banner2

banner1

16.02.2020, 16:10

Öfkeli çocuklarla nasıl baş etmeliyiz?

Öfke, insan doğasının bir parçası olan, işlevsel kullanıldığında her duygu gibi insana iyi yönde hizmet eden önemli bir duygudur. Öfkenin yıkıcı oluşu, hayatın akışını olumsuz etkilemesi kişinin geliştirdiği baş etme yöntemleriyle ilişkilidir. Öfkeyle baş etmek için yanlış yöntemler kullanılması öfkenin tamamen zararlı bir duygu olduğu gibi yanlış bir inanış doğurur. Somutlaştırmak gerekirse; bir zalimin insanlara sürekli zarar vermesi, haksızlık, anlaşılamama duygusu, iftiraya uğramak, saldırıya uğramak gibi durumlarda öfkenin varlığı normaldir ve bu öfke, durumu değiştirmek için itici güç olarak kullanılmalıdır. Öfkeyi başlı başına kötü görüp sakinleşmeye çalışmak güçsüzlerin ezilmeye devam etmesine, haksız kazançların artmasına, anlaşılmanın engellenmesine, iftiraların öylece kalıp masum insanların zarar görmesine, kişinin tokat yiyip öbür yanağını uzatmasına sebep olur.  Sakin kalmak uğruna sonuçta hiçbir şey yapılamaz ve insanlar “başa gelen çekilir” anlayışıyla hayatlarının izleyicileri konumunda yaşamaya devam ederler.

                Öfkenin yıkıcı hale dönüşmesi, bir haksızlık ya da saldırı durumunda başka bir çözüme başvurmaktansa aynı saldırı yöntemiyle karşılık verilmesiyle gerçekleşir. Çünkü misilleme tepkiseldir, uzun uzun plan program yapıp kafa yormayı gerektirmez, anında sonuç vermesi ve sorunun çözülmesi beklenir. İftiraya uğrayan birinin öfkelenip o kişi hakkında yanlış bir haber yayması yanlış baş etme yöntemine örnektir. Sorun çözülmemekle birlikte bu sefer ikiye katlanmıştır. Küfreden kişiye aynı küfürle karşılık vermek, suç işlemiş birini mahallece linç etmek, okul çıkışında toplanıp diğer okulun öğrencilerini dövmek… Oysa bu gibi olayların çoğunlukla başka bir çözümü vardır, ya da nadiren de olsa çözümsüz kalır. Şiddeti ikiye katlamak o an sorunu çözmüş gibi görünse de o sorun başka bir gün mutlaka daha karmaşık bir şekilde kişinin karşısına dikilir.

                Öfkeyle baş etme becerisi küçük yaştan itibaren kazanılmaya başlar. Olumsuzluklar karşısında tahammül etmeyi öğrenmeyen çocuk ileri yaşlarında her soruna tepkisel yaklaşmayı deneyecektir. Bu konuda en büyük sorun “can sıkıntısı” konusunda yaşanmaktadır. Can sıkıntısı küçük yaştaki bir çocuğun önemli bir problemidir. Çünkü hareket etme, keşfetme, konuşma ihtiyacı en üst seviyededir. Her canı sıkıldığında sürekli eğlendirilen çocuk olumsuzlukla karşılaştığında sabırsızlanacak, bir an önce bitmesini isteyecek, öfke davranışları gösterecektir. Arkadaşları onun istediği gibi davranmadığında davranışları yıkıcı hale gelecektir. Yarın bir yetişkin olduğunda ise herhangi bir haksızlığı öfkesini kullanarak çözmeye çalışacaktır. Bu sebeple çocuğun bir şeylere tahammül etmesine izin vermek, can sıkıntısına çözüm bulmasını beklemek gerekir.

                Yukarıdaki paragrafta bahsettiğim durum öfke konusuna “önlemsel” yaklaşımın örneğidir. Yani öfke probleminin oluşmaması için alınabilecek önlemleri içerir. Çocukta öfke oluşmuşsa ve davranışları yıkıcıysa öfkenin olağan şekline gelmesi zaman ve emek ister. İlk adım derdinin ne olduğunu dinlemektir. Çocuk kimsenin onu anlamadığını düşündüğünde yetişkinin karşısına geçip derdini anlatmaya çalışmaktansa kendini etrafa ya da kişilere zarar vererek ifade eder. Bu, “Beni dinleyin!” mesajıdır.  Çocukta saldırganlığın bir diğer sebebi sosyal öğrenmedir. Her sorununu şiddet kullanarak çözmeye çalışan çocukta çoğunlukla ailesinde veya arkadaşlarında bu davranışların olduğu gözlenmiştir. Çocuk, etrafındakileri model alarak baş etme yöntemleri geliştirir. Bu yüzden etrafa saldıran çocuğu “Bu bir işe yaramaz” deyip gözden çıkarmaktansa yakın ilişkide olduğu kişiler de incelenmeli, gerekirse sakıncalı arkadaş ortamından uzaklaştırılmalı ve ailesinin saldırganlık davranışları hakkında da görüşülmelidir.

                Yıkıcı öfkenin daha birçok sebebi bulunmakla birlikte en sık gözlenenler tahammül becerisinin gelişmemesi, anlaşılamama ve sosyal öğrenme olarak karşımıza çıkmaktadır. Öfkeyle baş etmenin ilk adımıysa her zaman öfkenin doğal bir duygu olduğunu kabullenmekten geçer.

Yorumlar (0)