90'lardan bugüne...


Sezen Aksu imzası taşıyıp da, 

Gerçeklikten,

Duygu yoğunluğundan uzak bir parça olma olasılığı var mı be insanlık!

İnsanın hücre çekirdeklerine kadar işleyerek,

En hayatın içinden,

En iç acıtan,

En derin hislerin orta yerine götürür Sezen Aksu insanı her dinlediğinde.

Ve sonra,

Sonra "Rakkas" la alır oralardan da bir anda,

Bambaşka bir zamana taşıyıp,

Göbek atıp,

Gerdan kırarken göz yaşlarını sildiği bir ana bırakıverir insanı,

Hiç farkında olmadan.

Yaptığı her şarkı,

Gelip geçmeyen,

Delip geçen sözleri,

İçinde barındırdıkları ile

İnsanın tekrar tekrar merakla açmaya heveslendiği,

Kapalı bir hazine sandığı sanki.

Sen de "biliyorsun" ya işte;

Onun her şarkısı,

Bizlerin iç sesinin dışa vurulmuş hali gibi.

... 

"Geçer geçer, 

Daha öncekiler gibi,

Bu da geçer,

Neler neler geçmedi ki!

Yine düşer, 

Deli divane gönlüm aşka,

Aşka,

Aşka vurgunum ben".

...

"Geçer...",

Sezen Aksu' nun, 

Buram buram duygusallık yayan,

Her yaşamın kıyısına bir kez olsun mutlaka vurmuş olan bir yaşanmışlığı, 

Notalarla buluşturduğu şarkılarından bir tanesi sadece.

Bu şarkıyı,

Sezen Aksu dışında ilk kez bir başkasının yorumuyla dinledim geçenlerde.

Ve dinlediğimde, 

İlk hissettiğim şey;

'Bu denli dört bir tarafı duygu olmuş, 

Bin bir türlü duyguyla yoğrulmuş bir kadını,

Ancak yine, 

Duygu yüklü bir başka kadın bu kadar ilikleri ile buluşturabilir ve

Bu derece içe dokunan bir biçimde anlatabilirdi' oldu.

Sesi,

Yorumu,

Sahnedeki duruşu,

Tarzı...

Bunların hepsi görecelidir illa ki.

Beğenen de olabilir,

Beğenmeyen de pek tabi.

Ama dinlediğimde,

Beni en çok etkileyen,

'Bu tarafta bir şeyler var' dedirten;

Onun, 

O şarkıyı söylerken üzerine aldığı, 

O samimi,

O şeffaf,

O içinden gelen desenlerle,

Rengarenk dokuyabildiği kendi gibiliğiydi.

Ve sahnesinde,

Söylediği tüm şarkılarda,

O kadar yapaylıktan uzak,

"Acaba nasıl görünüyorumdur sahnede! 

Kaşım, gözüm, saçım, başım ne olmuştur!.." endişesinden o kadar arınmış görünüyordu ki hali.

Ne hissediyor,

Ne yaşıyorsa içerisinde,

Onu o an,

Oradakilerin yüreklerinin orta yerine, 

Olduğu şekli ile bırakmak ister gibi.

...

90' lı yıllarda söylediği pop şarkıları ile hatırladığımız Gülay Eralp' in yorumu ile dinledim "Geçer..." şarkısını.

Dinledikten sonra da,

O günlerden bugüne,

Kendisinde nasıl değişimlerin yaşanmış olduğunu merak ederek paylaşımlarına baktım biraz biraz.

Sezen Aksu şarkılarının,

Hepimizin gönlünde olduğu gibi, 

Onun da gönlündeki o ayrı yerini gördüm.

Ve uzun uzun dinlemeye başladım ardından kendisini.

"Bir sesin ruhu olabilir mi?" demeyin sakın. 

Bu sesin derin bir ruhu var bana göre.

Başka seslerden onu ayıran bir tınısı var.

Bir kimliği,

Onu sıradanlıktan uzak tutan, 

Kendisine özgü bir karakteri var.

İşte tam da bunu hissettiğim anda, 

Yazdım bir gün kendisine;

'Gülay Hanım Merhaba,

Burada nasıl yaşamışsınız bu şarkıyı ("Geçer...") gerçekten.

Şarkı resmen hücrelerinize kadar işlenmiş gibi.

Ses renginiz, 

Yorumunuz oldukça farklı ve garip bir lezzeti var bence.

Niye yazdım bunları şimdi!

Ben de bilmiyorum inanın;

İçimden geldi sadece.

Paylaşımlarınızın bir kaç yerinde,

Şarkılarınızın "Samimiyetle dinleyenlere geçmesini" temenni etmişsiniz ya;

Sahneye olan aşkınız,

Şarkıları söylemekten öte şarkıları yaşayan halinizle,

O samimiyet geçiyor merak etmeyin' diye. 

...

Bir süre sonra, 

Gülay Eralp' den geri bildirim geldi;

"Ne iyi etmişsiniz de yazmışsınız.

Bunları duydukça iyi ki şarkılar söylüyorum diyorum. 

Çok teşekkür ederim güzel duygunuza, 

İfade edişinize.

Çok sevgiler".

 

'Gülay Hanım Tekrar Merhaba, 

İlk yazdığımda, 

Gerçekten o an içimden geldi ve yazdım; 

Belki okuyabileceğinizi bile düşünmeden.

Çok şey ifade eden,

Aynı zamanda karakterinizi de ortaya koyan şu dönüşünüzle, 

'İyi ki de yazmışım' dedirttiniz inanın.

Çok teşekkür ediyorum geri dönüşünüz için.

İnsanın algısını alt üst ederek,

Sonunun başlangıcına temel oluşturabilcek kibir gibi bir beladan bunca zaman uzak kalabilmiş olduğunuz, 

Sizi siz yapan benliğinizi, 

Kendinizi, 

İlk günki heves ve heyecanınızı bugünlere taşımayı başarabildiğiniz için de ayrıca tebrik ediyorum sizi.

Hem kişisel anlamda, 

Hem sahne hayatınızda yolunuz gönlünüz gibi açık olsun dileğiyle...'

 

"Samimiyetle buluştuğum her bir insan benim hazinem...

Siz gibi.

Güzel dileklerinize çok teşekkür ederim."

 

'Affınıza sığınarak bir şey paylaşmak istiyorum sizinle Gülay Hanım! 

Paylaşımlarınızı dinledim, izledim bolca. 

"Biliyorsun" şarkısınının klibinde,

Şarkıyı söyleme tarzınız ile sahnedeki apayrı. 

Birinde çok sakin ve oldukça yumuşak bir tarzda, 

Diğer tarafta,

Yani sahnede ise daha bir basa basa sözlerin damarına, 

Notaların üzerine üzerine gider gibi adeta!..

İki ayrı insanın bir bedende toplanmış hali sanki sizinkisi!

Bu da bana oldukça ilginç geldi.

Sizi tekrar tekrar dinledikçe, 

Bana geçen hissi,

Bir dinleyici olarak ifade etmek istedim sadece. 

Farkında olmadan bir hadsizlik ettiysem,

İncittiysem şayet, 

Kusura bakmayın lütfen.'

 

"Rica ederim.

Hiç incinmiyorum merak etmeyin olur mu? 

Canlı söylemek biraz daha farklı oluyor tabi. 

Hangisini çok severseniz onu dinleyin. 

Benim için her ikisi de kıymetli.

Çok sevgiler."

 

'Ruhunuzu ortaya koyarak yaptığınız ve emek verdiğiniz her iş kıymetli kesinlikle.

Çok teşekkür ederim; 

Bu nazik, 

Ilımlı, 

Eleştirilere açık yaklaşımınız için.

Sizi farklı kılan bir diğer şey ise,

Söylediğiniz şarkılar ile yüreğinizin aynı hislerde buluşuyor olması.

Çok belirgin,

Hissedilebilir bir samimiyet ve aşk var yaptığınız işte.

Söylediğiniz her şarkıda, 

Değişmeyen şey;

Sahneye olan aşkınız ve şarkılara sahip çıkan duygularınız.'

 

"Ah çok teşekkür ederim.

Doğru bir şeyi görüyorsunuz.

Görünebildiğim için de ayrıca çok mutlu oluyorum.

Evet tam olarak bu; 

Ben işime aşığım.

Görebilenler iyi ki var; 

Sizin gibi...

Çok sevgiler."

 

'Ne mutlu size o halde Gülay Hanım. 

Günümüzde, 

Bir çok insanın neye ilgisi,

Neye yeteneği olduğunun farkına bile varamadan,

Kendisini keşfetmesine izin vermeyen,

Sistemsiz bir sistemin getirdiği mecburiyetlerden dolayı, 

Zorlama işlerde, 

Zoraki bir çaba ile çalıştıklarını düşününce; 

En şanslılar arasındasınız inanın.

Ne yazık ki,

Bizim toplumumuzda, 

İş edinme, 

Meslek seçme gibi yaşamın içerisindeki kilit noktalar, 

Tesadüflere teslim edilip,

Şartların gerekliliklerine kurban edilmekte. 

Siz ve sizin gibi, 

İşini aşk ile,

Yüreği ile yapan insanlar,

İster istemez fark edilebiliyor tabi hemen bu durumda.

Bu arada, 

Şu kısacık süreçte anladığım; 

Çok kibar, 

Çok naif, 

Çok sevgi yüklü, 

Çok çok insancıl bir kadın var karşımda.

 

"Sevgili Özge, 

Samimiyet her şeydir benim

İçin...

Nezaket,

İyi niyet bulunmaz nimetler ve ben herkeste olmasını dilerim. 

Elimden başka birşey gelmiyor."

 

'Nasıl güzel ifade etmişsiniz Gülay Hanım;

Yaşadığımız toplumda can çekişen, 

Zamanla yitip giden değerleri.

Ama bir eksik ile;

"Elimden başka bir şey gelmiyor" yanlış bana göre. 

Sizin gibi insanlar,

Yaptıkları işlerle, 

Bulundukları sahnede,

Bulundukları her yerde,

Sergiledikleri her türlü tavır, 

Söyledikleri her söz, 

Yazdıkları her bir satır ile çok büyük örnek teşkil ediyor bu toplumda. 

Ve paylaşımlarınızın altındaki yorumlara baktığımda,

Sergilemiş olduğunuz tutumla,

Olumlu ya da olumsuz hiç fark etmeksizin her durumda,

Karşı tarafa verdiğiniz ve

İnsanı kazanma odaklı olduğu belli olan, 

Hem insani,

Hem de mesleki kimliğinize fazlasıyla yakışan zariflikteki ölçülü cevaplarınızla, 

Çok çok güzel bir örnek olmuşsunuz zaten bu anlamda insanlara.

Yani;

Sizin gibi insanların elinden gelebilecek olan dilemekten fazlası Gülay Hanım aslında.'

...

Sonrasında, 

Baktım ki; 

Gülay Eralp ile olan yazışmalarımızın bazı kısımları,

Hayatın tam da içerisinde,

Hayatlarımızda olması gerekenleri ortaya koyan örnekler niteliğinde.

İşte o vakit dedim ki kendisine;

'Yazalım mı o halde;

Bu kendiliğinden gelişen,

Sohbet tadındaki yazışmalarımızın küçük bir kısmını! 

Ne dersiniz?'

 

''Kalbinizden, 

İçinizden gelen şey,

Benim için de çok kıymetli olur.

Çok samimi bir fikir.

Neden olmasın!" dedi o da;

Yapmacıklıktan çok uzak,

İçtenlikte zengin bir tavırla.

Ve siz,

O sebepsiz gibi başlayan,

Sebebi, bağlandığı sonla sonradan ortaya çıkan ve benim için içerisinde bol heves, 

Bolca keyif barındıran o tatlı sohbetten küçük bir alıntıyı okudunuz bile aslında.

...

"Keyifle okumuş olmanız dileği ile..."