banner2

banner1

17.12.2019, 09:57

Lütfen çocuklarınızı dövmeyiniz!..

Eğitim-öğretimde veliyi sürece dahil etmenin, onu okulda yaşananlardan haberdar etmenin önemi herkes tarafından yadsınamaz bir gerçek.  Okulda öğrencilere olumlu bir davranışı aktarmaya çalışırken velilerinin bunlardan haberinin olmaması okuldaki işi yarıda bırakmış oluyor, yapılan çalışmalardan yeterli verim alınamıyor.

Veli toplantıları da haliyle öğretmenler için altın değerinde, hele velilere ulaşmakta zorluk yaşıyorlarsa. Geçen yıl ilk veli toplantısında çok heyecanlanmıştım. Öğrencilerle konuşmaya alışmıştık, peki ya velilerle? Bu yüzden önemli konuları üstten geçmek dışında herhangi bir şey söyleyememiştim.

Bu seferki veli toplantısında güncel konulardan daha mühim bir meselemiz vardı: Şiddet. Dayak, veliler ve öğrenciler arasında bir kültür olarak yerleşmiş durumda. Öyle ki herhangi bir sorun hemen iki tokatla çözülmeye çalışılıyor. Çocuk o anlık susuyor, ama öfkesi daha da artıyor.

Toplantıda velileri “Lütfen çocuklarınızı dövmeyin,” diye uyarmak zorunda kalmam, önde oturan iki velinin “Kimmiş o sorunları çıkaran hocam, söyleyin dövelim,” demesi sonucunda gerçekleşti. Çocuğun o an susuyor oluşu sorunun çözüldüğü izlenimini veriyor ve her sorunun cevabı da şiddet oluyor. Ama hayır. Her seferinde daha fazla uyarana ihtiyaç duymak doğamızda var. Bir kere dövülmeye alışan kişi dayaktan daha az bir uyarıcıya tepkisiz kalacaktır. Sınıflarda öğretmenlerin sözlü uyarıları, sözlü notlarını düşürmeleri gibi davranışlar öğrencinin üzerinde etkisiz kalacaktır. Sonunda da “Bu çocuk ancak dayaktan anlıyor,” gibi yanlış bir düşünce kalıbı yerleşecektir.

Ortama ceza olarak dayağı koymak, çocukta ciddi davranış problemlerine davetiye çıkarır. İçinde biriken öfkeyi daha güçsüz arkadaşlarından çıkarmaya, sokaktaki hayvanları tekmelemeye, etrafındaki eşyalara zarar vermeye başlar. Bunların hepsi aslında dikkatle gözlememiz gereken belirtilerdir. Bu belirtiler evden de kaynaklı olabilir, okul ortamından da. Ancak dayağın sıradanlaştığı bir ev ortamında okulda düzen sağlamak pek de kolay olmayacaktır. Velinin de sürece dahil edilip “Lütfen el ele verip bu sorunu ortadan kaldırmaya çalışalım,” mesajı verilmelidir. Davranış problemleri karşısında okulun çocuğun arkasında olduğunu göstermesi velinin dahil olmasını kolaylaştırabilir.

İstenmeyen davranışlar karşısında ceza vermek yerine istenen davranış hakkında model olunması daha etkili olacaktır. Öğretmenin bir çocuğa “Arkadaşına küfretme,” derken diğer çocuğa yanlış davranışları yüzünden ağır, aşağılayıcı cümleler kullanması sözleri etkisiz kılacaktır. Bu tıpkı sigara içtiği bilinen bir öğretmenin tütün bağımlılığı semineri vermesi gibidir. Çünkü bu noktada esas olan davranıştır.  Öğretmenler, olumlu örnek olabilmek adına kendi öğrencilik dönemlerinden anılarını anlatabilirler. Başarısızlık konusunda üzüntü yaşayanlar varsa kendilerinin kötü not aldıkları zamanların da olduğunu söyleyebilirler. Ya da başka bir yol olarak, başka bir öğrencinin örnek davranışını sınıfta takdir edebilir, ona dikkat çekebilir. Bu noktada davranış problemleri gösteren öğrencinin iyi davranışının da sınıfta dile getirilmesi öğrenciyi kazanma konusunda yardımcı olabilir.

Bunlar sadece okul içerisinde değil, evde de uygulanabilecek yöntemlerdir. Bir sınıfı yönetmektense üç kardeşi yönetmek daha kolaydır. Ebeveynler uygun bir dille davranışların sebebini sorabilirler. Çocuk anlatmıyorsa, konuşmaya açık değilse ya da ebeveynler dinleyemeyecek kadar öfkeliyse sorunu çözme işi gerginlik azaldıktan sonraya bırakılmalıdır. Çünkü bir sorun karşısında hemen herkes konuşacak durumda hissedemeyebilir.

Ama lütfen, öğretmen ya da veli fark etmez, dayağın bir çıkış yolu olabileceği fikrine kapılmayın. Dayağın tek etkisi meseleyi daha da büyütmek olacaktır.

Yorumlar (0)