SONSUZLUK VE BİR GÜN

Bu hafta sizlere dün akşam izlediğim ve hemen yazmak istediğim bir filmden bahsedeceğim. Filmin adı Sonsuzluk ve Bir Gün. Filmi izlemek için uzun süre önce plan yapmıştım ama bir türlü fırsat bulamamıştım. İzlemek dün akşama kısmetmiş, filmi izlediğin andan itibaren etkisinden bir türlü çıkamıyorum.

2016 İran yapımı film 115 dakika. Filmin yönetmeni genç bir isim olan  Saeed Roustayi. Film oyuncular açısından çok iyi bir kadroya sahip. Başrollerde Peyman Moaadi, Navid Mohammadzadeh ve Parinaz İzadyar yer alıyor.  

Coğrafya kaderdir ama sınıf coğrafyaları da aşan bir kader. Bir taraftan bizim memleketin hikâyesi, diğer taraftan shameless türevi. Hepsi aynı tabakta sırıtmadan duruyor, güçlü bir toplumsal eleştiri ortaya koyuyor. Planlar çoğunlukla tiyatro sahneleri gibi tasarlanmış, kamera aynı mekânda sabitken, oyuncular sahneye girip çıkıyor. Seyirci olarak hikâyenin en gün görmemiş yerlerine giriyoruz. Bu nedenle seyirci filme daha çok hâkim oluyor ve hikâyeyi yaşıyor.

Gelelim filmin konusuna İran'ın yoksul bir ailesinde, ailenin en genç kız üyesi Sümeyye’nin evlenmeye karar vermesi akabinde ve bu karar bağlamında gelişen süreçte, o ailenin her bir ferdinin takındığı tavırları, kendince yaptıkları hesapları ve genel olarak birbirleri arasındaki ilişkileri irdeleyen ve kendinize de ben olsam ne yapardım dedirtecek. Çaresizlik, yoksulluk ve ikilemler arasında kalmanın hikâyesini anlatan nefis bir film.

Filmde dikkatimi çeken bir konuda evde o kadar kavgalar oluyor. Uyuşturucu satışı yapılıyor ama sadece düşündükleri komşuların duymaması bu görüntü bana çok tanıdık geldi. Evet, bizde bunu yaşıyoruz dedim. Ailede her şey olabilir ama dışardan kimse duymasın.  Aslında filmde her aileden duyulan feryatlar var.

Filmin bir özelliği de film, Ortadoğu’da yoksul bir aile trajedisini kadın karakter üzerinden aktarıyor; diğer kardeşlerin hikâyelerinden çok kadın olarak Sümeyye’nin çaresizliğine, arada kalmışlığına, üzülüyorsunuz.

Filmde unutamadığım diyaloglardan bir tanesi de -bu kapıya bir delik açıp, sefil hayatınızı gözleyeceğim- sözü, efsanevi bir söz. Bu sözü ancak Goethe edebilirdi, tiradın tam ortasında acaba bizim sefil hayatımızı da izleyen birileri var mı? Diye soruyorsunuz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nazile Akarsu - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?