VAZGEÇTİK

Bizim gazeteden Nazile Akarsu, arkadaşımız yine özel bir habere imza atmış. Son günlerin dost sohbetinin can sıkan konusu, pahalılık.

“Peynir Ekmek Gibi” sözü mazide kaldı başlıklı haber, her gün yaşadığımız baş edilemez hayat pahalılığını anlatmaya yetmiş de artmış.

‘Peynir ekmek gibi’ ifadesinin kullanıldığı ifadelerden bugün eser yok, ‘Çok kolay biçimde’ ve ‘çabucak’ anlamlarında sıklıkla kullanırdık. Bir ürünün satışı için söylediğimiz ya da kolay satılabileceğini düşündüğümüz ürünler için kullanırdık.

Son dönem yaşanan zamlar ile gelinen aşama maalesef bırakın peynir alabilmeyi, tekerlemesi bile söylenemez halde.

Nazile arkadaşımız, hem katlı Pazar yeri esnafı ile hem de tüketici ile yaptığı değerlendirme ne durumda olduğumuzu net bir şekilde gösteriyor.

Katlı Pazaryeri esnafı Cihan Dere, “Müşteri geliyor 20 TL’lik peynir istiyor. 4 kişilik ailenin bir sabah kahvaltısına bile yetmeyecek kadar. Şu an kahvaltının vazgeçilmezi peyniri maalesef vatandaş alıp yiyemiyor. Müşterilerimiz önceden 2 kg alıyorsa, artık yarım kilo almaya başladı. Satışlarımız düştü.”  

Nuri Şahin isimli yurttaş, “Peynir fiyatları artık el yakar hale geldi. Ben evde 5 tane nüfusa bakıyorum, artık peynir alamıyoruz. Eti zaten göremiyorduk, artık peyniri de göremez hale geldik. Yumurta alamıyoruz, peynir alamıyoruz. Biz ne yiyeceğiz?”

Her iki örnek durumumuzu gözler önüne seriyor. Son günlerde hükümet’in “üç harfli” marketler kampanyası var ancak bu itiraz katlı pazaryeri esnafından geldi. Buna bahane üretecek durumda değillerdir sanırım.

Kendi kendine yetecek durumdan nerelere geldik, peynir alamaz haldeyiz. Hayvancılık başta olmak üzere tarımda kendi kendine yeten, en fazla ihraç kalemi olan ürünlerimiz artık dışa bağımlı durumda. Üretimde ki maliyet artışları sayesinde yaşanılan pahalılık sofralarımızın en temel besin maddesi olan peynir, yumurta artık lüks oldu…

Ve her geçen gün ekonomik şartlar daha da ağırlaşmakta, “üç harfli” kampanya da inandırıcı değil dahası sağladığı fayda yok. Tüketici en temel besin maddelerini alamaz halde, devletin kendi eliyle açtığı marketlerde de durum farklı değil. Yapılmaya çalışılan pahalılığa adres bulmakta, sorunu çözmek değil.

İşte gelinen yer, esnaf dertli tüketici dertli. O meşhur söz var ya ’nerden nereye’ atılan naralar. Geçmişte masaların vazgeçilmezi peynir, bu günün en lüks ürünü oldu. Geçmişte tenekelerle alınan ve peynirin her çeşidinin alındığı dönemden ya gramla alınır hale ya da hiç alınamaz bir döneme geçildi.

Öyle bir döneme geldik ki asgari ücretli ile sınırlı değil, yoksulluk sınırı diye tarif edilen oranlar sanırım ülke nüfusunun 2/3’ünü oluşturmakta.

Emine Doğan, “Peynir alamıyoruz. Peynir artık lüks haline geldi. Eşim rahatsız, ben de rahatsızım. Şimdi markete gittim hiçbir şey alamadan geri döndüm. Her şey çok pahalı, hayat çok zor, bizi bu duruma getirenler bizi görsün de bize bir çare bulsunlar. Artık rahat rahat pazardan, marketten bir şey alamaz hale geldik. Sonumuz ne olacak bilmiyorum” diyor, haberin içerisinde yer alan bir yurttaşın sözleri tam olarak ekonominin özeti niteliğinde. Ne “üç harfli” marketler ne de Pazaryeri alış/ verişe uygun, başka söz sanırım gerek kalmadı…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Salim Aydın - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce 2023 yılında asgari ücret ne kadar olmalı?
Tüm anketler