banner2

banner1

22.08.2020, 16:33

İletişimsiz Medya

Son zamanlarda yazmak istediğim bir konuydu “sosyal medya”. Ama gündemimiz o kadar yoğun oldu ki bu konuya dair ne zaman bir iki kelime yazsam gündeme “bombalar” düştü.

Sosyal medya günümüzde büyük bir yer kaplıyor. En küçüğümüzden en büyüğümüze herkesin sosyal medya hesabı yada hesapları var. Herkesin her konu hakkında söylecek sözcükleri, fikirleri var. Bu en doğal hakkımız en nihayetinde. Bizi asosyal kılan ise sadece sosyal ortamlarda bu paylaşımların esiri olmamız. Gündemi takip etmeden, içinde yer almadan sadece sosyal medyada bazı kesimlerin oluşturduğu haberlere bağlı kalmamız. Hayat görüşlerini bu mecralardan oluşturup gerçek hayattan uzaklaşmaları ciddi bir problem haline geldi.

Belki bu anlayış bile kötü olmayabilir. Ama bunun getirdiği yeni bir sözlük ve fikir beyanları oluştu. İletişimin hayatımızın en önemli parçası olduğu bu dönemde fikir beyanlarının farklı yorumlanması ilişkileri son derece kötü etkileyebiliyor. İlişikiden kast ettiğim sadece iki arkadaş ilişkisi değil. Muhakkak ki devlet-vatandaş ilişkisi, siyasi görüş ilişkileri, iş ilişkileri, spor klüpleri-taraftar ilişkileri de bu kapsamda değerlendirilebilir. Bu işikilerin kapsamını ifade ediş biçimleri belirliyor. Ve bazen bu ifadeler hakaretlere, küfürlere, bir başkasının alanına müdaheleye ulaşabiliyor.

Maalesef ki kişisel haklarımızın ihlal edildiği bu müdahaleler suç teşkil ediyor. Bunu önlemek  ya da azaltmak için siber suçlarla ilgili devletin ilgili kurumları artık daha aktif çalışıyor. İnternet kısıtlamaları uygulanıyor. Peki suçu azaltmak için bu uygulamalar yeterli mi? Şahsi fikrim bu uygulamalar toplumu başka kanallara ve çözüm önerilerine götürüyor. Her baskı unsuru başka bir çözüm için zemin hazırlıyor. Meseleye daha başından yaklaşmak gerekiyor. Öncelikli önerim herkesin kimlik numarasıyla sosyal medya platformlarına üye olmaları. Herkesin tek hesabı olmalı. Böylece kayıt ve takip sistemleri daha ulaşılabilir olacaktır. İkinci aşama olarak fikir ve ifade özgürlüklerinin sınırı daha keskin çizgilerle belirlenmeli ve toplumla paylaşılmalıdır. Üçüncü adım ise cezaların herkes için aynı mesafede ve uygulanabilir olması konusu. Adalet sistemi işleyişine girmek istemesemde vatandaşların cezaların herkese aynı şekilde uygulanmasına inanması hangi siyasi görüşe sahip olursanız olun olmaza olmaz bir unsur durumundadır.

Bu önerilerin hepsinin temeli eğitime dayanıyor. İnsanları sadece kurallarla, yasaklarla belli noktada tutamazsınız. İnsanları neyi, neden yapmaları ya da yapmamaları gerektiğini, insan haklarını, saygıyı öğretmek zorundasınız. Yani temel eğitimleri belli bir esas ile yapmak zorundasınız. Farklı esaslara, farklı dayanak noktalarına göre yetişen insanların birbirini anlamaları mümkün olmuyor. Günümüzde buna sık sık rastlıyoruz.

Bu konuya ilişkin görüşlerimi ilerideki günlerde farklı yaklaşımlarımla ifade edeceğim. Çünkü hiç bir konu kendi başına bağımsız değil. Yaşadığımız her olay, uğrağtığımız her konunun aslında birbirine bağlı olduğunu anlamamız gerekiyor. Eğitimden, siyasete, adaletten sosyal medyaya, iş kazalarından ekonomik yapılanmalara kadar. Birini değerlendirirken diğerine değinmeden yada anlamadan ilerlemek mümkün değil.

Selametle...

Yorumlar (0)