banner2

banner1

10.04.2020, 00:21

Koronalı Günler

Yaşamlarımız artık ikiye ayrıldı.

Koronadan önce ve koronadan sonra.

Milat gibi… Çağ açıp çağ kapatmak gibi.

Herkes bir konuda hem fikir sanıyorum. Korona  yeni dünya sistemini de beraberinde getirdi.

Sancıları uzun süre hayatımızı derinden etkileyecek. Birçok insan hem korona ile hem de hayatlarının üretimden daha önemli olmadığı düşüncesiyle mücadele ediyor.  Herkes endişeli ama istisnasız herkes. Kimi ekonomi nereye gidecek diyor, kimi çalışmak zorunda olup sokağa çıktığı için döndüğünde ailesini kendinden korumaya çalışıyor.

Sağlık sektörü, doktorlar ve tüm sağlık çalışanları daha fazla insan aramızdan bu bela yüzünden ayrılmasın diye canla başla çalışıyor. Her türlü riski göze alıp hem de.

Egolarımızı tatmin etmediler diye hakaretler yağdırdığımız o doktorlar. Kaldırım taşıyla kafalarına acımasızca vurduğumuz o doktorlar. Google’dan iki makale okuyup karşılarında ahkam kestiğimiz o doktorlar.

Senin, benim, bizim için. Hem psikolojik hem de fiziksel her türlü zorluğa meydan okuyarak, ordalar. Evlerimizde ayaklarımızı uzatıp televizyon seyrederken, “sıkılıyorum” derken, ordalar.

İyi ki varlar.

Evet, bazılarımız evlerimizde ayaklarımızı uzatıp televizyon seyrederken emekçi de işinin başında.

Çünkü çalışmak zorunda. Bunu asla unutmayalım, olur mu?

Maskesini takıp çalışarak, işten eve gelince ellerini sabunla yıkadığında oluyor mu peki?

Evet, biliyorum bunlar çok konuşuldu. Ben başka bir şey anlatmak istiyorum birazda.

Nasıl el yıkayacağımızı öğrendiğimize göre,

artık bundan sonra nasıl davranmamız gerektiği sürecine geçebiliriz sanıyorum.

Bugüne kadar nasıl yaşadıysak, bugünden sonra artık öyle yaşayamayacağız belli ki.

Bir kere bugünler geçtikten sonra psikolojimizin artık eskisi gibi olmayacağını görmek için kahin olmaya gerek yok. Bir çok insanın üzerinde bu günleri yaşamanın verdiği stresin yanında, uzun bir süre hijyen ve temizlik baskısı üzerimizde kalacak. Dezenfekte süreci bir alışkanlık olarak kalacaktır hayatımızda. Neyse ki…

Birçok insan kendini karantinaya aldı. Evlerinden dışarı çıkmıyor.

Dışarısının kıymetini anlayabildik mi peki?

Yoğun ve yorgun geçen mesailerin, günlerin ardından sevdiklerimizle gittiğimiz o en keyifli ortamların, hayatımızın en güzel zamanları olduğunu anladık di mi?

Kendimize vakit ayırmanın ne kadar değerli olduğunu anlayabildik di mi?

Daha hırsının kazandıracağı hiçbir şey yokmuş, sahip olduklarımıza dönüp bir bakabiliyor muyuz?

Artık ben değil de biz olabiliyor muyuz?

Sevdiklerimize farkında olmadan zarar verebiliyormuşuz. Görebildik mi?  Bunu sadece koronayla sınırlamayalım. Farkında olmadan, gözle göremediğimiz, dokunamadığımız şekillerde çevremize zarar verebiliriz. Dikkat! Evet. Her şeyden önemli olan şey, dikkat.

Böyle büyük büyük konuşuyorum ama sanmayın ben bu bahsettiklerimin hepsini çok iyi yapabiliyorum.

Sevgili Güven Hasbaş haklı. Koronalı günler en çok beni etkiledi. Özgürlüğüm kısıtlandı ama ufkum açıldı. Nerede yanlış yaptığımı, nerede eksik kaldığımı görebilmeme sebep oldu.

Bu iyi bir şey. Belki de bir dönüm noktası. Bundan sonrası için.

Özgürlüğümün kıymetini, aslında bu süreçten önce ne kadar özgür olduğumu fark ettiğimde anladım.

Yeryüzü üzerindeki en küçük molekülden en büyük yapı taşına kadar, sevdiklerimden, değer verdiklerimden, boş yere ziyan ettiğim günlere kadar. Kaçışı yok artık bu hayatın elimden.

Yaşayacağım, lütfen bundan sonra yaşayın.

Egolardan, hırslardan, hararetli dedikodulardan geriye sadece elimizde ki televizyon kumandası kaldı. Bir de sürekli koronayı konuştuğumuz telefon konuşmaları.

Yapacak hiçbir şey bulamayan evlerden, kitap sayfası sesleri daha çok yükselir umarım, can sıkıntısından birbirimizle muhabbet etmeyi hatırlar, belki eski çok eski alışkanlıklarımızı geri kazanır, nostalji yaparız.

İsim – Şehir oynamak çok keyifli, tavsiye ederim.

Evet.

Koronalı günler beni çok etkiledi.

Ama umarım hepimizi düşüncesel anlamda da çok etkilemiştir.

Şöyle bir etrafa bakıp, rutin dediğimiz şeyler aslında ne kadar kıymetli şeylermiş.

Hadi biraz bunları görelim.

Neler yapmadık bugüne kadar, hadi bundan sonra telafi edelim.

Şimdilik Evde Kal Sakarya.

Ve dön bir bak aynaya…

(Haberlisin, 4 yaşında. Güzel haberler alabileceğimiz çok uzun yılları olsun.

 Çok güzel insanlar ve mükemmel bir ekip var içeride. İyi ki varsınız. Sağlıklı kalın.

 Umarım hiçbirinizin ayağına taş değmez. Yolumuz her daim açık olsun.)

Yorumlar (0)