banner2

banner1

07.10.2021, 09:15

HAYVANLARI KORUYOR MUSUNUZ?

Her yıl 4 Ekimde kutluyoruz hayvanları koruma gününü.

Dostlarımızla çekilmiş fotoğraflar paylaşıp onların ve yaşam alanlarının korunması, doğru beslenebilmeleri gibi temel konulara dikkat çekiyoruz, çeşitli kampanyalar düzenleniyor bu güne özel ve yine bu güne özel sokak hayvanları için beslemeler yapılıyor.

Sonra?

Hayvanları koruyabiliyor muyuz gerçekten?

Mesela, 14 Temmuz 2021’de koruyabildik mi flamingoları? Hatırlarsanız tuz gölünde bu yıl binlerce flamingoyu kaybettik.

Veya yine bu yıl Antalya Belek’te yavru caretta carettaların ölümüne engel olabildik mi? Neden öldüklerini siz unuttuysanız ben hatırlatayım, kumsala konulan ahşap yürüme bandının altında kalarak telef oldular. Bir hatırlatma daha caretta carettaların nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya.

Peki ya hayvanat bahçesinde esir tutulan hayvanlar?

Geçtiğimiz haftalarda uzun uzun yazmıştım ne kadar acı çektiklerini, doğal ortamlarından uzak, tutsak olduklarını. Uçsuz bucaksız okyanuslarda yüzmeleri gerekirken yunusların, yunus parklarında ki küçücük havuzlara hapsedilmelerini engelleyebildik mi? Koruyabiliyor muyuz onları?

Muğla’da küçücük, kimseye hiçbir zararı olmayan sincabın tüfekle evet tüfekle vurulmasını engelleyebildik mi?

Şehirde yaşamaya çalışan kedileri, köpekleri insan zulmünden koruyabiliyor muyuz peki? Dayak yiyen, tecavüze uğrayan, saçma sapan büyü tutkusu için kuyruğu kolu bacağı kesilen kedileri koruyabiliyor muyuz bu canilerden? Şehir merkezinde ki çarpık yapılaşma, her taşın altından çıkan insan eli doğal ortam bıraktı mı gerçekten onlar için?

Kabul edelim doğal ortam diye bir şey kalmadı. Kapısının önüne bir kap su bir kap mama koyuyor duyarlı insanlar ama bazen o kapların çöplere içinde ki mamalarla birlikte atıldığını duyuyorum.

O halde yukarıda sorduğum soruların cevabı ortada ama ben yine de söyleyeyim size!

Hayır koruyamıyoruz.

Ne flamingoları, ne caretta carettaları, ne kedileri ne de köpekleri.

Neden biliyor musunuz?

Çünkü onları can olarak kabul eden ve anında ceza kesen bir sistemimiz yok. Köpeğini tekme tokat döven adam sokaklarda, köpek bakım evinde muhtemelen birkaç gün sonra ya sokakta ya da yine o caninin elinde.

Hiyerarşik düzende ki büyüklerimiz hayvanların yaşam haklarına saygı duyup, caydırıcı yasa çıkarmadıkça ve bu yasa uygulanmadıkça onların korunabilmesi pek mümkün değil.

Çok güzel insanlar var tanıdığım. Yaralı veya hasta gördüğü hayvanı tedavi ettirmek için çırpınan, gözünün gördüğü tüm hayvanları beslemeye çalışan, onları kesinlikle tenzih ediyorum. Ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar ama yetmiyor, yetmeyecek. Hayvan severlerle birlikte hayvan sever adı altında hiçbir şeyi dinlemeden, anlamadan feveran edip, her şeyi zorlaştıran insanlar da var. Bu dengesiz düzen hayvanlara yapılacak olan faydalı süreci geciktiriyor ve olan yine hayvanlara oluyor.

Soğukta sokakta, insanların zulmünden, kazadan, beladan, her türlü şiddet ve istismardan korunmaları için artık değer görmeleri gerekiyor. Yasa çıksın ve uygulansın diye talepkar olan insanlarla örneğin dalga geçmek veya dalga geçer gibi sorular sormak yerine, talebi dikkate almak gerekiyor.

Bu meseleyi dikkate alıp, sorumluluk duyup, iyileştirmek için neden bu kadar duyarsız kalınıyor bilmiyorum ama artık lütfen hayvanların canı yanmasın.

Onların acı çektiklerini görmeye, şiddete ve her türlü eziyete maruz kaldıklarını görmeye veya bilmeye gerçekten tahammül edemiyorum.

Üstelik bu yıl yasa çıktı diye sevinirken köpeğine şiddet uygulayan adamın dışarı çıkmasına, ceza almamasına katlanamıyorum.

Onlar can. Nefes alıyorlar, kalpleri var. Küçücük bedenleri ile dünyaya geldiler, bizden daha az yaşıyorlar, metabolizmaları öyle.

Bırakalım artık ömürlerini huzur içinde yaşasınlar.

Mesele de kapının önüne bir kap su bir kap yemek koymaktan ibaret olsun.

Şiddetten, eziyetten, zulümden uzak bir hayat istiyorum onlar için.

Herkesin istemesi dileğiyle...

Yorumlar (0)