banner2

banner1

11.11.2019, 10:39

İntihar olgusu üzerine

  • Fatih’te 4 kardeş evlerinde ölü bulundu.
  • Antalya’da 4 kişilik aile evlerinde ölü bulundu.

Bu iki haberin peş peşe gelmesi, “toplu intihar” olgusunun gündemde derinlemesine tartışılmasına ve akabindebirçok sorunun doğmasına sebep oldu. İntiharlar önlenebilir miydi? İntihar mı cinayet mi? Yoksulluğun boyutları nelerdi? Asıl sorumlular kimdi?

Okullarda rehberlik servisinde kendine zarar verme düşüncesinde olan öğrencilerle görüşürken kullandığı ifadelere çok dikkat etmemiz gerekir. Daha önce kendine zarar vermeyi denemiş mi? Ailesinde intihar eden var mı? Öğrencinin geleceğe dair planları var mı? Konuşurken geniş zaman mı kullanıyor geçmiş zaman mı? (Polis olmak istiyorum/Polis olmak istiyordum) Bu gibi sorularla öğrencinin hikayesini geniş çerçeveden incelemeyi amaçlarız, böylelikle onu olumsuz düşüncelere sürükleyen altyapıyı görmeye çalışırız.

Bu örnekte olduğu gibi intihar asla tek bir sebebe indirgenerek incelenemez. İntihar, birbirine bağlı halde ilerleyen birçok sebebin birleşiminden meydana gelen bir olgudur. Çoğu zaman görünen sebeplerin altında yatan daha onlarca faktör ortaya çıkar. Bu sebeple yukarıdaki iki toplu intiharın sebebine kısaca “yoksulluk” demek sorunu dışsallaştırıp tek bir faktöre bağlamaktır. “Yoksulluk onlara başka bir seçenek bırakmadı.” “Borçları yüzünden böyle oldu.” “Yardım alsaydılar bunlar yaşanmazdı.” İfadeleri böylesine karmaşık bir olguyu açıklamak için yetersizdir.

                İntiharı salt dışsal sebeplere bağlamanın bir diğer tehlikesi de kişiden sorumluluk duygusunu alarak ondaki “kendi hayatını koruma” yükümlülüğünü ortadan kaldırmaktır. Böyle bir düşünce örüntüsü öncelikle intiharı, ardından da cinayeti hayat şartlarının doğal bir sonucu olarak görmeye kadar uzanabilir. Kişide “Bana başka bir çare bırakmadılar,” düşüncesi yer ettikten sonra kendini öldürmesiyle bir başkasını öldürmesi arasında kesin bir fark görebilir miyiz? Kaldı ki, Antalya’daki toplu intiharın kurbanlarından ikisi daha ne olup bittiğini bile anlayamayacak yaşta olan iki çocuktu. Bir babanın/annenin önce çocuklarının canına kıymasını kısaca “iman eksikliği” ya da “ekonomik şartlar” olarak açıklayabilir miyiz? Buna benzer bir durum bir süre önce oğluna pantolon alamadığı için intihar eden babada da görülmüştü. Görünen sebep buyken çoğu kimse alt sebepleri, babayı bu vahşice sona sürükleyen olaylar zincirini incelemek istemedi. Bunun yerine sıklıkla “bir pantolon uğruna…” ifadeleri kullanılıp durdu.

Bu yüzden bir intiharın/intihar girişiminin sebepleri, aşağıdakine benzer sorular açık bir şekilde cevaplanamadan anlaşılamaz:

  • Ailesinde psikolojik rahatsızlıklar yaşayan birey var mıdır?
  • Önceden intihar girişiminde bulunmuş mudur?
  • Etrafında intihar eden yakınları var mıdır?
  • Çocukluk yaşantısı nasıldır?
  • Yaşadığı acıları değerlendirme biçimi nasıldır?
  • Ekonomik yaşantısı nasıldır?
  • Aile yaşantısı nasıldır?

Yazımı bitirmeden önce oldukça kritik başka bir noktaya değinmek istiyorum: İntiharın “onurlu, gururlu bir davranış” olarak nitelendirilip “Zaten başka çaresi yokmuş,” noktasına kadar getirilmesi, birçok insanın kaldıramayacağı şartlarda yaşam mücadelesi vermeye devam eden insanlara büyük bir haksızlıktır. Ne yaşam öylece sonlandırılabilecek kadar ucuzdur, ne de intiharın gururlu bir yanı vardır. İntihar üzerinde özensizce konuşulmadan önce yaşamını mücadeleyle geçiren, hassas bir noktada bulunan insanların durumu da göz önünde bulundurulmalı, konuya hassasiyetle yaklaşılmalıdır.

Yorumlar (0)