banner2

banner1

29.08.2020, 17:33

İletişimli Medya

Geçen hafta sosyal medya kısıtlamaları konusuna başka bakış açılarıyla yaklaşmaya çalıştım. Aldığım eleştirilerden bazılarında bu kısıtlamaları tam anlamıyla savunduğum gibi imaj oluşmuş. Bu eleştiriler kısmen haklı, kısmen haksız…

Öncelikle belirtmek isterim ki hangi rejime, hangi düşünceye inanırsanız inanın her düşünce kendine aykırı düşünceleri sevmez, istemez. Aykırı düşüncelerin olgunlaşmadan filizlenmesini engellemeye çalışır. Ama bunu sert kullanarak yapar ama demokratik gözüken yollarla.

Sosyal medya kısıtlama düzenlemeleri de bu ölçüde değerlendirilebilir. Ama kabul etmemiz bir gerçek var ki internet dünyası, gerçek hayatın önüne geçmeye başladı. Günlük hayatımızı kurallara göre yaşıyorsak ve bu kuralların cezaları varsa sanal dünya içinde belirli kurallar olmak zorunda. Geçen hafta yazımda anlatmaya çalıştığım da tam olarak buydu. Kurallar olmalı ama bu herkese eşit ve uygulanabilir olmalı.

Sanal dünya serbestlik, sanal dünya kendimiz olduğumuz yer diye ifadeler okuyor ve duyuyorum. Buna saygı duyuyorum lakin bu düşünceye sahip olanlarında saygısını göstermesi gereken durumlar var. Özgürlüklerinin başka bir bireyin özel sahasına girdiğinde bittiğini; hakaretin, küfrün, tehdidin bir suç olduğunu bilmeleri gerekiyor. Evet sevmediğimiz, fikirlerine kesinlikle karşı olduğumuz bir sürü insan var. Evet ekonomik anlamda zor günler geçiriyoruz. Sokaklar, tabiri caizse “alev alev yanıyor.” Ama bu sebeplerin hiçbiri fikirlerimizi ifade etmek için başkasının alanına girme hakkını bize vermiyor. Aksine bir fırsat sunuyor. Fikirlerimizi ifade edebileceğimiz her ortamı, her şansı sonuna kadar hakkıyla kullanmayı denemek zorundayız. Buna mecburuz. Çünkü inandığımız değerlerin ne demek olduğunu önce bizim özümsememiz gerekiyor. Kendi hayatımızda tatbik edip çevremize yansıtmamız gerekiyor. İşte o zaman fikirlerimiz bir anlam ifade etmeye başlayacak. O zaman anlattıklarımız kulaklara değil de kalplere nakşetmeye başlayacak. Ne demişler “davranış, sözden efdaldir.”

Düşüncelerinizi anlatmanın tek yolu da sosyal medya değil. Ben verdiğim her eğitimde muhakkak düşüncelerimden bahsediyorum. Evet salondaki 50 kişiden sadece bir iki kişinin kafasında soru işareti oluşturabilirsem ya da evde çocuğuna anlatabileceği, öğretebileceği bir şey paylaşırsam bu benim için yeterli oluyor. Çünkü derdimiz toplumu tümden değiştirmek değil ki zaten. Eğer böyle bir hedefle yazıp çiziyorsanız kusura bakmayın biraz hayalperestsiniz demektir. İnsan kendi çevresine bile direkt etki edemezken nasıl olur da herkesi aynı anda değiştirir. Yavaş yavaş, sindire sindire… Çünkü sindirilmesi o kadar kolay olmayacak. Bunca zamandır bize diretilen putlar, kalıplar var. Bu kalıpları üstümüzden atmak ancak bir tırtılın kelebeğe dönüşmek için gösterdiği hassasiyete ve sabra ihtiyacımız var.

Konunun farklı anlaşılmaması için belirtmek isterim ki bir kesim adına konuşmuyorum. Bu da benim düşüncelerimi aktarma şeklim diyebiliriz aslında. Vermek istediğim örneğin anlaşıldığını düşünüyorum. Herkese sevdikleriyle mutlu hafta sonular.

Selametle…

Yorumlar (2)
Nermin işbilir 7 ay önce
Yüreğine kalemine sağlık
TAMER işbilir 7 ay önce
Herkes mutlu olsun inşAllah