GEÇİNMEK!..


Kolaydır tabi;
Oturduğun yerde bedavadan yaşarken,
Hiçbir endişen,
Geçim derdin,
Bir sonraki gün kaygın,
Gelecek korkun yokken,
Tüm bu saydıklarımın aksini  yaşayanlara,
"Şöyle israfın önüne geçelim,
Böyle önlemler alalım,
Sabredelim,
Şükredelim hep" mesajları vermek.
Ve komiktir elbet,
İsrafın bu denli dibine vurup "İsrafı önleyelim" demek,
Elindekilerle yetinemeyip dünyaları haneye sokarken,
Sağa sola "Aza kanaat edelim" diyebilmek.
.....
Bir grup insan var ki,
Bugüne kadar önlerine ne geldiyse onu,
Onlara ne kadar sunulduysa o kadarını yediler,
İyi kötü yaşamayı bildiler zaten.
Her zaman da,
En azın azı ile yetinebilip,
Geçinebilip,
"Şükür" diyebildiler o insanlar.
Evet,
Bu durum kesinlikle çok güzel,
Çok anlamlı ve çok da kıymetli elbet.
Ona hiçbir lafım yok da,
Memleketin geldiği noktada,
Körü körüne bir şeyleri savunmak ve "Şükretmeyi bilmiyoruz" diye insanların yokluğuyla dalga geçer gibi bir duruş sergilemek de,
İnsanın büründüğü rolün hakkını verme çabasından öte değil bence.
.....
Tamam,
"ŞÜKÜR" hem dilimizdeki en tatlı söz,
Hem de içlerimizde taşıdığımız en değerli duygularımızdan olsun ve hayattaki bakış açımızın tacı olarak da hep aklımızda dursun.
Fakat beynimizi de çok değil bir miktar kullanabilip,
Bilincimizi birazcık açıp, 
Gözümüzü de hafifçe bi aralayarak bakabilelim lütfen artık şu memleketteki durumsal gerçeklere.
Herkes,
Sadece son zamanlarda kendi hayatında vuku bulmuş ekonomik ve sosyal değişimleri bile şöyle bir gözden geçirebilse,
Anlayabilmek için yeter de artar bile.
.....
Bi sormak lazım değil mi belki!..
"Ben en son,
Ne zaman hiç düşünmeden bir şey alabildim???" diye.
Bir sormak lazım,
"En son ne zaman kafamı yastığa rahat ve kaygısız koyabildim???" diye.
"Çoluğumuz çocuğumuzla bir kere olsun şöyle adam akıllı bir tatil yapabildik mi,
Bir kez olsun,
Ailece şöyle güzel bir manzaraya karşı, bir mekânda oturup da,
Gönlümüzce yedik, içtik mi,
Bir kez olsun,
Başka bir semt,
Başka bir şehir,
Bir başka ülke görebildim mi???" diye.
"Ailece bir sinemaya,
Bir tiyatroya,
Bir konsere gidebildik mi,
Ya da bırak aileceyi, 
Çocuklarım gidebildi mi!!!
Çocuklarım, herkesle aynı şartlarda eğitim-öğretim görebiliyor mu!
Çocuğumu ilgi ve yeteneğine göre kursa ya da kurslara gönderebiliyor muyum,
Ona, ihtiyaç duyduğu her türlü kaynağı sağlayabiliyor muyum,
Geleceğini garanti altına alabiliyor muyum!
Peki ya,
Kendi geleceğimi bugünlerden kurabiliyor muyum!
Emekliliğimi rahat rahat yaşayabilecek miyim!
Veya emekliysem de, 
Yaşayabiliyor muyum rahat rahat gönlümün istediğince!
Aldığım emekli maaşı yetiyor mu bol bol!
Beslenme, barınma, ısınma, sağlık vb. temel giderlerimden çokça arttırıp,
Yıllarca çok çalışarak hak ettiğim o  sosyal yaşam için de kaynak ayırabiliyor muyum!
Yılda en az bir kez olsun,
Yurtdışı veya yurtiçinde tam bir tatil yaparak emekliliğimin tadını çıkarabiliyor muyum!" diye bi sormak lazım sanki!!!
.....
Geçinmek,
Ordan burdan gelen birkaç paket makarnayla,
Çöpten topladıklarınla,
Pazar kalıntıları arasında kaybolarak bulduklarınla beslenmek değildir.
Geçinmek,
Onun bunun varlık içerisinde, "Bolluk" ile ifade edilen hayatlarını izleyip izleyip de ağız suyu akıtmak değildir.
Geçinmek,
Hayalsiz kalmak,
Umutsuz olmak,
Kaygıyla kuşatılmak,
Sıkıntılarla yoğrulmak,
Karamsarlığa saplanmak,
Borç bataklarında boğulmak da değildir.
Geçinmek,
Birileri bu dünyada cenneti yaşayabilsin diye cehennemi yaşamak zorunda kalmak hiç değildir.
.....
Evet,
Günü kurtararak geçiniyoruz belki bir şekilde de,
Eğer bunun adına geçinebilmek denilebilirse!
Bir biçimde yaşamaya devam edebiliyoruz ama konu nefes alabilmek mi,
Yaşam bundan ibaret mi sadece!
Borçla, harçla devam eden bir ömür,
Onca dert, sıkıntı, keder ve kaygı ile geçen günler,
Ha bir de,
Sürekli asgarisinin yatırılması suretiyle kullanılabilen,
Ana borcu, insanın anasını ağlatan noktaya kadar gelmiş kredi kartları mıdır geçinmek!!!
Yani,
"Hayatta kalabilmeye çalışmanın" adı mıdır geçinmek!!!
.....
Birileri,
Tüm sürüyü alıp yerken,
Millet olarak üç beş hane birleşip,
Danaya girer gibi bir kilo kıymaya girecek hale geldik resmen.
"Çocuklara birkaç yaş büyük kıyafet,
Birkaç numara büyük ayakkabı alalım da,
Bari birkaç yıl daha giysin"lerden sonra,
"Kendimize de bir iki beden büyük alalım da,
Nasip olur da daha yaşarsak,
Bir süre sonra kilo bile alsak giyeriz"e kadar evrildik,
Devrildik hakikaten.
Bu durum, 
Hangi kafa ile,
Neyin "GEÇİNME"sidir o halde acaba sizce!!!
Hâlâ kimin,
Nasıl geçinebilmesidir bu, Bilemedim ben gerçekten!!!
.....
"Biri yer biri bakar,
Kıyamet ondan kopar" noktasında insanlar artık.
Olan tam olarak da bu aslında bu aralar.
Yokluk değildir ki insanı,
İnsanları isyana götüren sebep.
İsyan,
Birilerinde var,
Birilerinde yoksa başlar arkadaş.
Ve insanlar, gerçek anlamda isyan etmekte de çok haklılar.
Sanırım anlaşılamayan şu bu noktada da;
Bu saçma sapan gidişata "DUR" diyebilmek için sesi yükselen insanların isyanı, 
Allah' a değil asla,
Bu gidişata sebep olanlara.
Bizler,
Bizlerden güzelliklerini hiçbir zaman esirgemeyen Allah' a şükrediyor,
Yaradanın bizlere sunduğu  güzellikleri elimizden alanlara isyan ediyoruz asıl.
Rızkımızı veren Allah' a şükredip,
Rızkımızı kesen,
Sahip olduklarımızı elimizden alan,
Bizim paralarımızla bizler üzerinden zengin olanlara,
Kazandıklarımızı bir bir kaybettirenlere isyan ediyoruz yalnızca.
Her geçen gün,
Bizi daha da "geçinemeyen insan" haline koyan insanların,
Hiçbir şey yokmuş gibi şaşalı hayatlarına devam etmelerine,
Devam ederken de,
Gözümüzün içine parlak parlak baka baka,
Bile bile yalanlar söylemelerine isyan ediyoruz.
.....

'Gün gelip, tüm milletçe refah içerisinde olabilmek, gerçek anlamda geçinebilmek dileğiyle...'

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Özge Günal Akgül - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.

01

Sabahattin Çolakoğlu - Tok ne anlar acin halinden..

Bir de kalkıp demezler mi ki

Biz damdan düştük damdan dusenin halinden biz anlarız diye

En son ne zaman alışveriş yaptılar acaba yada

Akartakit istasyonuna gidipte kendi paraları ile akaryakıt aldilar

Ödediler.

Başarılar teşekkürler saygılar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 02 Temmuz 21:35
02

Özge Günal Akgül - @Sabahattin Çolakoğlu 01 nolu yoruma cevabı: Ben teşekkür ederim katkılarınızdan ötürü.

Sevgi ve Ssygılar...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Temmuz 15:03


Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?