banner2

banner1

15.08.2020, 14:35

Her gün ölüyoruz

                Biz kadınız. Gülüyor, eğleniyor, özlüyor, bağlanıyor, dua ediyor, geziyor, aynaya bakıyor, günbatımında yürüyoruz. Ama daha çok ne mi yapıyoruz? Ölüyoruz. Her gün birer ikişer. Evliysek eşimiz, değilsek sevgilimiz, o da yoksa yoldan geçen biri tarafından öldürülüyoruz. Suçumuz ne mi? Mutlaka bir kusurumuz oluyor. Gece dışarı çıkmış oluyoruz mesela. O gün kısa bir etek giyiyoruz. Biraz fazla sesli gülüp dikkat çekiyoruz. Bir eve gidiyoruz. Bir evden çıkıyoruz. Evimize gidiyoruz.

                Sonunda hep ölüyoruz. Her gün birer ikişer.

                Öldürülsek de suçluyuz, ölmeyip hayata tutunsak da. Sesimiz yeterince çıkmıyor. -Hanımefendiler o kadar yüksek sesle konuşmaz- Sussak zamanında neden konuşmadı diyorlar. Yürekler ve bedenler paramparçayken aile bütünlüğü diyorlar. Polis merkezinden çıkıp evine neden gitmiş, öldürüleceği belliydi diyorlar. Bunların hepsini tabutların başında evlatlar, kardeşler, babalar feryat ederken ekranlarının başında donuk bakışlarla söylüyorlar. Korkunç.

                Ortadan kayboluyoruz. Üç gün, beş gün, bir hafta, bir ay… Ama asla dirimize ulaşamıyorlar. Sesimizi sadece katilimiz duyuyor. Bazen eşimiz döverken komşularımız da duyuyor, ama aile işine karışılmaz, karı koca onlar, elbet kavga gürültüleri de olacak deyip bir bardak daha çay dolduruyorlar. Polise gidebilenlerimiz öpüşüp barıştırılıyoruz, eve gidince de dayaktan öldürülüyoruz. Hep öldürülüyoruz. Aile birliğimiz aile mezarlığımız haline geliyor. Biz yetmiyoruz, çocuğumuz ve kardeşimiz de yanımıza gömülüyor. 

                Öldürülmediğimiz zamanlarda tacize ve tecavüze uğruyoruz. Evliysek eşimiz, değilsek sevgilimiz, o da yoksa yoldan geçen biri tarafından tecavüz ediliyoruz. Şanslı olanlarımız (!) tecavüzden sonra utançtan yerin dibine giriyor, şanssız olanlarımız da toprağın altına. Şanslılarımız utançtan kurtulamıyor, anlatırken ezilip büzülüyor. Karşıdaki yargılamasın diye “Aslında kendimi savunacaktım,” diyorlar. Karşıdaki yine de yargılıyor. Öldürülmeyip hayata devam etsek bile her geçen gün daha derin bir çukurun içine gömülüyoruz. Ne yaralarımız iyileşiyor, ne kalbimiz yeterince atıyor. Nefes alan boş bedenlere dönüşüyoruz. Kirliyiz çünkü. Üzerimizdeki çamur asla silinmez. Ancak bir akrabamız silahı çekip vurursa temizleniriz. İşte, artık tertemiziz. Toprağın altında kimseye zararımız dokunmaz.

                Sonunda hep ölüyoruz. Her gün birer ikişer.

                Sesimizi kim duyacak?

Yorumlar (0)