ÜCRETLER ARTAR  YA SONRASI?

Konuya girmeden önce, enflasyon konusuna kısaca değineyim…Şunu belirteyim, enflasyon rakamlarını TÜİK’ten değil, bağımsız enflasyon araştırma girişimi olan Enflasyon Araştırma Grubu’ndan (ENAG)takip ediyorum.

Zira pinpon topunun fiyat değişimlerini, peynirden daha üst sıralara koyan TÜİK, bu konuda ne benim gibi iktisatçıları ne de vatandaşı ikna edebiliyor. Dolayısıyla ülkemizde enflasyon TÜİK’in belirttiği gibi yüzde 85’lerde değil, ENAG’ın ifada ettiği gibi yüzde 180’lerin üzerinde…

Sadece birkaç örnek vereyim, ENAG’ın ne kadar doğru söylediğini anlarsınız…

Sütün 1 litresinin fiyatı; 2021 yılının, Kasım ayında, 7,13 lirayken, 2022 yılının Kasım ayında, 15 buçuk liraya çıkmış. 1 yıllık artış oranı, yüzde 117,4.

1 kiloluk beyaz peynirin fiyatı; 2021 yılının, Kasım ayında 32,89 lirayken, 2022 yılının Kasım ayında, 85,80 liraya çıkmış. 1 yıllık artış oranı, yüzde 160,9. Aynı şekilde sıvı yağın 5 litresini geçen yıl 40-45 TL’ye alırken, bu yıl 160-170 TL’ye alıyorsunuz. Artış oranını artık siz hesaplayın…

Bu ülkede TÜİK’in yüzde 85 enflasyonunu kabul etseniz bile, Üretici Fiyat Endeksi’ni (ÜFE) nereye koyacaksınız? Biraz insaf yahu…

Konuyu burada bırakalım, gelelim asgari ücret meselesine…

Görüşmeler başladı, 10 milyondan fazla ücretliye hayırlı olmasını diliyorum. Rakamlar konusuna fazla takılmıyorum. Zaten aşağı yukarı herkes aynı rakamları konuşuyor. Önemli olan ülkedeki benim tabirimle hiper enflasyonun düşürülmesi, dizginlenmesi ve sağlam bir zemine oturtulması…Tıpkı dünyadaki diğer ülkeler gibi…Bugün asgari ücreti 10 bin yapsanız ne olacak? Hemen söyleyeyim, ertesi hafta zamlar yağmur gibi gelecek.

Örneğin sıvı yağın 200 TL’leri bulacağını zamlardan hemen sonra göreceksiniz…Süt ve süt ürünlerini de aynı şekilde…Bu ülkede peynirin fiyatı kırmızı eti solladı…İthal ettiğiniz hayvanı ithal samanla beslerseniz sonuçlar vatandaş için hiç de iç açıcı olmayacaktır. İnşallah görüşmelerin sonunda çalışanların yüzünü güldüren bir rakam açıklanır…

AKGÜN ALTUĞ DOĞRU SÖYLÜYOR 

Depremin ardından 22 yıl geçti ama hala orta hasarlılar, deprem görmüş binalar, yapı stoku gibi konular Sakarya’nın gündeminden düşmüyor. Başka bir ülkede bu sorun depremden en fazla 5 yıl sonra çözüme kavuşmuştu. Rakamı fazla bile söyledim…Biz de ise durum maalesef böyle…Buna ister hukuki ve bürokratik sorunlar deyin, isterseniz de ekonomik sorunlar…

Ne olursa olsun insanlar sonuca bakar ve yorum yapar…Kentsel Dönüşüm fikri iyi bir niyetle oluşturulduğundan şüphem yok fakat icraat bazında yolun 1/3’ünde bile değiliz…Kentsel Dönüşüm boş ve sağlam arazilere yeni binalar yapmaktan ziyade, deprem öncesi yapılmış ve hasar görmüş binaların ortadan kaldırılması yada mühendislik bilimine uygun tadil edilmesidir…

Ve ilimizde halen orta hasarlı binalar boy göstermekte…Geçtiğimiz gün SATSO başkanı Akgün Altuğ’un da dile getirdiği konu aynı…Neden hala yerimizde sayıyoruz? Sakarya pekala bu sorunu ortadan kaldırabilir, çözüm üretebilir ve başka şehirlere de örnek olabilir. Yeter ki bir girişim ve birliktelik olsun…

Önümüzde bir İstanbul depremi gerçeği var. Tüm Marmara’yı etkileyecek olan bu depremde Sakarya’nın yüksek binaları (hasar görmüşler) tabiki etkilenecek hatta bazıları yıkılacaktır. Bu gerçeği illaki yine yaşayıp mı göreceğiz?  Sanırım boşa konuşuyorum, evet gerçeği birlikte yaşayıp göreceğiz…

 

PROMOSYONU GECİKTİRMEYİN

Birçok kurumdan hatta belediye çalışanlarından mail alıyorum. Maillerde yazanlar ise promosyon konusu…Bazı belediyelerin hesaplarına ilgili bankalar tarafından aktarılan promosyon paraları olduğu halde 2-3 aydır kasalarında tutanlar var…

Yöneticilere sesleniyorum; bu para sizlerin değil çalışanların parası. O parayı hesaplarda tutmak (günlük faiz, repo, haftalık yada aylık fonlar vs.) sizlere kısa vadede kazandırır fakat çalışanların gözünde ise itibar kaybınızı önleyemezsiniz… Madem bekletiyorsunuz aralık ayı son tarihiniz olsun. Kul hakkından çekiniyorsanız bunlar size en güzel nasihat olacaktır….Benden söylemesi…

2023’TE FAİZ ARTIRIMI BEKLİYORUM

Daha önceki yazılarımda da tekrarladım. Genişletici para politikasının sonuna geldik. TCMB faiz düşürme politikasını bitirdi ve şimdi bekleme dönemi…Ne kadar sürecek şimdiden kestirmek zor fakat ekonomideki veriler dikkate alındığında, önümüzdeki yıl bir faiz artırımı gelecektir.

Zira, düşük faiz ve yüksek enflasyon politikasının çok büyük maliyeti olduğu gibi, enflasyona da bir katkısı olmuyor. Seçimler yaklaştıkça genişletici para politikaları cazip gelse de enflasyon ve cari açık iktidarı korkutuyor. Faiz artırımının masada olduğunu söyleyelim fakat ay olarak şimdiden bir şey söylemek zor…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Erhan Tandoğan - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Şehri en iyi kim temsil eder?
Tüm anketler