banner2

banner1

07.05.2017, 17:56

Klişeler Güzeldir

Bir varmış,  bir yokmuş; zamanın birinde her yaptığının, söylediğinin diğerlerinden farklı olmasını isteyen bir grup insan varmış.

Ve sonsuza kadar mutsuz yaşamışlar…

Kısaca böyle işte. Günün akışı içerisinde özgün olabilmek için o kadar çaba sarf ediyoruz ki sıradanlığın verdiği rahatlıktan gittikçe uzaklaştık. “Diğer” lerinden farklı olabilmek adına aslında savunmadığımız fikirleri tartışıyor, istemediğimiz yerlere gidiyor, sevmediğimiz insanlarla haşır neşir oluyoruz.

Hepimiz diğerinden farklıyız, ama farklı olmak zorunda değiliz. Bir arada yaşadığımız için aynı cümlelerle hayatımızı sürdüremez miyiz? Neden bir cümleyi tek kullanımlıkmış gibi düşünüyoruz?

Ben farklılığın olması gerektiğini savunuyorum, ama farklı olma hissinin üzerimizde oluşturduğu baskıdan rahatsızım. Harika tablolar yapan biriysem pencereden dışarı bakıp “Hava da bir şöyle bir böyle, herkes hasta oluyor,” diyebilmeliyim. Muhteşem besteler yapıp dünya çapında ünlü olduysam özel sektörde çok çalıştırdıkları hakkında yakınabilmeliyim. Edebiyat alanında çığır açan eserler verdiysem “Teknoloji de iletişimi öldürüyor ya, hele de yeni nesil gençler…!” diyebilmeliyim. Neden demeyeyim ki?

Beni böyle düşünmeye iten şey geçenlerde bir internet sitesinde gördüğüm, herkesin hayatında en az bir kez kurduğu en klişe cümleleri alaya alan bir yazı aslında. Doğru ama gereksiz bir yazıydı. Aynı cümleleri kurmamız tekdüze insanlar oluşumuzdan değil, ortak bir fikre sahip oluşumuzdan. Herkesin ayrı bir ağızdan konuştuğu, hangi fikre dikkat edeceğimize karar veremediğimiz, ülkemizin karmaşayla sarmalandığı bir dönemden geçiyoruz. Ortak bir fikre ihtiyacımız var. Güvende hissetmeye, aslında diğerlerinin de aynı düşündüğünü bilmeye ihtiyacımız var.

Belki aynı cümlelere sahip oluşumuz çok da dikkate değer bir olay değildir. Belki de yazmaya bile değmez diye düşünebilirsiniz. Herkesin çok önemli, hayati değer arz eden (!) konulardan bahsetmesi gerek çünkü. Şöyle çayımızı kahvemizi alıp İstanbul’un yaşanacak değil gezilecek şehir olduğu hakkında konuşamıyoruz, yoksa maazallah sıradanlaşırız! Olur mu öyle şey? Kültürlü insanlara yakışır mı? Resmen ayıp ediyoruz.

Sıradanlık da iyidir. Yaşadığımız onca acı arasında en dayanılmaz olanı “yalnızlık” tır. Ailemizden herkesi kaybetsek bile asıl acımız yanımızda tek bir kişi bile kalmadığını bilmekle başlar. Başkalarının da aynı acıları yaşadığını bilmediğimiz sürece yalnızlığa ve sonsuz acıya mahkum kalırız. Aynı şey mutluluk veya fikirler için de geçerlidir. Bambaşka fikirlere sahip olduğumuz şu zamanda yalnız hissetmemek için diğerlerinin de aynı düşündüğünü bilmeliyiz.

BarrySanders’ınÖküz’ün A’sı adlı kitabında klişelerin önemi üzerinde durulmuş. Kitabı okuduğumda en beğendiğim kısım buydu. Gerçi onun klişelerden bahsettiği, dilimizde kalıplaşan deyişlerin sözlü kültüre olan etkisiydi. Masallar, tekerlemeler, öyküler ancak klişeleşirse nesilden nesle aktarılabilirdi. Ama bu konuyu kolaylıkla günümüzle de bağdaştırabiliriz. Mesele kitaptan bir paragraf:

            “….Akıllı bir kralın çocuğu olacaksa mutlaka üç tane olur. Kahraman, savaşmak için yollara düştüğünde mutlaka karşısına üç ayrı tehlike çıkar. Yoksul ve öksüz çocuğun varlıklı ve asil bir aileden geldiği günün birinde anlaşılır. Her zaman kurşuni dalgalar kumsalı yalarken çocuk ala tayının sırtında dörtnala uzaklaşır.”

Gerçekten de öyle. Bir kitap okurken/film izlerken genelde kahramanların zafere ulaşacağını, kadının aşkı yeniden bulacağını, ayrılıkların son bulacağını biliriz. Öyleyse neden okumaya/izlemeye devam ederiz? Çünkü o tanıdık hisse ihtiyacımız olduğunu içten içe biliriz. Aynı masalı tekrar tekrar okumak gibi, bir filmi defalarca izlemek gibi; boşlukta savrulduğumuz zamanlarda bildiğimiz bir şeylere tutunmayı seçeriz. Bunun ne kadar gerekli olduğunu da nadiren fark ederiz.

Herkesten farklı olmak zorunda değiliz. Hayatımızdaki en güzel anların çoğu klişelerden oluşur.

Evden çıkarken annemizin “Sıkı giyin, üşüteceksin!” demesi klişedir.

Bir bebek ilk kelimesini söylediğinde ailesinin bunu herkese anlatması,

İki sevgilinin yıldönümlerinde birbirlerine kalpli süsler alması,

O gün yataktan kalkmamayı seçip tüm günü tatlı bir tembellikle geçirmemiz,

Pazar günleri patates kızartması kokusuyla uyanmamız,

Bir şarkıyı hep bir ağızdan söylememiz klişedir;

Ve klişeler güzeldir.

 

Yorumlar (0)