SEÇTİKLERİNİZ SİZİN BENZERİNİZDİR

Hiçbir şey aslından farklı değildir. Asıl neyse vekilde odur. Kişi içinden çıktığı toplumun bir parçasıdır. Toplum ondan, o da toplumdan izler taşır. Toplumu bir tabloya benzetecek olursak renkler tablonun kişileridirler. Tablodaki renklerden oluşan anlamlı bütünlük, şekil yani resim olarak gözümüze görünür. O renkler mevsimler gibi, gece gündüz gibi farklılıkları da ortaya koyar. Kışsa anlatılandaki hâkim renk beyazdır ve yer gök birbirine karışmıştır. Baharsa yer yeşil, gök mavidir. Güneşin sökün ettiği renkler içinde kızıl ve mavi göklerle sabahı yaşarız. Gece lacivertlerin içinde siyah gölgeleri ayırt ettiren gülümseyen ayla betimlenir. Fırtınalı denizde kurşuni renkler hâkim değil midir? İşte bunların hepsi biziz.

 

Namusun, temizliğin, erdemin rengi beyazdır. Namuslu temiz kalabilmişlere, erdemli olabilenlere şapka çıkarılır bu günlerde. Artık namuslu vatandaş görürsek şaşırıyoruz. Hatta onları çoğu kez fırsatları değerlendiremeyen akılsızlar olarak görüyoruz. Çünkü müşteri kazıklamayı “ticari zekâ” görmeyenimiz yok neredeyse. Halkı sürekli ( iktidar muhalefet fark etmez) kandırmanın “siyasi zekâ”, ambulansın arkasına takılmanın “pratik zekâ”, şikeyle maç kazanmanın “sportif zekâ”, iyi niyetleri kötüye kullanmanın “kıvrak zekâ” sayıldığı yerdeki tablonun hâkim rengi ne olurdu sizce?

 

Bu duruma uygun birde küçük bir hikâyemiz var. Selim Özen kardeşim paylaşmıştı. Yazarını Google amcaya sordum, soruşturdum ama bir sonuç alamadım. Bize de bu hikâyenin bir alıntı olduğunu belirtmekten başka bir şey kalmıyor ne yazık ki. Virgülüne bile dokunmadan sunuyorum.

... ... ...

Bir ülkede halk hükümdara karşı ayaklanır. Haklıdırlar da. Ne adalet, ne düzen kalmıştır ülkede.

Hükümdar ayaklanan halkı meydandaki büyük bir havuzun etrafında toplar ve bir konuşma yapar:

- Eğer isterseniz benden çok kolay bir şekilde kurtulabilirsiniz.

- Böyle isyan etmenize hiç gerek yok.

- Şimdi ben bu havuzu boşalttıracağım üzerini de kapattıracağım.

- Sizden tek isteğim, bu havuzu süt ile doldurmanız.

- Herkes gece yarısından sonra bu havuza tek başına bir kova süt dökecek. Ama herkes.

- Kimse kimseyi görmeyecek. Güneş doğarken hepiniz burada olun.

- Havuz süt ile dolduğunda ben tahtı bırakıp gideceğim.

Ertesi gün sabah olur herkes sevinçle havuzun başına toplanır. Öyle ya artık bu düzenbaz hükümdardan kurtulacaklardır. Hükümdar da gelir ve üzeri kapalı havuz açılır.

Bir de ne görsünler?

Havuz dolmuştur. Ama sütten çok su doludur.

Çünkü herkes aynı şeyi düşünmüştür.

- Onca sütün içinde benim döktüğüm bir kova suyu kim fark edecek?

Hükümdar konuşur:

- Gördünüz mü?

- Siz ne iseniz, ben de oyum.

- Siz düzenbaz olduğunuz için, içinizden kimi seçerseniz seçin, sonuç hiçbir zaman değişmeyecek.

- O yüzden ben tahtımda kalıyorum.

- Siz de layık olduğunuz sistemin içinde.

... ... ...

 

Kimse alınmasın ama kral doğruyu söylemiş; herkes hep birlikte layık olduğu sistemin, başa dönersek tablonun içindedir.

 

Kısaca, yapılan her seçimde aslında herkes kendi benzerini seçer, her seçilen sizin benzerinizdir.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Göle - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?