Sakarya’nın Adapazarı ilçesi Tığcılar Mahallesi kentszel dönüşüm alanı ilan edildi. İlk kazma yarın vurulacak. AK Parti Sakarya Milletvekili Ertuğrul Kocacık yıllarca babasının ve ardından kendisinin kullandığı ofisin bulunduğu Bulvar İşhanı ile ilgili etraflıca bilgiler paylaşarak tarihi not bıraktı. Kocacık’ın yıllar içerisinde çok sayıda Mali Müşavire, avukata, doktora, mühendise, mimara, gazeteciye, esnafa, iş insanına, siyasi parti teşkilatlarına ve hatta Sakaryaspor’a ev sahipliği yaptığı Bulvar İşhanıyla ilgili paylaşımı birçok insana hatıralarda buluşturdu.

Ertuğrul Kocacık’ın sosyal medya paylaşımı;


Bazı binalar vardır; betonuyla, demiriyle, katlarıyla değil, içinde biriken hatıralarla ayakta durur.
Kapısından her geçtiğinizde bir insanı, merdivenlerinden her çıktığınızda başka bir zamanı hatırlarsınız. Bir köşesinde çocukluğunuz, bir odasında gençliğiniz, bir masasında babanız, bir koridorunda dostlarınız vardır.Bulvar İşhanı benim için tam da böyle bir yer. Şimdi, Dirençli Şehir Sakarya hedefi kapsamında kentsel dönüşüme girecek olan Bulvar İşhanı’ndan ayrılma vakti geldi.

Elbette şehirler yenilenmeli, yapılar güvenli hâle gelmeli. Hele ki 17 Ağustos 1999 gibi büyük bir acıyı yaşamış Sakarya’da bunun önemini hepimiz biliyoruz. Ama bir binayı boşaltırken yalnızca masa, sandalye, dosya ve eşyalarınızı başka bir yere götürebiliyorsunuz. Hatıralarınızı ise taşıyamıyorsunuz. Onlar orada kalıyor.

BİR BİNADAN ÇOK DAHA FAZLASI
Bulvar İşhanı’nın arsası, Sakarya’da “Hurdacı Ziya” olarak tanınan merhum Ziya Erfan’a aitmiş. Binayı ise şehrimizin saygın iş insanı ve müteahhitlerinden merhum Cevat Uncuoğlu yaptı. Cevat Bey yalnızca binayı yapan kişi değildi. Kendi inşaat ve mühendislik ofisi de birinci kattaydı. Oğlu Recep Uncuoğlu, babası hayatta olduğu müddetçe onunla aynı işyerinde çalıştı.


BULVAR İŞHANI'NIN GİRİŞİNDEN BAŞLAYALIM
Bir zamanlar Tavşanlı Kuruyemiş vardı. Sahibi Nazmi Birlik’ti. Uzun yıllar oğlu Tamer Birlik’le birlikte çalıştılar. Güzel bir kuruyemiş dükkânıydı. Taze leblebi kavrulur, kahve öğütülürdü. İşhanının girişine yayılan o güzel koku bugün bile hafızamdadır.Tamer Birlik bugün SASİAD Başkanlığı görevini sürdürüyor. Daha sonra bu dükkâna Esen Sigorta, Ali Esen geldi. Ali Abi, 17 Ağustos depreminde eşini ve evladını kaybetti. 17 Ağustos’un acısını yıllarca önünde hatırlattığımız bina, bugün daha dirençli bir Sakarya için dönüşüyor.

Zemin katta şehrimizin tanınan, saygın ve beyefendi insanlarından Birol Öner Bey’in beyaz eşya mağazası vardı. Birol Bey bir dönem SATSO Meclis Başkanlığı da yaptı. Sonrasında binadan ayrılarak başka bir sektörde faaliyetlerine devam etti. O işyerinin hafızamda kalan önemli isimlerinden biri de işletme müdürü Sedat Taş’tır. Güler yüzlü, samimi, müşterileri çok güzel karşılayan ve aynı zamanda fanatik bir Beşiktaşlıydı. Birol Bey iş değişikliği yaptıktan sonra Sedat Bey, Yenicami’ye yakın Adnan Menderes Caddesi’nde beyaz eşya ticaretine devam etti.

Zemin katta işletmeciliğini Avni Bıyık’ın yaptığı Bayık Kâğıt Ticaret vardı. Kâğıt, poşet, ambalaj malzemeleri satılırdı. Avni Bey’in vefatından sonra işyerini akrabası Ali Duyak devraldı ve işletmeye devam etti. Bulvar İşhanı’nın fotoğrafçısı merhum Salih Esendeniz idi. Rahatsızlanarak vefat ettikten sonra işyerini kardeşi Ferhat Esendeniz işletmeye devam etti.Ferhat Abi’nin bir sözü hâlâ kulağımdadır:“En iyi kravatı fotoğrafçılar bağlar.”Benim de zaman zaman kravatlarımı Ferhat Abi bağlamıştır.

İşhanımızın zemin katında iki erkek, bir de bayan kuaförü vardı. Altınmakas İsa Küçük, Erkek Kuaförü Mahmut Sarı ve iki kız kardeş Gülten ve Bahriye Hanımların işlettiği Gülten Bayan Kuaförü…
Ben Mahmut Sarı’nın yanında çalışan Erdinç Kuruş’a tıraş olurdum. Yıllar sonra iki erkek kuaföründen biri kapandı, diğerinin işletmecisi Erdinç oldu. Daha sonra Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesinin kuaför ihalesini alınca Bulvar İşhanı’ndan ayrıldı ve işyerini kalfası Erkan’a devretti.
Zemin katta bir de Karaca Kırtasiye vardı ve hâlâ faaliyetini sürdürüyor.
Sahibi, uzun yıllar Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında Daire Başkanlığı yapmış, sonrasında resmî arabuluculuk görevinde bulunmuş merhum Şemsettin Karaca idi. Oğlu Hulusi Karaca ile birlikte işletirlerdi.
Daha sonra kırtasiyeyi benim de doğup büyüdüğüm mahalleden olan Halil Uslu Abimiz devraldı. Halil Abi uzun yıllar İstanbul’daki kurumsal inşaat firmalarında çalışmış, bilgi birikimi ve tecrübesiyle çevresindeki insanlara yardımcı olmaya çalışan kıymetli bir büyüğümüzdür. Bugün de kırtasiyeyi işletmeye devam ediyor.


KÖFTECİ MUYO VE KÜÇÜCÜK ÇAY OCAĞI
Bulvar İşhanı’nın herkes tarafından bilinen iki önemli mekânını ayrıca anlatmak gerekir.
Bunlardan ilki Köfteci Muyo…
Merhum Mustafa Ünlüsan ve çocukları Muzaffer ile Metin Ünlüsan’ın işlettiği, ıslama köftesi ve ev yemekleriyle meşhur bir esnaf lokantasıydı.
Babamla her sabah işe geldiğimizde gördüğümüz manzara hemen hemen aynıydı.
Mustafa Amca lokantanın girişinde, hemen sağ taraftaki masada oturur, meşhur köftesini hazırlardı. Bazı sabahlar yanına oturur, sabah çorbamızı içer, sohbet ederdik.
Çok muhterem bir insandı.
Yemekleri de çok güzeldi. Öğleden sonra saat üç gibi gitseniz tezgahta yemek kalmamış olurdu.
Mustafa Amca’nın vefatından sonra çocukları işletmeye devam etti. Bulvar İşhanı’nın boşaltılması gündeme gelince yine Atatürk Bulvarı üzerinde, işhanımızın karşısındaki yeni yerlerine taşındılar.İkinci önemli mekân ise Mustafa Amca’nın büyük oğlu İsmail Ünlüsan’ın çay ocağıydı.

Asansörün hemen yanında küçücük bir yerdi.
Bugünün gençlerine anlatması bile ilginç gelebilir. O yıllarda teknoloji kısıtlıydı. Her katta çay ocağına bağlı bir diafon bulunurdu. Diafona basar, çayınızı veya kahvenizi söyler, işyeri numaranızı verirdiniz.Çay ocağından çay markaları alınır, her cumartesi günü hesap görülürdü.
Cep telefonu yoktu.
Mesajlaşma uygulamaları yoktu.
Ama insanlar birbirlerini tanırdı.


İŞHANININ İKİ EMEKTARI
Bulvar İşhanı’nı anlatıp da iki emektarını anmadan geçmek büyük haksızlık olur.Bunlardan ilki Hasan Amca…İşhanının temizliğinden güvenliğine kadar birçok işle o ilgilenirdi. İşe bisikletiyle gelir, yine bisikletiyle evine dönerdi. O bisiklet âdeta Hasan Amca’yla özdeşleşmişti. Ne yazık ki bir gün yine bisikletiyle işe gelirken geçirdiği elim bir trafik kazasında kendisini kaybettik. İşhanımızın hafızasında emeği, sadeliği ve çalışkanlığıyla hep yaşayacak. Allah rahmet eylesin.
Bir diğer emektarımız Selahattin Kürküt, bizim Selahattin Abi…
İlk yıllarda İsmail Ünlüsan’ın çay ocağında çalışırdı. Gerektiğinde öğle saatlerinde Köfteci Muyo’nun servisine de yardım ederdi.Çok çalışkan, güvenilir ve herkesin sevdiği bir insandı.Bir özelliği daha vardı: Çok da güzel futbol oynardı. Hasan Amca’yı kaybettikten sonra onun görevini Selahattin Abi üstlendi. Uzun yıllardır Bulvar İşhanı’nın temizliğini, güvenliğini ve düzenini aynı titizlikle sürdürüyor. Belki kapılardaki tabelalarda onların isimleri yazmıyordu. Ama Bulvar İşhanı’nın gerçek emektarlarından ikisi de onlardı. Çünkü bir binayı yalnızca orada işyeri sahibi olanlar değil, yıllarca emeğini veren insanlar da var eder.


BİRİNCİ KATA ÇIKARKEN
Merdivenlerin tam karşısında 4. Noter vardı. Yakın zamana kadar birinci katın neredeyse yarısında hizmet verdi. Yıllar içerisinde çok noter değişti. Hafızamızda kalan isimlerden biri, soyadından da anlaşılacağı üzere, Mustafa Enhoş idi. Noterler gelip geçti ama noterlik çalışanları hemen hemen hiç değişmedi. Birçoğu aynı yerde yıllarca çalıştı ve oradan emekli oldu. Başkâtip Nurullah Bey; Aysel Hanım, Arif Bey, Muammer Bey, Ceyda Hanım…İşhanında çok sayıda mali müşavir bulunduğu için noter bizim açımızdan çok önemliydi.
Özellikle aralık ayları…
Yeni mali dönemin ticari defter ve belgeleri noter tarafından tasdiklenir, çok yoğun mesai yapılırdı. Noter mührünün defterlerin üzerine vurulduğu anın sesi hâlâ kulaklarımızdadır. Bugün her şey elektronik dönüşümle dijital ortama taşındı. O eski aralık yoğunlukları büyük ölçüde tarihe karıştı.
Noterin yanında uzun yıllar Diş Hekimi Ertuğrul Cündübeyoğlu hizmet verdi. Kendisi sinema ve dizi oyuncusu Ebru Cündübeyoğlu’nun da babasıdır.
Birinci katta merhum Cevat Uncuoğlu’nun ofisi vardı. Daha sonraki yıllarda Selahattin Ayvaz ve Hasan Uçar ortaklık şeklinde sigorta acenteliği yaptılar.
Avukat Vecdi Kemal Bengisu da binaya sonradan gelen isimler arasındaydı.Bir de merhum Yavuz Deniz vardı.Onun bizim ailemizle olan özel hikâyesine birazdan döneceğim. Bir seçim döneminde DSP de birinci katta geçici bir seçim bürosu kiralamıştı. Partililer geliyor, gidiyor; doğal olarak bir seçim hareketliliği yaşanıyordu. Fakat hafızamızda kalan başka bir ayrıntı vardı. İşhanı merkezi bir konumda olduğu için büyük hoparlörler konulmuş ve gün boyunca seçim müziği çalınmaya başlanmıştı. Bir süre sonra yalnızca partililer değil, bütün Bulvar İşhanı seçim şarkısını ezberlemiştik: “Gözün aydın Türkiye, ak güvercin geliyor…” Neredeyse uykumuzda bile söylüyorduk. Bugün hatırladığımızda yüzümüzde tatlı bir tebessüm bırakıyor.

İKİNCİ KAT
İkinci katta, bizim ofisimizin sağında İhlas Holding ve Türkiye Gazetesi’nin Sakarya şubesi ve irtibat büroları vardı.Bölge Müdürü Abdurrahman Özaydın, yalnızca iyi bir komşumuz değil, babamın da yakın arkadaşı ve dostuydu.
Ofisimizin solunda Gün İnşaat vardı. Sahibi yakın zamanda kaybettiğimiz merhum Nihat Gün idi. 17 Ağustos depremine kadar Bulvar İşhanı’nda faaliyet gösterdiler, sonrasında 1. Organize Sanayi Bölgesi’ne taşındılar. Bugün şirketin başında çocukları Vahap ve Cem Gün bulunuyor.
Aynı katta Mali Müşavir merhum Akın Saraç, sonrasında Nihat Akın vardı. Kısa bir süre İhlas Haber Ajansı da başka bir ofiste faaliyet gösterdi. Bir diğer önemli isim Mali Müşavir Necati Eker idi. Necati Abi bir dönem DSP İl Başkanlığı yaptı. Fakat bizim açımızdan hikâyesi çok daha eskiydi.
Babamla gençlik yıllarına dayanan bir dostlukları vardı. Halk pazarlarında Necati Abi konfeksiyon ürünleri satarken, babam da babasıyla, yani dedemle birlikte köfte satarmış.Yıllar sonra ikisi de meslek hayatında yollarına devam ettiler. Babam Sakarya SMMM Odası Başkanlığı yaptığı dönemlerde Necati Abi de onunla Yönetim Kurulunda görev aldı. Necati Abi’nin bürosunda çok kıymet verdiğimiz Nihat Karacaatlı ve Muazzez Çakar birlikte çalışıyordu. Necati Abi’nin vefatından sonra Muazzez Hanım büroyu devralarak mesleki faaliyetine devam etti. O da kentsel dönüşüm nedeniyle bugün Bulvar İşhanı’nın karşısındaki yeni işyerine taşındı.

ÜÇÜNCÜ KAT
Üçüncü katta Yıldız İnşaat’tan Mustafa Tüysüz vardı. Mustafa Abi, Bulvar İşhanı’nın önemli şahsiyetlerinden biridir. Herkes tarafından sevilen, sayılan, fikirlerine değer verilen bir büyüğümüzdür ve hâlen binadadır.
Elektrik Mühendisi merhum Salih Börekçioğlu, kız kardeşi Ayşe Börekçioğlu ile uzun yıllar işhanında hizmet verdi. Salih Abi’nin vefatından sonra büroları kapandı.
Avukat Fisun Atilla’nın Hukuk Bürosu ve yanındaki büroda eşi Dr. Alper Atilla vardı. Fisun Ablalar 17 Ağustos depreminden sonra yanlarındaki avukatlarla birlikte kendilerine müstakil bir yer yaparak oraya taşındılar.
Yaşar Tercan ve eşi Nalan Tercan’ın mimarlık ofisleri de bu kattaydı. Depremden bir süre sonra işyerlerini sattılar; o işyerini Mali Müşavir İsmail Küçük satın aldı. Aile dostumuz, emekli Vergi Dairesi Müdürü Muhit Gezici ve kızı Mali Müşavir Burcu Gezici de bir dönem burada bulundular. Daha sonra başka bir binaya taşındılar.
Uzun yıllar Mali Müşavir olarak faaliyet gösteren Osman Ürküt, depremden sonra Bulvar İşhanı’nın birkaç blok ötesindeki bir binaya taşındı.
Mali Müşavir Ömer Zararsız da binaya sonradan taşındı ve hâlen burada mesleki faaliyetini sürdürüyor.
Ve Kaan Akarsu, Ercan Baylan ile Fatih Borinli…
Onların hikâyesine ayrıca döneceğim.


DÖRDÜNCÜ KAT
Binanın en üst katında neredeyse yapımından itibaren aynı yerde faaliyet gösteren Mali Müşavirler Atilla Elibol ve Nurettin Subaşı var. Atilla Bey’in oğlu Yiğit Elibol da Mali Müşavir.
Atilla Bey’in ofisinde uzun yıllar birlikte çalıştıkları Mali Müşavir Derya Özdemir Hanım ve Şaban Kılıç bulunuyor. Atilla Bey aynı zamanda uzun yıllar Bulvar İşhanı’nın yöneticiliğini yapmış kıymetli bir büyüğümüzdür.
Dördüncü katta uzun yıllar faaliyet gösteren firmalardan biri de Entek Mühendislik idi. Erol Demiralay da uzun yıllar boyunca Bulvar İşhanı’nın meslek ve komşuluk kültürünün bir parçası oldu.
Bulvar İşhanı’nın siyasi hafızasında da önemli bir yeri vardı.
Milliyetçi Hareket Partisi Sakarya İl Teşkilatı uzun yıllar binanın en üst katında faaliyet gösterdi. Hulusi Karaca’nın hatırlatmasıyla benim de yeniden hatırladığım güzel anılardan biri, MHP Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in Sakarya’ya geldiği dönemlerde Bulvar İşhanı’na da uğramasıydı.
O yıllarda bir siyasi partinin il teşkilatına ev sahipliği yapan işhanı, Türkeş’in ziyaretleriyle Sakarya’nın siyasi hayatının da zaman zaman buluşma noktalarından biri olurdu. Bu katta bir başka aile şirketi *Lepi Tavukçuluk Ltd. Şti.*nin merkez ofisi bulunuyordu.
Kurucusu Emir Ahmet Sarı, uzun yıllar Çelebiler Köyü’ndeki besihanede yetiştiricilik yaptı. Bulvar İşhanı’nın karşısında, Çıracılar Caddesi’nin başındaki Lepi perakende satış mağazasını neredeyse bütün Sakaryalılar bilirdi.
Bugün Emir Ahmet Bey işleri ikinci kuşağa devretmiş durumda. İkinci nesil de şirketi daha ileri taşıyarak İstanbul’da merkez depo ve birçok ilçede satış mağazalarıyla faaliyetlerini büyüttü.
Avukat Kirman Yalçınkaya da uzun yıllar bu katta faaliyet gösterdi ve ilerleyen yaşı nedeniyle ofisini kapattı.
Ve bu katta bir dönem şehrimizin en önemli markalarından Sakaryaspor Kulübünün idari ofisi vardı. Kulüp Müdürü merhum Adnan Şeker, şehrin spor camiasında çok tanınan ve sevilen bir insandı. Babam da Sakaryaspor’da görev yaptığı için Adnan Abi ve kulüp çevresiyle uzun yıllara dayanan bir dostluğu vardı. Nazmi Durmuşoğlu da uzun yıllar Sakaryaspor’da görev yaptı.

28 VE 29 NUMARA

Şimdi benim için Bulvar İşhanı’nın kalbine gelelim. Bizim Mali Müşavirlik ofisimiz ikinci katta 28 ve 29 numaralı iki bürodan oluşuyor. İki büro arasındaki bölme açılmış ve birbirine bağlanmıştı. Ama bu iki odanın hikâyesi Bulvar İşhanı’ndan daha önce başlıyor. Babam muhasebe mesleğiyle Ticaret Lisesinde tanışmış.O yıllarda muhasebeci ve mali müşavirlerin henüz bugünkü anlamda bir meslek yasası yoktu. Muhasebe bugünkü kadar karmaşık değildi.Babam, Sakarya’nın ilk muhasebecilerinden merhum Güngör Akarsu’nun yanında mesleğe başladı.

Güngör Bey’in bürosu adeta bir muhasebe okuluydu. Babamın yanı sıra İmdat Akgünler, Rahmi Cantimur ve daha nice isim o kültürün içerisinde yetişti. Güngör Akarsu yalnızca babamın ustası değildi. Babamın nikâh şahidiydi. Ben doğduğumda ismimi koyan da Güngör Akarsu’ydu. Babam daha sonra kendi bürosunu açmaya karar verdi.
Vergi Dairesinde şef olarak çalışan, Sakarya’nın siyaset ve spor camiasının yakından tanıdığı ve babamın da çok değer verdiği merhum Yavuz Deniz ile ortak olarak Sakarya Caddesi’nde, Yavuz Amca’nın evinin altındaki işyerinde ilk ofisini açtı.İşte birinci katta sona bıraktığım Yavuz Deniz’in bizim ailemiz açısından özel anlamı buydu. Sakarya Caddesi’ndeki o büro da zaman içerisinde bir meslek okuluna dönüştü.
O bürodan Celalettin Pomak, Enver Özdemir, Hasan Saraç, Naci Canay, Hüsamettin Saraç, Gürcan Akdağ, Hacı Veli Gezici ve daha nice isim geçti.Ve elbette hatırlayamadığım daha niceleri…Unuttuklarım varsa haklarını helal etsinler.
Bulvar İşhanı 1984 yılında tamamlandı. Hatırladığım kadarıyla 1985 yılının nisan ayında babam Sakarya Caddesi’ndeki bürodan Bulvar İşhanı’na taşındı. 28 ve 29 numaralı büroların nasıl alındığının ise benim için bambaşka bir anlamı vardır. Dedem, Sakarya Un Fabrikası’nda gece bekçisi olarak çalışmıştı. Onun emekli ikramiyesiyle bu iki bürodan birini babam aldı. Diğer büro için ise binayı yapan merhum Cevat Uncuoğlu, babama ödeme konusunda vade tanıdı.
Böylece 28 ve 29 numaralı bürolar bizim ailemizin meslek hayatının merkezi oldu.
Bu nedenle o iki büronun birinde dedemin yıllarca gece bekçiliği yaparak kazandığı emeğin, diğerinde ise Cevat Uncuoğlu’nun babama duyduğu güvenin izi vardır.

BİZİM “MUHASEBE AKADEMİSİ”
28 ve 29 numara zaman içerisinde yalnızca mükelleflerin hesaplarının tutulduğu bir Mali Müşavirlik bürosu olmaktan çıktı. Orası bizim için adeta bir Muhasebe Akademisi oldu. Babam, Güngör Akarsu’dan aldığı meslek kültürünü yeni kuşaklara aktarmaya devam etti. Taner Sayar, Müstecep Akduman, Doğan Konuklar ve daha niceleri o bürodan geçti. Ama bazı isimlerin yeri çok daha farklıdır. Hüsamettin Saraç benim öz dayımdır. Babam annemle 1975 yılında evlendiğinde dayım henüz 13 yaşındaymış. O yıllarda babamla birlikte çalışmaya başladı. Askerlik dönemi dışında başka bir yerde çalışmadı ve bugün hâlâ büroya gelir.
Bir de Cemal Durmaz var.
Bizim Cemal Abi…Ticaret Lisesinde stajyer olarak büroya geldi. Ve geldiği günden beri bizden hiç ayrılmadı.

27 TEMMUZ 2004
Babamı 27 Temmuz 2004’te kaybettik. Hayatımın en büyük kırılma noktalarından biriydi. Bir anda hem ailenin hem büronun sorumluluğu omuzlarıma bindi. Üstelik mesleğimizin çok zor bir dönemiydi. Enflasyon muhasebesi gibi hepimiz için yeni olan, neyi nasıl yapacağımızı öğrenmeye çalıştığımız ağır bir uygulamayla karşı karşıyaydık.
27 Temmuz 2004’ten 15 Mayıs 2005’e kadar tabiri caizse: Cemal Abi’yle büroda yattık, büroda kalktık. Bütün o zor dönemde hep yanımdaydı. Hüsamettin Dayım da öyle. Babamın yokluğunda bize sahip çıktılar. İnanın, benim ve ailemin onların haklarını ödemesi mümkün değil. Bize haklarını helal etsinler. Çünkü biz nüfus kayıtlarına göre dört kardeşiz. Ama benim gönlümün kayıtlarında beş kardeşiz. Bir de abimiz var: Cemal Abi.

Babamı kaybettikten yaklaşık üç ay sonra oğlum Kerem dünyaya geldi.
“Babanın ismini ver.” dediler. Yapamadım. Yapamazdım. Çünkü oğluma babamın adını verseydim, ona her seslendiğimde boğazım düğümlenirdi. Oğluma Kerem ismini verdim. Çünkü benim babama olan sevgi ve saygımı anlatacak bir kelime yok.

BABAMDAN ALDIĞIM RUHSAT
Meslek yasamız 1989 yılında yürürlüğe girdi. Babamın, diğer meslektaşlarıyla birlikte bu yasanın çıkması ve mesleğin yasal bir kimliğe kavuşması sürecinde çok büyük emeği vardı. Babam 1991 yılına kadar Anavatan Partisi Sakarya İl Sekreteri olarak da görev yaptı. Sakarya SMMM Odasının kuruluş döneminde dönemin Maliye Bakanı merhum Adnan Kahveci’nin Odamızın açılışına gelmesi meslek camiamız açısından önemli bir hatıradır. Babam 1991 yılında Sakarya SMMM Odası Başkanı oldu ve 27 Temmuz 2004’teki vefatına kadar yaklaşık 13 yıl bu görevi sürdürdü.
Hayatımın unutamadığım günlerinden biri ise Mayıs 2002’dir. Sakarya SMMM Odasının Olağan Genel Kurulunda Mali Müşavirlik ruhsatımı babamın elinden aldım. Benden daha heyecanlıydı. Ruhsatımı verirken ellerinin titrediğini bugün gibi hatırlıyorum. Hayatımın en önemli ve en özel günlerinden biriydi. O gün bana yalnızca bir ruhsat verdiğini düşünüyordum. Yıllar geçtikçe anladım ki aslında bana ömrünü verdiği mesleğin emanetini de bırakıyormuş.

BULVAR İŞHANI’NDAN İKİ MİLLETVEKİLİ
Bulvar İşhanı yıllar içerisinde çok sayıda Mali Müşavire, avukata, doktora, mühendise, mimara, gazeteciye, esnafa, iş insanına, siyasi parti teşkilatlarına ve hatta Sakaryaspor’a ev sahipliği yaptı. Bir ayrıntıyı da tarihe not düşmek isterim. Bulvar İşhanı’ndan iki milletvekili çıktı. Birinci katta babası Cevat Uncuoğlu ile birlikte çalışan Recep Uncuoğlu’nun yolu yıllar sonra Türkiye Büyük Millet Meclisine uzandı. Benim yolculuğum ise ikinci kattaki 28–29 numaralı Mali Müşavirlik bürosundan geçti. SÜRGEM Yönetim Kurulu üyeliğim devam ederken, 2023 Genel Seçimleri öncesinde devlet büyüklerimin teşvikleriyle aktif siyasete adım attım. Milletvekili aday adaylığımın ardından Sayın Cumhurbaşkanımızın ve Genel Merkezimizin tensipleri, aziz milletimizin teveccühleriyle milletvekili seçildim. Bugün TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu üyesi olarak ülkeme, aziz milletimize ve meslektaşlarıma hizmet etmeye devam ediyorum.
Ama muhasebeden ve meslektaşlarımdan hiçbir zaman kopmadım.
Çünkü benim için muhasebe yalnızca bir meslek değildir.
Babamdan kalan bir emanet, içinde büyüdüğüm bir hayat biçimidir.

VE ŞİMDİ VEDA ZAMANI…
Bugün 17 Ağustos…
Sakarya’nın hafızasından hiçbir zaman silinmeyecek bir tarih.
17 Ağustos 1999, Bulvar İşhanı’nın tarihinde de bir dönüm noktası oldu.
Depremden sonra bazı dostlarımız işhanından ayrıldı, bazı işletmeler başka yerlere taşındı.
Ali Esen ise her yıl işhanının önüne deprem fotoğraflarını koyarak bize aynı şeyi hatırlattı:
Unutma.
Şimdi Bulvar İşhanı da dönüşüyor.
Buna üzülüyor muyum?
Elbette.
Ama biliyorum ki şehirlerimizin dirençli olması, insanların güvenli yapılarda yaşaması ve çalışması her şeyden önemli.
Yine de kolay değil.
Çünkü yaklaşık kırk yıldır aynı merdivenlerden çıkmışız.
Aynı koridorlarda yürümüşüz.
Aynı diafondan çay istemişiz.
Aynı noter mührünün sesini duymuşuz.
Aynı lokantada çorba içmişiz.
Aynı insanlarla çalışmış, yorulmuş, sevinmiş, üzülmüşüz.
Babalarımızı, büyüklerimizi, arkadaşlarımızı kaybetmişiz.
Çocuklarımız büyümüş.
Stajyerler Mali Müşavir olmuş.
Kalfalar usta olmuş.
Babalarının yanında çalışan çocuklar, yıllar sonra kendi çocuklarıyla aynı mesleğin içerisinde buluşmuş.
Ve hayat devam etmiş.
Şimdi masalarımızı, dosyalarımızı, eşyalarımızı alıp başka yerlere taşıyacağız.
Ama Mustafa Amca’nın sabah hazırladığı köftenin hatırasını; Tavşanlı Kuruyemiş’ten yayılan taze kahve ve leblebi kokusunu; İsmail Abi’nin küçücük çay ocağını; diafondan söylediğimiz çayları; noter mührünün sesini; Ferhat Abi’nin bağladığı kravatları; Hasan Amca’nın bisikletiyle işe gelişini; Selahattin Abi’nin yıllara yayılan emeğini; seçim döneminde ezberlemek zorunda kaldığımız o melodiyi; Ali Abi’nin her 17 Ağustos’ta binanın önüne dizdiği deprem fotoğraflarını ve 28–29 numaralı odada yaşadığımız bir ömrü hiçbir yere taşıyamayacağız.
Onlar Bulvar İşhanı’nda kalacak.
Belki bina olmayacak.

Ama hatırası yaşayacak.

Başta rahmetli babam olmak üzere, bu binada çalışmış ve bugün aramızda olmayan bütün büyüklerimizi, dostlarımızı ve arkadaşlarımızı rahmet, minnet ve özlemle anıyorum.
Hayatta olanlara sağlık ve uzun ömür diliyorum.
Bu uzun hikâyede isimlerini hatırlayamadığım, farkında olmadan eksik bıraktığım dostlarım, büyüklerim, meslektaşlarım, esnaflarımız ve çalışanlarımız varsa…
Haklarını helal etsinler.
Çünkü kırk yılı birkaç sayfaya, yüzlerce insanı birkaç isme, bir ömrü birkaç hatıraya sığdırmak kolay değil.
Şimdi yeni bir yere taşınıyoruz.
Kaan yine yanımızda.
Ercan ve Fatih yine birkaç adım ötede.
Cemal Abi, Beytullah, eşim ve çalışma arkadaşlarımızla mesleğimize devam edeceğiz.
Adresimiz değişecek.
Ama dostlarımız değişmeyecek.
Ve ne kadar zaman geçerse geçsin, bir gün yolum Atatürk Bulvarı’ndan geçtiğinde gözüm yine o tarafa dönecek.
Belki Bulvar İşhanı artık orada olmayacak.
Ama ben yine göreceğim…
Babamı.
Mustafa Amca’yı.
Hasan Amca’yı.
Cemal Abi’yle sabahladığımız günleri.
Çocukluğumuzu, gençliğimizi…
Ustalarımızı, arkadaşlarımızı, dostlarımızı…
Ve hayatımızın çok büyük bir bölümüne sessizce şahitlik eden o eski işhanını.
Hoşça kal Bulvar İşhanı…
Bize yalnızca bir işyeri değil; dostluklar, kardeşlikler, bir meslek, bir aile ve bir ömür bıraktın.
Seni unutmayacağız.

Muhabir: Haber Merkezi