banner2

banner1

13.10.2021, 09:10

HAYATIN TATLARI VE HAYATIN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

DEMOKRASİ Mİ, ŞİRKETOKRASİ Mİ?

Devlet, var olduğu çağlardan beri belli hizmetleri karşılamak amacıyla kişi ve kurumlardan vergi toplar. Önceleri şehir veya birkaç şehirle sınırlı küçük bir topluluktan oluşurken giderek büyümüş, eskiden güneşin hiç batmadığı imparatorluklardan İngiltere ve Avrupa ile Asya’nın bir bölümüne hâkim Osmanlı İmparatorluğu gibi gerçek imparatorluklara benzeyen (ABD ve AB) bugünün devletleri çok uluslu imparatorluk haline gelmiştir. Burada en önemli bileşen güvenlik ile savunma ve bunu sağlama gerekçesiyle vergi olagelmiştir. Zamanla gelişen ve değişime uğrayan devletler kapitalizmin oluşmasında topladığı vergilerle, ya alt yapıları hazırlayarak, ya alan açarak, ya da kaynak aktararak çok önemli katkılar sağlamıştır. Devletin asıl amacı tıpkı bileşenlerde olduğu gibi iç güvenlik ve dış güçlere karşı ülkeyi savunmak amacıyla olduğu gibi, adalet, eğitim, sağlık hizmetleri vermek içinde vergi toplamaktır. Sağlıklı, eğitimli ve adaletli bir toplumla geleceğe ulaşmak her ülkenin amacıdır. Bu yüzden toplanan vergilerin büyük bölümü bu konularda harcanır. Devlete vergi vermek yurttaşlık gereğidir. Vergi vermeyen o devletin yurttaşı olamaz. Vergi için Amerikalılar, “Hayatta iki şeyden kurtulmak mümkün değildir; ölüm ve vergi!” derler. Amerikan devleti varlığını ve gelişmesini yerleştirdiği bu anlayışa borçludur. Lakin yerleşmiş olan vergi ödeme alışkanlığı vergi ödememe fikrini yok edememiştir. Liberallerin, yani demokrasi yerine şirketokrasiyi isteyenlerin bu fikri savunduklarını görürüz.

Liberaller önceleri devletin üretim aşamalarından çekilmesini, kendileriyle halk arasında hakemlik yapmasını isterlerdi. Daha sonra kendilerine yapılan kaynak aktarımını yetersiz görerek verginin en aza indirilmesini, hatta kaldırılmasını önerir oldular. Küreselcilik bunun biçim kazanmış halidir.

Dünyada demokrasi ve liberalizm kavgası vardır. Küreselcilik, liberalizmin bir sonraki aşamasıdır. Küresel yapı şirketlerin devletin yerine geçmesini amaç edinmiştir. Demokrasi, güçlerin ayrılığı ve birlikte eşit ağırlıkta var olması demekken, liberalizm güçlünün güçsüzü ezmesi, devleti ortadan kaldırmasıdır. Bu durumda çıplak yurttaş savunmasız durumdadır. Şirketokrasi denen şey bugün dünyada çok güçlüdür. Bütün ahlaki değerlerin değişme sebebini buna bağlamak kanımca yanlış olmaz. Şirketler eliyle sınırlar aşılmış, ticaret yerküreyi kaplar hale gelmiştir. Çok az konu ve uğraşanı yerel boyutta kalmış durumdadır. Hatta yerel kalmak bir ölçüde ayıplanmaktadır. Bildiğiniz gibi artık şirketler uluslararası evlilikler yaparak tüm dünyada giderek büyümektedirler. Ayrıca büyümenin yatırım yapma gerekçesiyle vergiden kurtulmayı sağladığı unutulmasın.

Geçenlerde İngiltere’de G7 zirvesinde vergi konusu konuşuldu. Amaç vergi oranlarını en aza düşürmekti. Haberi yapan gazete şöyle diyordu:

“(...) küresel şirketlerin, tamamen muafiyet kazanma veya ödenecek miktarı en aza indirme yolundaki ısrarlı çabaları da görmezden gelinemez. Şimdi, bu konuda ortaya konulan yeni uluslararası mutabakat çerçevesinde farklı bir şeride girişin, kimilerine göre; Küresel Vergi Reformu sürecinin ilk adımı atılmış oluyor.”

Bu haberin ulusal devletlerin sonunu haber verdiğini düşünüyorum. Haberin devamındaki Uluslararası vergi düzenlemeleri açısından ‘yüzyılın reformu’nu başlatan adım olarak selamlanan bu mutabakat detayı sizce de bu anlamı taşımaz mı? Tamda bu anlamı taşıdığını aşağıdaki satırlar haykırıyor adeta:

“Son yıllarda, dijital gelişme platformunun dev kuruluşları ve önde gelen ‘Dünya Markalarının’ sahibi şirketlerin, ‘daha az vergi ödemek’ adına izledikleri yollar ve yararlandıkları metodlar üzerinden eleştiriye konu edildiklerini biliyoruz. Teknik olarak, ‘matrah aşındırma ve kâr kaydırma’ şeklinde tanımlanan ama özünde; ‘vergiden kaçınma’ amacı taşıyan politika ile uygulamalara ev sahipliği yapan birtakım mekânların, yakın zamanlarda, uzak coğrafyalara; egzotik beldelere ve posta kutularına sıkışıp kalmaktan kurtularak, Avrupa’nın merkezine de yayıldıkları gözleniyor; İrlanda bu konuda başı çekiyordu.” 

Vergiyi ölüm olarak kabul eden şirketokrasiler araya giren korona hastalığı ile uğradıkları iş kayıplarını dayattığı reflesyonist - cansuyu sağlayıcı destek politikalarının tüm ülke hazinelerine getirdiği parasal yük ve yükselen kaynak ihtiyacı ile giderme şansını yakalamışlardır.

Blockchain ile taşınmazların küresel kayda alındığı noterlik, bitcoin ile paranın kimliğe ekli kredi niteliğinde bir sayı olmasıyla alt yapısı hazırlanan küreselciliğin ulusal yapıları teknoloji ile yok etmeye uğraştığını eklersek, insanın varacağı yerde şirketokrasi ile demokrasiden uzaklaştırılacağını görmek hiçte zor değildir.

Yorumlar (0)