halde olmak sol beyni ve mantığı bir süreliğine devreden çıkarır. Bu hale  kaygı bozukluğu diyoruz.

 Bunun sonucu kişi o anda ne yapacağını bilememenin yarattığı olumsuz duygu içinde kalır.  Bu da kişinin var olan kabiliyetini ve gücünü kullanamaz kılar. Aşırı kaygı dediğimiz bu durum yorum ve çözüm sürecini  zorlaştırır. Fazlası hayattaki potansiyelimizi ve işlevselliğimizi olumsuz yönde etkiler. Var olan gücümüzü kullanamaz hale getirir.

Pandemi ile beraber her birimiz çeşitli konularda bambaşka kaygılar ile hareket eder yahut elimizi eteğimizi birçok şeyin üzerinden çeker olduk. Kişiyi harekete geçiren, çalışmayı ve üretmeyi sağlayan güç olan motivasyon (güdü) böyle bir süreçte en çok da ihtiyacımız olan şeydir aslında.

Özellikle son sınıf öğrencisi olup üniversite sınavına hazırlanan arkadaşlar ile konuştuğumda gözlemlediğim kaygı bambaşka. Bu süre zarfında öğrenciler aile içi konuşmalardan medyaya, arkadaş sohbetlerinden öğretmenlerine kadar hemen her sosyal alanda, çokça değer atfedilen sınavlara yönelik binlerce iletiyle karşı karşıya kalıyor. Hal böyle olunca öğrencinin zihinsel faaliyetlerinde unutkanlık, dikkati toparlayamama, olumsuz düşünceler, duygusal belirtilerde sinirlilik, huzursuzluk, gerginlik, uykusuzluk, karamsarlık, güvensizlik gibi şikayetler gözlemlenebiliyor. Bütün bunlar öğrenciyi başarısızlığa sürüklüyor. Bu negatif sonuçlardan kişi sadece kendisi etkilenmiyor, yakın sosyal çevresindeki her birey de dolaylı yoldan dahi olsa nasibini alıyor.

Bu sınav hazırlık sürecini maraton olarak adlandırmak pek de yanlış olmayacaktır. Sürecin başından itibaren kaygı duyan, geleceği için kendi zihninin ve çevresinin yönelttiği sorular ile boğuşan gencin zihni, maratonun sonuna yaklaştığında kendini tükenmiş hissedebiliyor. Ulaştığı başarı ise bu tükenmişliğin yanında görülemeyecek kadar arkada kalabiliyor.

Bu durumu yaşamamak öğrenci olarak sizin elinizde. Bu süreci öğrenciliğin ve hayatınızın bu dönemine ilişkin bir sorumluluk ve vazife olarak görmeli, elden geldiğince yerine getirmekle mesul olduğunuzu bilmelisiniz. Hiç kimse sizden elden gelmeyen bir şey beklentisi içinde olmaz. Bu şekilde düşünerek yol alırsanız kaygı seviyenizde bir düşüş ya da sağlıklı bir boyutta kaygı yaşamanız beklenir.

Unutulmamalıdır ki bu sınav ya da sonucu, hayatın sonu olmayacak;  bu maraton öyle ya da böyle tamamlandığında hayat devam ettiğini ve yine size sizin lazım olduğunu hissedeceksiniz. Sevgili öğrenci arkadaşlarıma tavsiyem bu hayatı güzel yaşamak için bir hayli enerjiye ihtiyacınız olacağından bu sınavı bir son olarak görmeyin ve elinizden geleni yaptıktan sonra zihninizi olumsuz düşünceler ile meşgul etmemeye çalışın. Sevgiler

Yorumlar (1)
Ela 1 hafta önce
Çok güzel bir yorum.