Siyaset nedir?

Kime sorsanız “Siyaset insan kazanma sanatıdır” diye başlar. Sonrasında da bunu destekleyen cümleler kurar. Oysa siyasetin bilimsel tanımı bu şekilde değildir. Siyaset “Öteki” kelimesini kullandığınızda başlar. Demek ki siyasetin doğasında ötekileştirmek var.

Demek ki siyaset insan kazanma sanatı falan değil. Doğru insanı kaybetme sanatı.

İnsanların olduğu yerde karşıt fikirlerin olması normaldir. İktidar olmak isteyen kişinin önünde iki yol vardır. Ya karşı taraftakileri kendi görüşünün daha iyi olduğuna ikna etmek ya da kendi görüşündekileri muhafaza etmek.

Karşı taraftakini iknaya girişmek risklidir. Zira karşıdakini kazanırken kendi yanınızdakini kaybetme ihtimaliniz ortaya çıkar. Oysa kendi yanınızdakini muhafaza ederseniz en azından bir taban sahibi olmuş olursunuz. Karşı tarafa yüklendikçe kendi kitleniz kenetlenir ve sizin konumunuz güçlenir.

İnsanların bu noktada ne kadar gerildiğini de siz ayarlarsınız. Gerginlik dozunu kontrol ettiğiniz sürece de kendi konumununuz güçlenir.

Karşı tarafın sizin taktiğinizi taklit etmesi durumunda da “Kardeşim siz insan kazanmak istemiyorsunuz. Saldırıyorsunuz” argümanına sığınırsınız ve karşı tarafın kitlesine de yanlış tarafta oldukları mesajını verirsiniz ve bu şekilde siyasetinizi sürdürürsünüz.

İktidara gelenler çok insan kucaklayan değil, doğru kitleyi ötekileştirenlerdir. İktidarını sürdürenler de karşı kitleye çiçek verenler değil kendi kitlesini konsolide edenlerdir.

Karasu’da Mehmet İspiroğlu belediye başkanı seçildikten sonra bu yönteme hiç başvurmadı. Hatta kendi kitlesini çantada keklik gördü ve sürekli karşı taraftan kazanma yolunu seçti. İki dönem belediye başkanlığı yapmış olmasına rağmen tabanı sürekli değişkenlik gösterdi. Birinci seçime Genç Parti’den ikinci seçime MHP’den üçüncü seçime Ak Parti’den dördüncü seçime de BBP’den girmek durumunda kaldı. Bu güne gelindiğinde kendisine şahsi olarak sempati besleyen çok insan olsa da son seçimde az sayıda oy almasının temel nedenini yukarıda anlattıklarım belirliyor.

Tabi sosyal bilimlerde mutlak doğru ya da mutlak yanlış yok. Ancak anlattığım siyaset tanımını görünce pek çoğunuzun aklına yattığını tahmin ediyorum.

Algıyı yönetseniz yeter

Bir Japon ile Amerikalı ağacın altında otururken bir ayı bunlara doğru koşmaya başlamış. Japon usulca spor ayakkabılarını giyerken Amerikalı, “Kardeşim boşun uğraşma. Ayıdan hızlı koşamazsın” demiş. Japon da, “Rakibim ayı değil. Senden hızlı koşsam yeter bana” yanıtını vermiş.

Şimdi pek çok kişi enerjisini işine değil de algıya veriyor. Algıyı yönetmek işi yönetmekten daha önemli çünkü. Ancak algıyı yönetenler aslında algı tarafından yönetiliyor. Pek çok kişi algı kurbanı olduğunu söylüyor ama tüm gayretini de o algıyı yok etmek için harcıyor. O zaman da aslında algıyı yönetmek amacıyla çıktığı yolda algı tarafından yönetiliyor.

Aslında olmadığınız şekilde davranmak, vereceğiniz tavizden fazlasını vermek, sosyal medyada ve medyada bunu paylaşmak hep algı tarafından yönetilmeye örnek.

Karadeniz sayfalarından birinde paylaşım olarak görmüştüm, “Annesi kalk sobayı yak dese yakmayan kız sevgilisi için ‘dünyayı yakarım’ diye paylaşım yapmış. Sen önce kuzineyi yak” diyordu.

Algıyı yönetme gayretinde olan pek çok kişi aslında algı tarafından yönetiliyor. Seçim zamanının yaklaştığı önümüzdeki günlerde sahaya çıkmaya hazırlananlara bir iletişimci tavsiyesinde bulunayım. Tarkan dinleyin. Ne diyordu: Başkası olma kendin ol böyle çok daha güzelsin…

Bir tuhaf kaza yaptık

Bazı uygulama ve kanunlar dolayısıyla mağduriyetler yaşadığımız oluyor. Yakın zamanda park edilmez tabelasının dibinde duran bir araca yol darlığı nedeniyle çarptık. Araç park edilmez tabelasının dibinde duruyor. O tabela orada gerçekten park edilmeyeceği için konulmuş. O araç orada olmaması lazım ve yanlış park etmese kaza olmayacak. Bu nedenle biz haklı olduğumuzdan eminiz. Polis memuru arkadaş geldi. Kusurun tamamını bize yazdı diğer araca da park cezası…

Tanıdığımız da olan memura “Burada bir yanlışlık yok mu” diye sorduk. “Yok” dedi. “Çünkü siz duran araca çarpmışsınız o da hatalı park etmiş. İkisi birbirinden bağımsız konular.”

İkisi birbirinden nasıl bağımsız konu olabilir ki! Adam hatalı park etmese ben ona niye çarpayım?

Neyse neticede biz arkadaşın hasarını ödedik o da park cezasını ödedi konu kapandı.

Yani demem o ki trafik yönetmeliği sizin düşündüğünüz şekilde işlemeyebiliyor. Hemen isyan etmeyin.

En iyisi dikkatli olun kaza yapmayın…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Münir Ali Kara - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Şehri en iyi kim temsil eder?
Tüm anketler