banner2

banner1

16.08.2020, 23:36

Kaçınılmaz gerçek: Deprem

Bağı, bahçesiyle, gölü, deniziyle, dağı, ovasıyla, yaylası, kanyonuyla güzel,

toprağının bereketiyle vaz geçilmez,

insanıyla, kardeşliğiyle bütün,

toprağının üstü kadar altı da zengin memleketim.

Altında zenginlikle birlikte 3 koca fay hattı olan memleketim.

Deprem gerçeğini herkesin kenara attığı, ah canım memleketim.

--- ∞ ---

Neden hep bize en çok yara verecek olanları göz ardı ederiz, umursamayız? Savaşamayacağımızdan mı, yenemeyiz korkusu mu, yoksa göz görmeyince gönül katlanır mottosu mu?

Peki ya nereye kadar görmeyeceğiz, uyarıları duymayacağız, konuşmayıp lal olacağız?

Deprem bir gerçek, hem de çok büyük çok korkunç bir gerçek.

Bilmeyen varsa dünyada sadece 4 tane bulunan deprem müzesi ilimizde, hepimizin kolayca ulaşabileceği bir konumda bizi gerçeklere davet ediyor fakat biz onu da görmüyor, yüzleşmemek için gitmiyoruz.

Hiç birimiz evlerimizdeki eşyaları depreme uygun sabitlemiyor, birçoğumuz deprem anında ne yapmamız gerektiğini bile bilmiyoruz. Her deprem haberi sonrasında korkuya kapılıp deprem çantaları hazırlıyor, birkaç gün geçmeden çantaları boşaltıyor ya da ulaşamayacağımız bir yere kaldırıyoruz.

Fay hattının üzerinde büyüyen çocuklarımız depremin sözlük anlamını dahi bilmeden büyüyor.

Evlerimizin deprem dayanıklılık testlerini yaptırmıyoruz, canımızı hiçe sayıyoruz.

Zemin sıvılaşmasının en üst seviyede olduğu lokasyonlara siteler yapıyoruz. Rant uğruna ailelerimizi depremde balçığın içine gömülmeye terk ediyoruz.

Bir çoğumuz acil yardım bilmiyoruz. Depremde ıslık çalanları duymak için sessiz olmamız gerektiğinden dahi haberdar değiliz. Telefon açmadan sadece sms ile haberleşmenin daha sağlıklı olacağını bilmiyoruz. Depremin bizi öldüreceğini biliyor, önlemle kurtulabileceğimizi bilmiyoruz.

Üzerinden den tam 21 yıl geçmiş. Üniversite arkadaşımı kaybettiğim, akrabalarımı kaybettiğim, gençlik çağımın en korkunç günleri 21 yıl öncede kalmış. Peki ya yenisinin zamanı belli mi? 1 dakika kalmış gibi hareket etsek ya? Toplumu değiştirmek için önce kendimizden başlasak ve kaybı minimize etsek?

Kaybettiğimiz canlar olacak.

Kaybettiğimiz cananımız olacak.

Kaybettiğimiz canımız…

Belki de evlerimizi, arabalarımızı, kazanmak için yıllarımızı verdiğimiz her şeyimizi kaybedeceğiz.

Önlem almak için 1 dakika daha yok, her şeyimizi depreme 1 saniyede vereceğiz.

Aldığımız önlemler sadece deprem anını değil, sonrasını da güvence altına almalı. Canımızı kurtardıktan sonra malımızı da arayacak gözlerimiz. Bir de bakacağız ki her şey yerle bir olmuş.

Çizilmesin diye yol üstüne park etmeye kıyamadığımız arabalarımız, yıkılan binaların altında kalmış. Binada evimiz de varmış. Hani şu sahip olmak için yıllarımızı canhıraş çalışmakla geçirdiğimiz betonarme hazinemiz. Ne yapacağız onlar da gidince?

Peki ya nasıl önlem alabiliriz buna? Sigortacı olarak buna değinmeden geçmek istemedim.

Evlerimiz için yaptıracağımız bir zorunlu deprem sigortası (DASK) yaşayacağımız kaybı hafifletecek, depremde kaybettiğimiz evimiz için tazminat ödemesi yapacak.

peki ya eşyalarımız? konut sigortanızla eşyalarınızı da sigortalatabilirsiniz. Dilerseniz evinizi de konut sigortası poliçesine dahil ederek deprem dahil tüm risklerinizi sigortalatabilirsiniz.

Arabanız için alacağınız kasko poliçesi sizi tüm hasarlara karşı koruduğu gibi deprem riskine karşı da koruyacak.

Yani biz her halükarda kaybedeceğiz depreme karşı ama sigortalı olanlar sadece canını düşünecek, olmayanlar dizlerini dövecek.

Zorunlu deprem sigortası için fikir olması açısından bir hesaplama yaptığımızda 1.derece deprem bölgesi olan Sakarya’nın en kalabalık ilçeleri Adapazarı ve Serdivan’da 2000 yılından sonra yapılmış 100 metrekare betonarme bir daire için 1 yıllık deprem sigortası primi sadece 240 TL.

Bir çoğumuz sigara kullanıyoruz yahut dışarı çıkıp kahve içiyoruz. Çok değil sadece 1 ay bunlardan feragat ederek bile sigortanızı çok rahat yaptırabilirsiniz.

Unutmayın, sigortaya 1 kez ihtiyacınız olur.

Ve yine unutmayın ki sigorta, acentesinden alınır.

Yorumlar (0)