Eğitimde şiddet bir sonuç!

Eğitimcilere yönelik artan şiddet olaylarını toplum olarak endişeyle takip ediyoruz. Son yıllarda giderek tırmanan şiddet olayları eğitimcilerin huzurunu bozduğu gibi geleceğe dönük endişelerimizi de arttırıyor.

Son olarak İstanbul Eyüpsultan’da özel okul müdürü İbrahim Oktugan'ın okuldan atılan bir öğrenci tarafından silahla vurularak öldürülmesiyle hepimiz dehşete düştük. Şiddete karşı birleşen eğitim sendikaları dün ülke genelinde eylemler gerçekleştirdi.  Sendika üyesi öğretmenler derslere girmeyerek şiddet olaylarına etkili tedbirler alınmasını talep etti.

Eğitim yuvası olan okullar toplumun aynasıdır aslında. Bu nedenle son dönemde meydana gelen bu olayların çok iyi irdelenmesi gerektiğini düşünüyorum.

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, eğitimciye yönelik şiddete tolerans gösterilemeyeceğini ve bu tür vaka ve olaylarda cezaların yüzde 50 arttırılmasını öneren bir teklif sunduklarını açıkladı.  Bu adımı olumlu bulmakla birlikte sadece ceza vererek bu sorunun çözülebileceğine inanmak zor.

Her şeyden önce eğitim sistemimizde yanlış giden bir şeyler olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Teşhisi doğru koyup ona göre bir tedavi uygulamak çok önemli.

Sınavlarda sıfır çeken öğrenciler, gençler arasında artan uyuşturucu kullanımı, akran zorbalığı ve değerlerde yaşanan erozyon…

Tüm bunların nedenlerine bakmadan ağır cezalarla bu işi çözmeye çalışmak bence biraz hayalperestlik olacaktır.

Dolayısıyla eğitimde şiddetle mücadele sadece eğitimcilerin değil, tüm toplumun sorumluluğudur. Daha güvenli ve saygılı bir eğitim ortamı için hep birlikte çalışmalıyız. 

En büyük korkum hayata karşı kayıtsız, çevresine karşı saygısız, büyüklerini saymayan, küçüklerini sevmeyen bir neslin yetişmesi.

Bu durumu çok ama çok iyi düşünüp gerekli tedbirleri bir an önce almalıyız.

Sürekli müfredat değiştirmekle bu işlerin çözülemeyeceği de ortada. İmam hatip okullarının bu kadar çoğalmasına rağmen değerlerde yozlaşma yaşanıyorsa bir yerlerde yanlış yapıyorsunuz demektir.

Yıllardır uygulanan eğitim politikalarının ve yap boza dönen düzenlemelerin bir kenara bırakılarak bir an önce çağdaş ve bilimsel bir eğitim sistemini benimsememiz gerektiğini düşünüyorum.

Neden mi? Çünkü çağdaş eğitim, modern toplumların ihtiyaçlarına uygun olarak tasarlanmış bir eğitim anlayışını ifade eder.

Çağdaş eğitimin amacı, bireylerin hem kendi potansiyellerini geliştirmesini hem de toplumun bir parçası olarak etkileşimde bulunmasını sağlamaktır.

Çağdaş eğitim, milli ve manevi değerlere bağlı kalarak karakter eğitimini önemser.

Öğrencilere sadece akademik bilgi değil, aynı zamanda etik değerler, insan hakları ve toplumsal sorumluluklar da öğretilir.

Çağdaş eğitim, öğrencilere gereken tüm donanımı sunarak akademik başarıya ulaşmalarını destekler.

Teknoloji, bilim ve sanat alanlarındaki gelişmeleri takip eder ve bu alanlarda öğrencileri yetiştirir.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na göre eğitim ve öğretim, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda çağdaş bilim ve eğitim esasına göre yapılır.

Anayasal bir zorunluluk olan Laiklik ilkesini eğitimden soyutlamaya kalkarsanız daha büyük tehlikelerle karşılaşmamız da kaçınılmaz olacaktır.

Her türlü şiddetin son bulduğu bir Türkiye özlemiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazile Akarsu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Sakaryaspor bu sene Süper Lig'e çıkar mı?