Konserve kapağı varsa

Köy çocukları bilir, ağustosun ikinci yarısından itibaren köylerde kara kazanlar kaynamaya başlar.

Bazılarında pekmez bazılarında komposto bazılarında da konserve olur. Turşu mevsimine biraz daha var.

Tüm bunlar elbette cam kavanozda kışa hazırlanır.

Ancak kavanoz kapakları çoğunca bir defa kullanılır.

Bu nedenle bu mevsimde bizim oralarda kavanoz yerine kavanoz kapağı satılır.

Yarımlık, birlik ya da bir buçukluk kavanozlar kapaklarına kavuşur.

Tüm bu durumun bu sene farklı bir hali de var elbette. Kavanoz kapağı aslında üretimin sürdüğünü gösterir. Tarlada halen ürün olduğunu, çiftçinin bu sene de tarlasını ektiğini, ekinini konserveye dönüştürmeye başladığını, kışa hazırlık yaptığını gösterir.

Bir yerde konserve kapağı varsa orada turşu vardır, konserve vardır, salça vardır, acıka vardır, pekmez vardır, reçel vardır…

Konserve kapağı varsa umut da vardır.

Ne çıkmasını bekliyordun?

Hafta sonu gazetelerde çıkan bir habere göre bir hanım efendi simit almış. İçinden plastik parça çıkmış. Firma sahibi de tadilatta olduklarını söylemiş. Görmesen plastiği yedin.

Hemen hepimizin başına benzer şeyler gelmiştir çoğumuz da elimizdekini kaldırıp atmışızdır. Bu kardeşimiz gidip durumu şikayet etmiş. Aslında doğrusu şikayette bulunmak da…

Bu durum aklıma küçüklükten beri anlatılagelen bir fıkrayı getirdi.

Adam lokantada çorba içerken kaşığına bir bez takılmış. Daha dikkatli bakınca bu bezin aslında bir çorap olduğunu fark etmiş. Garsonu çağırıp, “Kardeşim bu ne rezillik! Çorbamdan çorap çıktı” diyince pişkin garson, “Ne yani! On lira verdiğin çorbadan otomobil çıkmasını mı bekliyordun” demiş.

Biz simitten plastik çıkmasını neden yadırgıyoruz ki!

Seçim anketleri

Kayseriliye “İki kere iki kaç eder” diye sormuşlar. “Alırken mi satarken mi” demiş.

Seçim anketlerimiz de o hesap. Şu kadar bin kişiye soruyorsunuz. Aldığınız anket sonuçlarını SBSS’e giriyorsunuz. Sonuçta farklı korelasyonlara göre değer değerlendirmede bulunuyorsunuz.

Yersen yani! Teknik tabir kullanınca köy çocukları daha kolay inanıyor nasıl olsa.

Cem Yılmaz bir gösterisinde “Kadın senaryo gerektirirse soyunurum demiş. Sen nereye kadar soyunacağını söyle ben oraya kadar yazayım senaryoyu. Sonuçta senaryo yazıyoruz. Bu ayet değil” diyordu.

Şimdi SBSS de mutlak sonuç vermiyor. Siz ne yazarsanız sonuç ona göre çıkıyor.

Hani adamın biri muhasebeci arıyormuş da mülakata almış adayları. “İki kere iki kaç eder” diye sormuş. Birincisi pat diye “dört” demiş. Elenmiş.

İkinciyi davet etmiş. İkinci eline kağıt kalemi almış. Uzun uzun hesap yaptıktan sonra “Dört efendim” demiş. Adam onu da elemiş.

Üçüncüyü davet etmiş. “İki kere iki kaç eder” demiş. Aday camları kapatıp perdeleri indirmiş. Kısık bir sesle “Kaç çıkması lazım efendim” demiş.

Şimdiki anketler de o hesap. 

Kayıt parası almayan okul mu var?

Ülkemizde her dönem okulların kayıt parası konusu gündeme gelir. Her dönem zamanın Milli Eğitim Bakanı açıklama yapar.

Siz de okula gidersiniz. Okuldaki kayıt görevlisi “Efendim kayıt parası almamız yasal değil. Onun için siz gidip kırtasiye malzemesi alıp kuruma verin. Çocuğunuzun kullanacağı kağıt bu kadar” falan der. Siz zaten durumu bilirsiniz.

Kayıt parası yasak da…

Kayıt parası zaten vermiyoruz ki.

Biz hep yüz liralık benzin alanlar tarikatındanız.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Münir Ali Kara - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?