BEŞ ALTINA BİR ELMA / ÇILDIRMA NOKTASI  

 HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

Son zamanlarda ekonomiyle yatıyor, ekonomiyle kalkıyoruz. Nasıl yatıp kalkmayalım ki?                                                        Hayat pahalılığı almış gitmiş durumda. Artık fiyatlar senede bir, ya da ayda, hatta haftada bir değil günbegün değişiyor. Bu aşamaya gelene dek yapılanlar konusunda iktidar gözüyle olsun, muhalefet gözüyle olsun söylenenleri her iki taraftan da her gün haber ve açık oturumlarda izlemiş ve ya dinlemişsinizdir. O tarafa pek girecek değilim.

 

Şurası bir gerçektir, bıçağın ucunu kemiğinde hissetmeyen kalmadı. Kiralar ayrı dert, beslenme ayrı, faturalar ayrı.. maaşlar hiçbir deliği kapatamadığı gibi, artık kredi kartları bile bu hesaplara yetişemez oldu. Kredi kartlarında kullanım sınırları birçok kişice aşılmış ya da aşılmak üzeredir. Tekrar yapılandırmalarla borçlar ötelenecek bir süre, insanlar rahat nefes aldım diye kendini kandıracak.

 

Halkın bu enflasyonla baş etmesi mümkün değil. Bir çözüm üretilmek zorunluluğu gün gibi açık. Ücretleri, maaşları arttırmak yeterli değil. Arttırıldığı anda bunlar kendiliğinden tüm fiyatları tırmandırır. Şart olan ekonomiye çok sık karışıp el atmamaktır. Ya suyu akışına bırakırsınız, ya da suyun bir kereliğine mahsus yatağını değiştirirsiniz. Katma değer üretmeyen inşaatçı anlayış bizi bu duruma getirdi. Tarımda ve sanayide yatırımlar olmadan her girişim boşa çıkar. Her şeye rağmen kısa vadeli çözümler de gerekli. Ücret ve maaşların enflasyon kayıpları giderilmeli. Tüm olumsuzluklara rağmen halktan çok şükür ki olumsuz hiçbir tepki görmüyorsunuz. Yakınmalar, yüksek tonda konuşmalar gayet doğal! İşin gerçeğine bakarsanız halk iyice bunalmış durumda. Halk gene de günlük, sıradan hayatın içinde kalmaya devam ediyor. Bu yerelden genele hiçbir yöneticiyi aşağıdaki hikâyede anlatıldığı gibi kandırmasın.

 

Sahibini bulamadığım, bu yüzden bilemediğim hikâyemiz şöyle:

 

Kralın biri taht odasında otururken, pencereden sesler gelmiş;

- “Güzel elmalarım vaaaaaar!”

Bakmış, yaşlı birisi, at arabasında elma satıyor. Etrafında müşteriler. Kralın canı çekmiş ve baş vezirini çağırmış;

- “Al sana beş altın, koş bana elma al.”

Baş vezir, vezirlerden birisini çağırmış;

- “Al sana dört altın, koş elma al.”

Vezir saray görevlilerinden birisini çağırmış;

- “Al sana üç altın, koş elma al.”

Saray görevlisi muhafız komutanını çağırmış;

- “Al sana iki altın, koş elma al.”

Komutan nöbetçiyi çağırmış;

- “Al sana bir altın, koş elma al.”

Nöbetçi çıkmış yaşlı ihtiyarı yakasından tutmuş ve

- “Hey sen, ne bağırıyorsun? Burası han mı, yoksa saray mı? Defol buradan. Arabana da elmalara da el koyuyorum.

Nöbetçi, muhafız komutanına dönmüş;

- “İşte şef, iyi dalavere çevirdim. Bir altına yarım araba elma.”

Komutan saray görevlisine dönmüş;

- “İşte, iki altına bir çuval elma.”

Saray görevlisi vezire dönmüş;

- “İşte, üç altına bir torba elma.”

Vezir, baş vezire dönmüş;

- “İşte, dört altına yarım torba elma.”

Baş vezir kralın huzuruna çıkmış;

- “İşte kralım, emrettiğiniz gibi. Buyurun, beş elma.”

Kral oturmuş taht odasında ve düşünmüş; “Beş elma-beş altın. Bir elma-bir altın ve halk elmalara hücum ediyor. Demek ki vatandaşın durumu çok iyi… O halde vergileri hemen artırmak lazım.”

 

Hikâye burada bitiyor ama aynı hikâyenin devamıymış bir gibi başka, ama çok bilindiğini sandığım hikâyeyle sözü bağlayalım.

 

Kral vergileri arttırdıktan sonra Baş Vezirine “Gidin bakın halkım ne yapıyor?” diyerek emretmiş. Baş Vezir gidip halkın durumuna bakmış ve krala “Halk kızgın ve çok öfkeli” deyince kral vergileri bir kere daha arttırmış. Baş Vezirine gene “Gidin bakın halkım ne yapıyor?” demiş. Kısa bir süre sonra Baş Vezirden “Halk boğalar gibi burnundan soluyor adeta” cevabına karşılık vergileri her zamankinden daha fazla arttırmış. Baş Vezirine gene aynı şekilde emretmiş; “Gidin bakın halkım ne yapıyor?” Baş Vezir gitmiş ve kısa sürede geri dönmüş. “Halk işi gücü bırakmış, ziller takmış oynuyor” deyince, “yeter artık zam yapmayın, halk zil takıp oynarsa çıldırma noktasına gelmiş demektir” demiş.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Göle - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?