Yine yeni ben

Bugün sabahı karşıladım. Saat dörtlerde başlayan gün sancıları altıya kadar sürdü. Kızarıp bozaran, renkten renge giren çehre, mavi beyaz karışımı bir aydınlığa büründü. "Hoş geldin yeni gün, dilerim memnun kalırsın bizden. Girdiğin onca zahmete değer inşallah."

Epeydir uzağım memleket hallerine. Ah Reyhan diyorum kendi kendime, "korkarım başlayacaksın, bir elimde cımbız, bir elimde ayna, umrumda mı dünya" demeye.

Belki uzun dönem sarpa saran umutlar yıldırdı beni. Biraz da başkalarında görmek istiyorum uyanışı. Yaşanan zorlukları kader gibi kabul edip, çaresizlik sarmalında debelenen, yenilgiyi kabullenmiş insanların imdat diye haykırmasa bile, hiç değilse "elimden tutun" diye fısıldamasını bekliyorum. Bırakacağım o zaman boş işlerle uğraşmayı. Geçireceğim üzerime zırhımı, korkusuzca çıkacağım cenge.

Deniz orucuna başladım. Kaldı beş gün. Biraz daha terastan izleyeceğim mavilikleri. Yeşillerin ardından bana gülümsemesi, sevimli sevimli el edip beni çağırması yok mu, ölüp bitiyorum onun için. Ya o mavi gök! Sanki bir ayna! Bazen dalıp gidiyor gözlerim ona. Sanki az sonra başlayacak, denizle beraber dalgalanmaya.

Dün gece kızlar yürüyüş yolumuzda bir domuz görmüş. Burayı bilenler hiç yadırgamadı. Hemen sordular "yalnız mıydı" diye. Meğer o şeker şeyler bazen ailece çıkarmış dolaşmaya. Ürktüm. Neyse ki bizimkiler henüz domuz eti yemiyor. Belli mi olur. Bu pahalılıkta bir fetva gelir uzaklardan, çatalı bıçağı alan saldırır yavrucaklara, çiğ pişmiş demez valla.

Gıybet, ölü eti yemek derdi büyükler, kim uzak duruyor ki? Faiz, ateşten lokma derlerdi, kimin boğazından geçmiyor ki? Yakında domuz eti? Bilmem; neden olmasın ki? Ahh biz et yiyen vahşiler, neden şaşıyoruz ki yaptığımız başka kötülüklere?

Sus Reyhan, al cımbızı eline diyeceğim ama kaş bile kalmadı yolunacak. Ah kocalığa koşan yıllarım, alınmayın; seviyorum sizi.

Üzümlerimiz karamaya başladı. Ahh pardon morarmaya...Dün Vera'yla onun tadına bakalım, dur şu sulanmış mı derken epey yemişiz. Sonrasında bir sızı doldu içime. Sonbahar yaklaştı. Bugün üzüm, yarın ayva derken başlar ağaçlar sarıya kızıla dönmeye.

Kolay değil vedalar mevsimi. Onca çiçek onca yemişle tek tek ayaküstü de olsa bir sohbet. Hediyeleri hazırlamalı şimdiden. Çok zaman hazırlıksız yakalandım vedalara. Kucağımda sonbahar güzellikleri, ellerim kollarım dolu, zihnimde eşsiz tablolar varken alın şu çamsakızı da benden olsun diyemedim ki!

Beni bu güne kadar en çok cömertler utandırdı. Nasıl mahcup oldum, karşılık verememekten. Ömrümü versem bilirim az. Gönlüm onlarda, bilmem yeter mi?

Çok merak ediyorum, ayrıntıları net görmek bakalım nasıl olacak? Çoğalacak mı güzeller, güzellikler, yoksa ufak tefek kusurlara mı takılacağım. Gözünün üstünde kaş mı var diyeceğim birilerine? Her zaman yaptığım gibi bu olayı da olayı büyütüyor kendimi bir kez daha dünyaya yeni gelmiş gibi hissediyorum.

"Merhaba dünya, ne güzel sende olmak. Yine sevgiyle kucakla, aşkla ödüllendir beni, olur mu?

Beyazlayan saçlarımı senin için boyadım; dişlerim, gözlerim, aman biliyorsun işte. Sana çirkin görünmek istemem. Kalbimi de sen parlat lütfen... Her zamankinden fazla sevmek istiyorum. Yoksa ziyan olur, heba olur bizler için hazırladığın güzellikler. Bırak doya doya bakayım sana, tadınca seveyim olur mu? Her şeyden, herkesten çok sana aşığım ben, lütfen aşkımı karşılıksız bırakma. Sık sık beni sevdiğini söyle. Ben de çok seviyorum seni."

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Reyhan Karagöz Çetin - Mesaj Gönder

# VAR, dünya


Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?