BAHÇELİ'NİN 'TERÖRSÜZ TÜRKİYE' ÇIKIŞI
MHP Sakarya Milletvekili Levent Bülbül, Haberlisin Genel Yayın Yönetmeni Güven Hasbaş’ın sunduğu Ters Açı programına konuk oldu. Gündeme ilişkin Hasbaş'ın sorularını yanıtlayan Bülbül, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Terörsüz Türkiye” çağrısına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Bülbül, “Genel Başkanımızın çıkışını şöyle okumalıyız; ‘Kitabın ortasından konuşacağım’ dedi. ‘Bu terör artık daha fazla varlığını devam ettiremez. Terör örgütü kendini feshetmelidir ve silah bırakmalıdır’ dedi. Aslında bunu böyle söylememizde fayda var. Bunu yapacak olanın da, eğer kendisini bu örgütün başı olarak ifade ediyorsa, İmralı’daki örgüt elebaşı Abdullah Öcalan olduğunu işaret etti” diye konuştu.
Bahçeli’nin bu çıkışının hem ulusal hem uluslararası düzeyde yankı bulduğunu vurgulayan Bülbül, “Hem Türkiye içinde hem de Türkiye'nin dışında ‘Terörsüz Ülke, Terörsüz Bölge’ diyoruz. Bu noktada bunun artık kaçınılmaz bir ihtiyaç olduğunu Genel Başkanımız ifade etti. Tabii bu çıkış Türkiye'de sansasyonel oldu, herkesi şaşırttı. Bizler de ilk duyduğumuzda grup toplantısındaydık, ‘Neler oluyor?’ dedik ama hepsinin milli bir dayanağı, bir hedefi olduğunu biliyoruz. Eğer Genel Başkanımızdan dinliyorsak bunun böyle bir dayanağı olduğunu bilmemiz gerekiyor. Genel Başkanımız bu manada tarihi bir çıkışta bulundu” dedi.

"PAZARLIK YOK, DEVLETİN BELİRLEDİĞİ ŞARTLAR VAR"
Sürecin herhangi bir pazarlığa dayanmadığının altını çizen Bülbül, “Milliyetçi Hareket Partisi de Cumhur İttifakı da bu süreci herhangi bir pazarlık, herhangi bir ‘al-ver’ diyaloğu içerisinde yürütmüyor. Bunun altını özellikle çizeyim. ‘Terör örgütü silah bıraksın, kendini feshetsin, bunun karşılığında da biz size şunu yapalım’ şeklinde bir şeyin olmadığını biz defalarca dile getirdik. Bugüne kadar da verdiğimiz en ufak bir taviz yok. Bunun altını çiziyorum. En ufak bir taviz olmadan bugünlere gelinmiştir” diye konuştu.
Türkiye’nin terörle mücadelede en güçlü dönemini yaşadığını belirten Bülbül, “Biz terörle mücadele ettiğimiz ve bunu en iyi başardığımız, en güçlü olduğumuz dönemde bu işe giriştik. Biz bir acziyetin içerisinde değildik ki... Çok fazla terör saldırısı altında kalıp da çaresizlikten ‘Diyaloğa girelim’ diyen bir durumda değildik. Aksine terörün beli büküldü, terör Türkiye'de sıfır noktasına geldi. Sınırın ötesinde Pençe-Kilit operasyonlarıyla Irak'ta, Suriye'de; MİT ve TSK'nın yapmış olduğu özel operasyonlarla, kırmızı bültenle arananların bizzat mikrocerrahi operasyonlarla yok edildiği, Türkiye'nin güneyinde kurulmaya çalışılan terör koridorunun yok edildiği bir safhada biz bu işi yapıyoruz. Yani güçlü ve kudretli olduğumuz bir durumda, şartlarını Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin belirlediği bir şekilde bunu yapıyoruz” dedi.

"UMUT HAKKI SERBEST BIRAKMA DEĞİL, FARKLI BİR İNFAZ YOLU"
Programda Abdullah Öcalan’ın serbest kalacağı yönündeki iddialara da yanıt veren Bülbül, şöyle konuştu:
“Abdullah Öcalan’ın serbest kalması diye bir durum söz konusu değil. Fakat Umut Hakkı dediğimizin bir serbest bırakma düzenlemesi olmayacağını bilmek gerekiyor. Bu bir infaz metodu, farklı infaz yollarının değerlendirilebilmesi, bir ihtimalin olabilmesi olarak görmek gerekiyor. Böyle bir şey söz konusu değil. Dağda olup suç işlemiş olanlar cezalarını Türk adaleti önünde hesap verecekler.”
Cezaevinde bulunan terör suçlularına ilişkin sürecin devletin kontrolünde yürütüldüğünü dile getiren Bülbül, “Şu an bununla alakalı henüz netleşmiş bir çalışma yok. Ama bu şartların gerçekleştiği bir zeminde, bununla ilgili silah bırakma süreçlerinin devam ettiği ifade ediliyor. Devlet tarafından bunlar da takip ediliyor. Suriye'deki gelişmeler kuşkusuz burada çok önemli olacak. Buradaki gelişmeler de mutlaka değerlendirilecek. Bundan sonra devletimiz de bununla alakalı olarak birtakım yolları göz önüne alacaktır” diye konuştu.
KOMİSYON ÇALIŞMALARI
Meclis’te kurulan Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu'nun çalışmalarına da değinen Bülbül, "Bizler de mecliste zaten bu meseleyi müzakere ediyoruz. Bütün partiler, İYİ Parti hariç olmak üzere, bütün partilerin katılımıyla bir ‘Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu’ çerçevesinde bunları değerlendiriyoruz. Bununla ilgili görüşlerimizi Milliyetçi Hareket Partisi olarak bir raporla ifade ettik. Burada, bu şartlar altında olabilecek olanların altını çizmeye çalıştık. Örneğin hiç suç işlememişse, terör örgütüne bağlı dağda veya bir yerde, bununla alakalı devletimizin uygulayacağı metotlar olabilir. Denetimli serbestlikle ilgili birtakım çalışmalar yapılabilir" dedi.
Bülbül, komisyonun çalışmalarının ilerleyen dönemde yasal düzenlemelere zemin oluşturabileceğini belirterek, "Meclis belki birtakım yasal düzenlemeler için çalışma yapabilir bu komisyon sonrasında. İnfazla alakalı birtakım düzenlemeler olabilir. Bunlar süreci selamete kavuşturur inşallah. Ama dediğim gibi terör örgütünün feshinin kesin bir şekilde bilinmesi ve silahları bırakması tamamıyla birinci şart bu" ifadelerini kullandı.

"TÜRKİYE’NİN RESMİ DİLİ TÜRKÇEDİR, TAVİZ YOK"
Ana dilde eğitim ve ulus devlet tartışmalarına da değinen Bülbül, MHP’nin çizgisinin net olduğunu vurgulayarak şu ifadelere yer verdi:
“Anayasa'nın ilk dört maddesi, 66. maddesindeki Türk Milleti kavramı, 42. maddesinde yer alan ‘Türkiye'nin resmi dili Türkçedir’ meselesi ve eğitim dili ile alakalı olarak da ana dilde eğitimin önünde biz düşman değiliz. Ana dilde eğitim imkanlarını verecek düzenlemeler zaten mevcut Türkiye'de. Bunların daha etkin hale getirilmesi konuşulabilir ama resmi dilimiz olan Türkçede, Türkçe temel alınarak yapılan eğitimin başka bir alternatifi olamaz. Bunu net bir şekilde ifade ediyoruz. Teröristbaşı Abdullah Öcalan'ın açıklamasına da atıfta bulunan Bülbül, “Orada ne diyor? ‘Bizler örgüt olarak, PKK artık varlığının bir anlamı kalmamıştır’ diyor. ‘Ulus devlet, federatif sistem, özerklik... Bunlar, böyle bir talebimiz kalmamıştır, yoktur. Bunlardan vazgeçilmiştir.’ Anlatmak istedikleri şey demokratik entegrasyon. Bizim söylediğimiz şeyler bunlar” dedi.
Bülbül, sürecin Türkiye’nin birliğini güçlendireceğini belirterek, “Birileri sanki biz buralardan taviz verecekmişiz gibi bir değerlendirme içerisine giriyorlar. Çok büyük bir yanılgı ve çok büyük bir çarpıtma içerisindeler, bunu kabul etmiyoruz. Bu süreç, Türkiye’nin birliğini, dirliğini güçlendirecek bir süreçtir” diye konuştu.





