RAMAZAN AYI EDEP AYI 2

Kur’an-ı Kerimin indiği, orucun farz olduğu ramazan ayının ikinci haftasına ermek üzereyiz neredeyse. İdrak ettiğimiz bu kutsal ayda kendimizi sorguya çekiyor muyuz? Çekmiyorsak akıntıya kürek çekiyoruz demektir. Kendini sorguya çekenler varsa ne mutlu onlara. Ne mutlu çünkü çok şeyin farkında olan bilinçli insanlardırlar demek ki. Aşırı Bireyselleşen ve bu bireyselleşmeyle herkesin kendini kral sandığı bu zamanda insanlık insanlığını kaybetmek üzeredir. Ramazan bunu önleyebilecek aydır. Geçmiş yazılarımdan birinde bu nedenle ramazanın “Edep” ayı olduğunu söylemiştim. O yazıda “Edep”in varlık sınırlarımızı bilmek olduğunu yazmıştım. Bugün varlık sınırlarımızı kaybettiğimiz için tüm gezegenimizle neredeyse savaş halindeyiz. Bizden başka canlı yokmuş gibi davranıyoruz. Kendi türümüze çektirdiğimiz eziyet diğer canlılara da yansıyor. En basitiyle tarlada biriken kuru otları yakarken onlarla birlikte börtü böcekte yanıyor. Savaşlarda hava saldırılarıyla karşı taraf güçsüz duruma düşürülüp teslim olması sağlanmaya çalışılırken hedef alınan yerlerle birlikte insanların hayatı da söz konusu. Bu sebeple savaşa maruz kalan toplumlarda büyük trajediler yaşanır. Tıpkı tarlada ot yakmak gibi basit görülür bu trajediler. Ama giden insan canıyla birlikte sadece insanlar değil, börtü böcekle bitkilerde ölüyor. İşte “Edep”sizliğimizin boyutları.. dahası var. Seneler önce Prof. Dr. Erkan Topuz’un kaleme aldığı ve sakladığım bir yazıyı geçen gün tekrar okudum. Daha çok kazanmak için yaptığımız “Edep”sizliğimizi anlatıyordu. Benzer yazıları başka açılardan söz ederek sizlere sundum. Bu yazıyı da ramazan ve edep başlığı altında sunmanın zararı olmaz sanırım. Bugün yaşanan gıda fiyatları da dikkate alındığında yazının bundan söz etmemesi eski bir yazı oluşundandır.

İşte o yazı

*

Geçen gün bir marketin balık reyonunda gördüm. Bilenler bilir, havyar (siyah) kutusu tipiktir.

Baktım, Rusça ve Kiril harflerinin taklidi İngilizce ‘chaviar’ yazıyor kapakta. Bir de mersin balığı resmi. Altında da, “original product of Russia” yazmışlar. Karadeniz’de mersin balıklarını bitirdik şükürler olsun. Ruslar, Azeriler ve İranlılar uyanıklık yaptılar, Hazar Denizi’nde balığı yakalayıp ameliyatla yumurtasını alıp, balığı geri bıraktılar. Biz Türk usulü çalıştık, balığı da, yumurtayı da yedik. (Hatta yumurtlama erginliğine gelmemiş balıkları da yedik).

Kavanozdan gördüğüm kadarıyla siyah inci taneleri parlıyor, tıpkı havyar. Satıcıya sordum, “bu mersin balığı havyarı mı?”, “evet abi” dedi. “Neden ucuz?”, “Rusya’dan geliyor abi, Hazar havyarı”.

Kavanozun altındaki etiketi de okumalı. Derin bilgiler var orada.

İçindekiler: Okyanus balık bulyonu (uskumru), Tuz, Zeytinyağı, Pektin E211, Sodyum ben-zoat. E202, Potasyum Sorbat, Doğal renk E153.

Muhteşem, değil mi?

Sen uskumruyu al, parçala, minik toplar yap, siyaha boya, koruyucu kimyasallarla harmanla ve el aleme “doğala özdeş havyar” diye kakala. Ama satan adamın haberi yok.

Baktım markette zencefilli gazoz da var, ithal etmiş büyüklerimiz, sağ olsunlar. İçinde zencefil var mı? Yok. Aroması da, rengi de yapay. Ama kendisi doğala özdeş.

Bizim bir çiçekçi var, serada karanfil ve gül yetiştiriyor. Satmadan önce üstlerine koku sıkıyor.

Doğala özdeş gül! Zavallı bülbül!

Kayseri’nin en ünlü mantıcısına götürdüler, Kaşıkla diye bir yer. ‘Yer’ demek doğru değil, entegre tesis mübarek. Bir kapıdan 80 kilo giren, diğer kapıdan 100 kilo çıkıyor.

“En iyi Kayseri mantısı burada” yazıyor kapısında. Aldım iki kutu, eve getirdim koydum dondurucuya. Bir ay sonra yemeğe kalktık, baktık mantı acılaşmış. Niye ki? Et mi bozuldu?

Etin bozulması mümkün değil, çünkü et yerine soya kıyması kullanıyorlar, içinde et olan mantı neredeyse kalmadı. Acılık içindeki azot gazından geliyor. Raf ömrü uzasın diye paketlenme aşamasında azotu basmışlar mantıya.

Doğala özdeş!

Bir bilgi daha: O, mantının raf ömrü uzasın diye içine konan azot gazı zamanla gıda zehirlemesine yol açıyor. Bunların hepsi doğayla özdeş gazlar. Onlara “gıda gazı” diyorlar. Azot gazı da, oksijen de istenmeyen durumlarda inert atmosfer oluşturarak gıdaların kısa sürede bozulmasını önlüyor. Mesela, taze etlere de oksijen gazı veriyorlar ki, hep taze, kıpkırmızı görünsün raflarda. Yasal bunlar, girin internete “gıda gazı” diye yazın, görün neler yediğinizi.

Markete üzüm gelmiş. Kırmızı, iri, dipdiri şeyler. Erik gibiler maşallah! Nereden geliyor bun-lar? Şili’den. Şili mi? Evet! Kaç gündür buradalar? 3-5 gün oldu.

Düşünün, Şili’nin bir köyünde topluyorlar bunları. Uzun yolculuklar sonunda bizim kasabaya kadar geliyor. Bir süre bizim manavda bekliyor. Alıyorsun eve getiriyorsun, evde de3-5 gün daha, bana mısın demiyor. Hala kütür kütür.

DEVAM EDECEK

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aydın Göle - Mesaj Gönder



Yorum yazarak Haberlisin Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Haberlisin hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Haberlisin editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Haberlisin değil haberi geçen ajanstır.



Anket Sizce Türkiye'deki en büyük sorun ne?