ŞAİR FUTBOLCU

Woody Allen’ın yazıp yönettiği “Radyo Günleri” filmi, yönetmenin yaşadığı geçmiş dönemin bir kesitidir. Bende o çağın sonuna denk geldim. Sonrası televizyon çağıydı. İşitselden görsele geçildiği çağlardı sonrası. Biz işitsel dünyanın çocukları olarak masal ve radyo tutkunuyduk. Radyo sohbetlerini, radyo tiyatrolarını, radyo anonslarını, hafta içi akşam 18.00’de 19.00 haber yayına, hafta sonu maç saatine kadar 13.00 haberlerinin hemen ardından yayınlanan radyo reklam programlarını, canlı müzik yayınlarını ve tabii canlı maç yayınlarını kaçırmazdık. 

 Halit kıvanç, Orhan Ayhan, Necati Karakaya ile stada girer maçları onların anlatımıyla dinlerdik. Halit kıvanç bu işin piriydi. Ondan öncesine yetişmediğim daha eski maç spikerlerini bilmem. Baba lakaplı Hakkı Yeten, Recep Adanır, Cihat Arman, Kadri Aytaç, Şükrü Gülesin

isimlerini ondan duymuştum. Efsane isimlerdi bu isimler. Metin Oktay, Lefter Küçükandonyadis, Turgay Şeren gibi bazı efsanelerin son zamanlarına denk geldim. Sonra kendimi bilmeye başladığım dönemlerin efsaneleri doğdu. Can Bartu, Selim Soydan, Zekeriya Alp, Alpaslan Eradlı, Sanlı Sarıalioğlu ve Vedat Okyar gibi... daha sonrakileri saymayacağım, zaten hepsini bilirsiniz.

 

Futbolcuların çoğu yokluktan, yoksulluktan gelmiş, dolayısıyla eğitim düzeyi birkaç istisna hariç düşük insanlardı. Ülkemiz futbolunun ilk ünlü oyuncuları forma aşkıyla, aidiyet duygusuyla futbol oynardı. Daha amatör ruhluydular. Sonrakiler paranın peşine düştüler, forma aşkı unutuldu. Şimdi futbola başladığı yerde futbolu bitiren neredeyse yok! Jübile yapanda kalmadı. Eskiden jübilesi yapılan futbolcu için düzenlenen maçta elde edilen gelirin tamamı futbolu bırakan futbolcuya verilirdi. Jübileye gerek yok ki artık. Kulüplerden aldıkları transfer paraları jübile paralarının yüzlerce katı, biliyorsunuz.

 

Vedat Okyar jübile yapan futbolculardan biriydi. Peki şiir yazan biri olduğunu biliyor muydunuz? Hatta bu şiirlerinden birini Sezen Aksu bestelemişti desem hangisi olduğunu kim bilir?

Sezen Aksu’nun politik görüşlerini, her boyaya boyanıp yaptığı sabun köpüğü eylemlerini hiç sevmiyorum. Olmadığı hiç bir şey kalmadı, olduğu hiçbir şeyi kemale erdirmedi. Birde ülkemiz insanlarını bölen şiddetle karşı çıktığım “mozayik” diye bir deyim kullandı. Mozayik ayrılabilir parçaların birlikteliğini simgeler. Oysa biz iç içe geçmiş harman olmuş bir ebruliyiz. Ama besteci ve söz yazarı olarak üretkenliğine şapka çıkarırım. İşte öyle güzel bir bestede Vedat Okyar’ın şiirine yapmıştı. Şiirin adı “Keskin Bıçak”tı, şarkının adı da o olacaktı. Bende bunu arkadaşım zarif hanımefendi Ruşen Dilek Özen’den öğrendim.

 

O yazılanlara göre Vedat Okyar 35 yıllık hayat arkadaşından ilk kez ayrı kaldığı bir gecede bu şiiri yazmış. “Saat on iki buçuk, yani yarım.” Tek başına kalmış, yani yarım. Yatacakmış ama yatamamış. Bir şey onu itiyor, koşturuyor gibi imiş. Kafasında gezen sözcükleri kâğıda dökmüş ve geceye büyük bir iz bırakmış. 2000 yılında bir gün bu şiiri arkadaşı Sezen Aksu’ya anlatmış. Sonra kâğıda yazarak vermiş. Karakartalın yüreğine hayran kalan minik serçe besteyi yaptıktan sonra albüme koymak için kendisinden izin istemiş. Kısa bir süre gelgit yaşayan Beşiktaş’ın Vedat kaptanı “adımı kimse bilmesin” şartıyla o izni vermiş.

 

İşte o şarkı olan şiir:

*

Geldim yarım

Kaldım yarım

Neydi ne oldu şu tez canım

Ertelendim hayattan

Sevdim yarım

Derken, bugün olmazsa, olur yarın

Kendimden kaçak

Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek

Yardan cayacak

Hep köşe bucak

Ben bu dünyayı anlayamadım

Niyetlendim de altından kalkamadım...

*

Hangi hayat arkadaşı böyle bir armağan istemez eşinden. Yazandan daha çok yazdırana ne mutlu... övüncü ona!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Göle - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?